English-Turkish translations for moving:

hareketsiz, hareketli · hareket etme · taşıma · hareket eden · hareket eder · taşınma · dokunaklı · etkili · haraket · oynak · geçme · acıklı · hareket verici · oynar · other translations

moving hareketsiz, hareketli

It's a good move for you. It's a really good group over there.

Senin için iyi bir hareket, İyi bir grubun var, bekle.

Sir, I think we should move faster than that.

Efendim, sanırım bundan daha hızlı hareket etmeliyiz.

Don't worry, but don't move.

Endişelenme ama hareket etme.

Click to see more example sentences
moving hareket etme

Well, then you'd better move fast, don't you?

O zaman hızlı hareket etseniz iyi olur, değil mi?

You're moving so fast that I

Çok hızlı hareket ediyorsun ve ben

No, no, you're just moving move slowly.

Hayır, hayır, sadece hareket et Yavaşça

Click to see more example sentences
moving taşıma

My parents moved to this country for a better life, and I still believe in that.

Ailem daha iyi bir hayat için bu ülkeye taşındı ve ben hala buna inanıyorum.

After the war, Granddad moved to the United States and bought a farm in northern Oklahoma.

Savaştan sonra, Büyükbabam Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Ve kuzey Oklahoma bir çiftlik satın aldı.

Buy a dog and move.

Bir köpek al ve taşın.

Click to see more example sentences
moving hareket eden

Is there something moving in here?

Burada hareket eden bir şey mi var?

There's something moving around in there.

İçinde hareket eden bir şey var.

There's something moving out there.

Dışarıda hareket eden bir şey var.

Click to see more example sentences
moving hareket eder

I swear to God I saw something move in there.

Yemin ederim, orada hareket eden bir şey vardı.

This is my job. I move quickly.

İşim bu, Çok hızlı hareket ederim.

And they move around the entire sun.

Ve tüm güneş boyunca hareket ederler.

Click to see more example sentences
moving taşınma

But some other things happened after Peter died and and I decided to move up here.

Ama Peter öldükten sonra diğer bazı şeyler de oldu.. Buraya taşınmaya karar verdim.

That's when I decided to move to Los Angeles.

İşte o zaman Los Angeles'a taşınmaya karar verdim.

It's moving day for Larry and Donna Smith.

Larry ve Donna Smith için taşınma günü.

Click to see more example sentences
moving dokunaklı

It's a very moving story.

Bu çok dokunaklı bir hikâye.

A very moving story.

Çok dokunaklı bir hikaye.

How touching this move is!

Ne kadar dokunaklı bir hareket!

Click to see more example sentences
moving etkili

It's a powerful move.

Çok etkili bir hamle.

She was obviously very moved!

Belli ki çok etkilenmiş.

They move quickly and efficiently.

Hızlı ve etkili hareket ediyorlar.

Click to see more example sentences
moving haraket

Adam, is Amador moving yet?

Adam, Amador harakete geçti mi?

Uphill, moving target, service pistol.

Yokuş yukarı, haraketli hedef, tabanca.

moving oynak

He moves like water, like a water bed.

Su gibi oynak. Ya da su yatağı gibi.

We've told Clouseau but he just laughed and said "The moving fingair writes.

Bunu Clouseau'ya söyledik, fakat o sadece güldü ve "oynak parmak yazıyor" dedi.

moving geçme

But she's ready to move on, I think you know that.

Ama o harekete geçmeye hazır, sanırım bunu sen de biliyorsun.

moving acıklı

Such a sad and moving story.

Ne kadar da acıklı bir hikâye.

moving hareket verici

Linda and I have decided to move in together.

Linda ve ben birlikte hareket etmeye karar verdik.

moving oynar

I moved a pawn, yeah.

Evet bir piyon oynadım.