English-Turkish translations for murder:

cinayet · öldürmek, öldürme · katil · işkence · adam öldürme · cinayet işlemek · cani · kanlı · katliam · suikast · ölüm saçan · other translations

murder cinayet

I know something terrible happened, something even more terrible than suicide or murder.

Korkunç bir şey olduğunu biliyorum, hatta cinayet ya da intihardan daha korkunç şeyler.

And then there was the murder weapon.

Ve bir de cinayet silahı vardı.

Roger called. There was another murder last night at your school.

Roger aradı, dün gece okulunda bir cinayet daha olmuş.

Click to see more example sentences
murder öldürmek, öldürme

Speak loud and clearly and you tell me what happened the night that Claire was murdered.

Yüksek sesle ve açık konuş ve bana Claire'in öldürüldüğü gece ne olduğunu anlat.

So James Woods murdered Stephanie, and then he murdered himself.

James Woods Stephanie'yi öldürdü ve sonra da kendini öldürdü.

You really murdered him, then.

O zaman gerçekten sen öldürdün.

Click to see more example sentences
murder katil

Listen, your father is a murderer, but it's not your fault.

Dinle, senin baban bir katil ama bu senin suçun değil.

You're a murderer a murderer.

Sen bir katilsin bir katil.

But not just any murderer,

Ama herhangi bir katil değil.

Click to see more example sentences
murder işkence

There was a murder here a few days ago.

Birkaç gün önce burada bir cinayet işlenmiş.

There was another murder last night.

Dün gece başka cinayet işlenmiş.

The L.A.P.D. thinks these legitimate business activities might be a legitimate motive for murder.

Polis bu meşru etkinliklerinin meşru bir cinayet nedeni olabileceğini düşünüyor.

Click to see more example sentences
murder adam öldürme

A man named Lee Harvey Oswald was arrested as a suspect then murdered yesterday by a man named Jack Ruby.

Lee Harvey Oswald adında bir adam zanlı olarak yakalandı sonra da dün Jack Ruby adında biri tarafından öldürüldü.

A man is murdered a mile away, and do you know what killed him?

Bir mil uzakta bir adam öldürüldü, ve onu ne öldürdü biliyor musun?

Two men were murdered last week.

Geçen hafta iki adam öldürüldü.

Click to see more example sentences
murder cinayet işlemek

You gotta admit, this is a genius place to commit a murder.

Kabul etmelisin ki, Cinayet işlemek için dahice bir yer burası.

But it's a hell of a motive for murder.

Ama cinayet işlemek için geçerli bir sebep.

It's also a perfect place to commit murder.

Ayrıca cinayet işlemek için de mükemmel bir yer.

Click to see more example sentences
murder cani

Your father's horse was stolen by a murderous criminal.

Babanın atı ise cani bir suçlu tarafından çalındı.

Ah, perhaps Bobby S had an accomplice a cold-blooded, murderous sheep.

Belki de Bobby S'in bir suç ortağı vardı Soğukkanlı cani bir koyun.

You treacherous, murderous Persian dogs!

Sizi kalleş, cani Persli köpekler!

Click to see more example sentences
murder kanlı

We found the victim's blood on the murder weapon but Hodgins found something else.

Cinayet aletinde kurbanın kanını bulduk ama Hodgins başka bir şey daha buldu.

This is cold-blooded murder.

Bu soğuk kanlı bir cinayet.

In my opinion, he's a cold-blooded murderer.

Benim gözümde, o sadece soğuk kanlı bir katil.

Click to see more example sentences
murder katliam

Betrayal, murder, genocide, call me provincial.

İhanet, cinayet, katliam, bana görgüsüz de.

And a month after that, mass murder.

Ve ondan bir ay sonrada toplu katliam.

Pentagon Papers, My Lai Massacre, Charles Manson murders.

Pentagon Belgeleri, My Lai Katliamı, Charles Manson Cinayetleri.

Click to see more example sentences
murder suikast

Was this a murder attempt?

Bu bir suikast girişimi miydi?

Specialists in murder, arson, kidnapping, military explosives

Askeri patlayıcılar, adam kaçırma kundakçılık ve suikast

Bad man armed robbery, assault, attempted murder.

Pis bir adam Silahlı soygun, suikast, cinayete teşebbüs.

Click to see more example sentences
murder ölüm saçan

A vicious, murderous monster.

Acımasız, ölüm saçan bir canavar.

You brutal, murderous, abandoned thing.

Vahşi, ölüm saçan, terk edilmiş şey.

Your f ether's horse was stolen by a murderous criminal.

Babanızın atı ölüm saçan bir suçlu tarafından çalındı.

Click to see more example sentences