museums

That you're a very talented artist and work for a museum, right? And, uh, you're a widow.

Çok yetenekli bir sanatçı olduğunu ve bir müzede çalıştığını söylediler, değil mi? ve bir dul olduğunuzu

Nine months ago he stole an extremely valuable artifact From the British museum

Dokuz ay önce İngiliz Müzesinden çok değerli bir tarihi eser çaldı

Nine months ago he stole an extremely valuable artifact from the British Museum

Dokuz ay önce İngiliz müzesinden çok çok değerli bir sanat eserini çaldı.

Or that's probably too close, maybe, like, uh, a east coast museum or just, like, Bermuda would be good.

Ya da o muhtemelen çok yakın, belki, şey, ah, doğu kıyısı gibi bir müzeye, yani, Bermuda güzel olur.

The museum doesn't have great security. But it's not the place you could sneak a body out of.

Müzenin güvenliği çok iyi değil ama bir cesedi gizlice dışarı çıkarabileceğin bir yer de değil burası.

The place is like a museum It's very beautiful and very cold

O ev, bir müzeye benziyor. Çok güzel ama çok soğuk.

Professor, what does the National Museum in Paris think about it?

Profesör, Paris'teki Ulusal Müze, bu konuda ne düşünüyor?

I'm going to open another wax museum under a different name.

Başka bir isim altında başka bir balmumu müzesi açacağım

Never. Yes, that would be like a museum.

Evet, o zaman bir müze gibi olur.

I just wanna show you something in this museum.

Sana bu müzede bir şey göstermek istiyorum.