English-Turkish translations for natural:

doğal · doğa · doğalı · doğuştan · normal · tabiat · tabii · asıl · doğallık · anadan doğma · natürel · other translations

natural doğal

And maybe being with one person for the rest of your life Isn't natural at all.

Belki de hayatının geri kalanı için bir kişi ile olmak hiç doğal değildir.

It's a natural reaction.

Bu doğal bir tepki.

Like the Bermuda Triangle, it's a natural phenomenon.

Bermuda Şeytan Üçgeni gibi bir doğal fenomen.

Click to see more example sentences
natural doğa

So, what exactly is a law of nature, and why is it so powerful?

Peki, doğa yasası tam olarak nedir ve neden bu kadar güçlüdür?

She loves nature, like me.

O da benim gibi doğayı seviyor.

That's against nature.

Bu doğaya aykırı.

Click to see more example sentences
natural doğalı

Oh, you're a real student of human nature, Hank.

Oh, sen insan doğası, Hank gerçek bir öğrenci vardır.

Yeah. Yeah, I know, but undercover work, by nature, is more methodical, all right?

Evet, biliyorum ama gizli doğası gereği daha metodiktir, tamam mı?

This is human nature. Isn't it?

İnsan doğası budur, değil mi?

Click to see more example sentences
natural doğuştan

You are a natural leader.

Sen doğuştan bir lidersin.

She's a natural born singer, right?

O doğuştan şarkıcı, değil mi?

You're a natural leader, Finn.

Sen doğuştan lidersin, Finn.

Click to see more example sentences
natural normal

She a healthy young woman going through a very normal and natural process.

Çok normal ve doğal bir süreçten geçen sağlıklı bir kadın sadece.

It ain't natural and it ain't right.

Hiç normal ve doğru bir şey değil.

It's normal, it's natural. I would, too.

Bu normal, çok doğal, ben de aynısını yapardım.

Click to see more example sentences
natural tabiat

You are a happy person by nature, and I am not.

Sen tabiatı gereği mutlu bir insansın ve ben değilim.

Mother Nature is a serial killer.

Tabiat Ana bir seri katil.

'Cause it's your nature, and I see that now.

Çünkü senin tabiatın bu, bunu şimdi anlıyorum.

Click to see more example sentences
natural tabii

No, it's the most natural thing in the world.

Tabii ki, bu dünyanın en doğal şeyi.

Yes, of course. Naturally.

Evet, tabii ki haliyle.

Well, naturally, he's your brother.

Tabii, doğal, o senin kardeşin.

Click to see more example sentences
natural asıl

Love never dies a natural death.

Aşk, asla normal bir ölümle ölmez.

That means I've always died tragically and never a natural death.

Yani hep trajik bir ölüm yaşadım ve asla doğal bir şekilde ölmedim.

Naturally, she never came.

Doğal olarak, o asla gelmemiş.

Click to see more example sentences
natural doğallık

That's only natural, honey.

Bu sadece doğallık, hayatım.

So it is a successful combination of both, so therefore, it's not pure naturalness, or unnaturalness.

Öyle ki bu ikisinin bir kombinasyonudur, bu nedenle, bu ikisinin saf doğallığı ve yapmacıklığı olmamalı.

natural anadan doğma

You're a natural-born leader.

Sen anadan doğma lidersin.

natural natürel

It's some kind of natural bandage that's got antibacterial and hemostatic properties.

Bir tür natürel bandaj. Anti bakteriyel ve kanı durduran özellikleri var.