English-Turkish translations for nearly:

neredeyse, nerdeyse · kadar · yakından · yaklaşık · civarında · az kalsın, az kaldı · hemen hemen, hemen, hemen-hemen · az daha · other translations

nearly neredeyse, nerdeyse

I nearly didn't recognize you today, but that's the whole point, isn't it?

Bugün neredeyse tanıyamıyordum seni ama olay da bu zaten değil mi?

Matthew is my only son, and he nearly died.

Matthew benim tek oğlum ve neredeyse ölüyordu.

Nearly three months, and we can't even get engaged.

Neredeyse üç ay oldu ve daha nişanlanamadık bile.

Click to see more example sentences
nearly kadar

A little child is even better, but not nearly as effective as the right kind of adult.

Küçük bir çocuk olması daha iyidir, ama bu da, doğru türden bir yetişkin kadar etkili olmaz.

That's nearly a year ago.

Yaklaşık bir yıl kadar önceydi.

The stars are as soft as flowers and as near.

Yıldızlar çiçekler kadar yumuşak ve onlar kadar yakın

Click to see more example sentences
nearly yakından

Look, is there a phone somewhere near?

Yakında bir yerde telefon var mı?

But it was near good schools, and it was in a nice area.

Ama yakında iyi bir okul vardı. Ve orası çok güzeldi.

I nearly forgot. It's your birthday soon.

Neredeyse unutuyordum, yakında doğum günün var.

Click to see more example sentences
nearly yaklaşık

Rachel and I broke up nearly a year ago.

Rachel ve ben yaklaşık bir yıl önce ayrıldık.

Nearly an hour ago.

Yaklaşık bir saat önce.

That's nearly a year ago.

Yaklaşık bir yıl kadar önceydi.

Click to see more example sentences
nearly civarında

There's an inn, The Bedford House, near Bedford Village it's about an hour from here.

Bedford köyü civarında bir han var."Bedford House" Buradan bir saat uzakta.

And Doctor, there are no psychiatric hospitals anywhere near Clifton Forge.

Ve doktor, Clifton Forge civarında hiçbir yerde psikiyatri hastanesi yok.

That's near Valley Circle, right?

Bu yer vadi civarında, değil mi?

Click to see more example sentences
nearly az kalsın, az kaldı

She nearly killed a girl today.

Bugün az kalsın bir kızı öldürüyordu.

He nearly got us killed today.

Bugün az kalsın bizi öldürüyordu.

Colonel, the man nearly died.

Albay, adam az kalsın ölüyordu.

Click to see more example sentences
nearly hemen hemen, hemen, hemen-hemen

There's something about you nearly every day.

Hemen her gün senin hakkında bir şey var.

Not with him, just near him.

Onunla değil, onun hemen yanında.

Here's Wisconsin, it's right near Canada.

İşte Wisconsin. Kanada'nın hemen yanında.

Click to see more example sentences
nearly az daha

He nearly killed me.

Az daha beni öldürüyordu.

That seal nearly got us killed.

O mühür bizi az daha öldürüyordu.

That bunch of bananostriches nearly split us.

Bu muz devekuşları bizi parçalıyordu az daha.