English-Turkish translations for new:

yeni · görülmemiş · yenilenmiş · yeni çıkmış · tazelenmiş, taze · keşfedilmemiş · modern · acemi · other translations

new yeni

But it isn't new to me, and I think this thing could be very dangerous.

Ama bu benim için yeni değil ve bence bu şey çok tehlikeli olabilir.

This will be my new home.

Bu benim yeni evim olacak.

Then you're the father of the new girl?

O zaman yeni kızın babası sen misin?

Click to see more example sentences
new görülmemiş

I want you to see other things, different, new things, talk to different people.

Başka şeyler görmek istiyorum, farklı, yeni şeyler farklı insanlarla konuşmak istiyorum.

Looks like I have a new lucky number.

Görünüşe göre yeni bir şanslı numaram var.

Everything seems so new.

Her şey yeni görünüyor.

Click to see more example sentences
new yenilenmiş

And I don't know if you have plans tonight, but I've got a brand-new dress and nowhere to go.

Bu gece için bir planın var bilmiyorum ama yepyeni bir elbisem var ve gidecek bir yerim yok.

But that's why I'm going to Ba Sing Se, for a new beginning.

İşte bu yüzden Ba Sing Se'ye gidiyorum. Yeni bir başlangıç için.

I've got a new spot.

Yeni bir yerim var.

Click to see more example sentences
new yeni çıkmış

Every day there's something new about him.

Her gün onun hakkında yeni bir şey çıkıyor.

Take a long vacation, and make some new friends.

Uzun bir tatile çık ve kendine yeni arkadaşlar edin.

Why don't you go get a new warrant?

İstersen sen git yeni bir arama emri çıkar.

Click to see more example sentences
new tazelenmiş, taze

Might be a good thing new blood.

İyi bir şey olabilir, taze kan.

Guess the look is new and fresh, but so am I.

Sanırım çok yeni ve taze görünüyor, fakat bende öyleyim.

It's a great opportunity for the show, feels like a fresh start, and it's a chance to attract a whole new audience.

Şov için harika bir fırsat. Taze bir başlangıç gibi hissettiriyor. Tamamen yeni bir izleyiciye ulaşmak için bir şans.

Click to see more example sentences
new keşfedilmemiş

He's recently discovered a new species of spider. Down in South America.

Kısa süre önce Güney Amerika'da yeni bir örümcek türü keşfetti.

A pharmaceutical company has discovered a new drug which has cured leukemia in tons of lab mice.

Bir ilaç şirketi yeni bir ilaç keşfetmiş bu ilaç bir sürü laboratuvar faresinde lösemiyi iyileştirmiş.

And in that diversity, scientists have discovered a new story.

Ve bu çeşitlilik içinde, bilim insanları yeni bir hikâye keşfettiler.

Click to see more example sentences
new modern

It's new and modern and it's American.

Bu artık yeni, modern ve Amerikan stili.

New music, my favorite kind.

Modern müzik, en sevdiğim tarz.

Then there's Pins Monthly, New Pins, Modern Pins, Pins Extra,

O zaman Aylık İğneler, Yeni İğneler, Modern İğneler, İğneler Ekstra,

Click to see more example sentences
new acemi

Perhaps you're a new species or just an amateur.

Belki de yeni bir türsündür ya da bir acemi.

I've got a little challenge for you, Sark, a new recruit.

Senin için bir düellom var Sark, yeni bir acemi.

A new recruit.

Yeni bir acemi.

Click to see more example sentences