English-Turkish translations for nice:

güzel, güzelce · iyi · hoş · nazik · kibar · tatlı · sevimli · şirin · ince · cici · uslu · nice · mükemmel · uygun · zevkli · kibarlık · sempatik · nezih · cazip · other translations

nice güzel, güzelce

He wants a big family, but I think just a boy and a girl would be nice.

O büyük bir aile istiyor ama bence bir oğlan ve bir kız güzel olur.

Yeah, but it's still a nice one.

Evet ama yine de güzel bir yer.

You have a really nice family.

Gerçekten çok güzel bir aileniz var.

Click to see more example sentences
nice iyi

You are a very nice person and a very good friend'

Sen çok iyi bir insansın ve çok iyi bir arkadaş

You're not a nice man, okay?

İyi bir insan değilsin sen.

His name is David and he's really, really nice.

Adı David ve gerçekten, gerçekten çok iyi.

Click to see more example sentences
nice hoş

Look, if you do something nice for him, maybe I'll do something nice for you.

Bak, onun için hoş bir şey yaparsan belki ben de senin için yaparım.

Yeah, but it's real nice.

Evet ama gerçekten hoş.

You're a nice girl.

Sen hoş bir kızsın.

Click to see more example sentences
nice nazik

He's a very nice man.

O çok nazik bir adam.

He's a nice guy, actually.

Nazik bir adam aslında.

Yeah, be nice.

Evet, nazik ol.

Click to see more example sentences
nice kibar

Nice is good for a woman.

Kibar bir kadın için iyi.

And then, this really nice man came to me.

Ve sonra Çok kibar bir adam yanıma geldi

This sister is nice to me.

Bu kız bana karşı çok kibar.

Click to see more example sentences
nice tatlı

What a nice little girl!

Ne tatlı bir küçük kız!

What a nice little boy.

Ne kadar tatlı bir çocuk.

He's really nice, that boy.

Gerçekten tatlı bir çocuk.

Click to see more example sentences
nice sevimli

Well, I still think you're very, very nice and very pretty.

Ben senin hala çok hoş ve çok sevimli olduğunu düşünüyorum.

I don't want a nice young girl.

Sevimli genç bir kız istemiyorum ben.

'Cause this one seems pretty nice.

Çünkü bu oldukça sevimli görünüyor.

Click to see more example sentences
nice şirin

Oh, yeah, you are one nice, little

Oh, evet. Sen minik, şirin bir

It's a nice little car.

Küçük şirin bir araba.

Cute Cute family. That's nice.

Şirin bir aile, çok hoş.

Click to see more example sentences
nice ince

Maggie, that's, uh that's really nice of you, but they need you here.

Maggie, bu, uh bu gerçekten büyük incelik, ama sana burada ihtiyaçları var.

It's kind of nice, you know?

Bu çok ince biliyor musun?

She's got a nice little voice.

İnce, güzel bir sesi var.

Click to see more example sentences
nice cici

Besides, it's hardly a bedtime story for a nice girl like you.

Ayrıca, senin gibi cici bir kız için iyi bir masal olmaz.

So, what's a nice girl like you doing at a snobbish school like Manchester?

Senin gibi cici bir kızın Manchester gibi züppe bir okulda işi ne?

Yeah, a nice burglar.

Evet, cici bir hırsız.

Click to see more example sentences
nice uslu

Be a good girl, eat well, and come back nice and happy.

Uslu bir kız ol, iyi beslen Ve iyi ve mutlu olarak geri dön.

Okay, nice and easy.

Tamam, yavaş ve uslu ol.

Go get a drink at the bar. Be nice.

Git barda bir içki Uslu ol

Click to see more example sentences
nice nice

An airline ticket from Nice to New York and a New York driver's license.

Nice'ten New York'a bir uçak bileti ve New York'ta geçerli bir sürücü belgesi.

That's a good idea, Dieter Haussmann in Nice.

Bu iyi bir fikir. Nice'de yaşayan Dieter Haussmann.

This explains why Mikhail picked a bank in Nice.

Bu Mikhail'in neden Nice'te bir banka seçtiğini açıklıyor.

Click to see more example sentences
nice mükemmel

Well, being a mom, I can tell you that a nice, normal dinner with friends and family is a perfect gift.

Arkadaşlar ve aile ile mükemmel bir hediye Peki, bir anne olmak, güzel bir, normal bir akşam yemeği olduğunu söyleyebilirim.

This is a nice place a nice place to call home.

Burası çok güzel bir yer ev için çok mükemmel bir yer.

You have a nice house, a wonderful family.

Güzel bir evin, mükemmel bir ailen var.

Click to see more example sentences
nice uygun

This is not a nice place to meet.

Burası görüşmek için uygun bir yer değil.

But he's a nice man, a good catch

Ama iyi bir adam, uygun bir

Dodge City's a nice place to get some sleep.

Dodge City güzel bir uyku çekmek için uygun bir yer.

Click to see more example sentences
nice zevkli

It's always nice to see you. Pleasure to serve you always.

Sizi görmek, size hizmet etmek her zaman bir zevk.

Irene, Lloyd, this is Sarah. Nice to meet you. It's a pleasure.

Irene, Lloyd, bu Sarah. tanıştığımıza memnun oldum. benim için de bir zevk.

Well, Mr.Borman, It is certanly nice to see you. Always a pleasure to meet you, sir. Thank You.

güzel, Mr.Borman, sizi gördüme memnun oldum. sizinle tanışmak benim için her zaman bir zevk teşekkürler.

Click to see more example sentences
nice kibarlık

But it's nice to be nice.

Ama kibarlık güzel bir şey.

Niceness just cost you five bucks.

Kibarlık sana beş dolar kaybettirdi.

Niceness is a defect?

Kibarlık bir bozukluk mu?

nice sempatik

Really nice, congenial people, I mean.

Gerçekten, çok kibar ve sempatik insanlar.

Outgoing, like saying "nice.

Sempatik demek, hoş der gibi.

nice nezih

Archie,is crouch end a nice place to live?

Archie, Crouch End yaşamak için nezih bir yer mi?

Well,this is a nice place.

İyi ama burası nezih bir yer,

nice cazip

Give me something nice and juicy.

Bana güzel ve cazip bir şey anlat.