English-Turkish translations for object:

nesne · itiraz etmek · obje · amaç, amaçsız, amaçsız. · cisim · şey · objektif · hedef · eşya · · madde · konu · karşı çıkmak · other translations

object nesne

Maybe he needs a psychic connection to a place thing or object a letter.

Belki de psişik bağlantı için bir nesneye ya da objeye, bir mektuba ihtiyacı vardır.

Like an object or a person?

Bir nesne ya da kişi gibi?

it's an object.

Bu bir nesne.

Click to see more example sentences
object itiraz etmek

I object, Your Honor, because I love this woman.

İtiraz ediyorum sayın yargıç, çünkü bu kadını seviyorum.

Objection, Your Honor, this is

İtiraz ediyorum, Sayın Yargıç, bu

Your Honor, I object to this trial.

Sayın hakim, Bu davaya itiraz ediyorum.

Click to see more example sentences
object obje

Maybe he needs a psychic connection to a place thing or object a letter.

Belki de psişik bağlantı için bir nesneye ya da objeye, bir mektuba ihtiyacı vardır.

I'm not just an object, I am somebody.

Ben sadece bir obje değilim. Ben biriyim.

So, the victim was struck several times With an unidentified object.

Kurbana bir çok kez tanımlanamayan bir obje ile vurulmuş.

Click to see more example sentences
object amaç, amaçsız, amaçsız.

There is only one operational objective to capture this woman.

İşlevsel tek bir amaç var, o da bu kadını yakalamak.

Now I had only one objective.:

Şimdi tek bir amacım vardı.

Cognitive functions, biochemical functions, and mission objective.

Kavrama fonksiyonları, biyokimyasal fonksiyonlar ve görev amacı.

Click to see more example sentences
object cisim

I saw a flying object.

Uçan bir cisim gördüm.

Sir, unidentified objects approaching.

Efendim, tanımlanamayan cisimler yaklaşıyor.

Follow the shiny object.

Parlak cismi takip et.

Click to see more example sentences
object şey

He doesn't know anything about it, so he'll be completely objective.

Bu konuda hiçbir şey bilmiyor onun için tamamen objektif olacak.

But it's something that, you know, we, you know, all should discuss, because if you have any objections, of course

Ama bu öyle bir şey ki, bilirsin, biz, biliyorsun, her şeyi konuşmalıyız. Çünkü eğer herhangi bir itirazın varsa, tabi ki

No, no. There's no prime object.

Hayır, esas nesne diye bir şey yok.

Click to see more example sentences
object objektif

He doesn't know anything about it, so he'll be completely objective.

Bu konuda hiçbir şey bilmiyor onun için tamamen objektif olacak.

I'm asking for your objective opinion as a detective.

Bir dedektif olarak objektif fikrini soruyorum sana:

It is an objective, technical process.

Bu objektif teknik bir süreçtir.

Click to see more example sentences
object hedef

Remember, besides literature, we have another objective in common.

Unutmayın, edebiyat dışında, başka bir ortak hedefimiz daha var.

Possible source of signal object C.

Olası sinyal kaynağı Hedef C.

We have two objectives tonight:

Bu gece iki hedefimiz var:

Click to see more example sentences
object eşya

It's not an object, it's a woman.

Ama o bir eşya değil, bir kadın.

The objects all belong to him, so they're his personal possessions.

Tüm nesneler ona ait, demek ki onun kişisel eşyaları.

They're living beings, not Objects.

Onlar yaşayan canlılar, eşya değil.

Click to see more example sentences
object

Objects don't work in here.

Nesneler burada işe yaramaz.

This is what happens when an unstoppable force meets an immovable object.

İşte, durdurulamaz bir güç ile sabit bir obje karşılaştığında böyle olur.

This object, the egg, was the revolution.

İşte bu nesne, yani yumurta, bir devrimdi.

Click to see more example sentences
object madde

We just found a dangerous object here.

Az önce burada tehlikeli bir madde bulduk.

No explosives, no foreign objects.

Patlayıcı madde yok, yabancı madde yok.

The true purpose of the amendment, Mr. Wood, you perfectly-named, brainless, obstructive object?

Ek maddenin gerçek amacı bay Wood, Sizi adı üstünde beyinsiz engelleyici nesne?

Click to see more example sentences
object konu

He doesn't know anything about it, so he'll be completely objective.

Bu konuda hiçbir şey bilmiyor onun için tamamen objektif olacak.

But we're talking about an objective doctoral thesis.

Ama söz konusu olan tarafsız bir doktora tezi.

We've broached it and had no objections.

Bu konuyu açtık ve hiçbir itirazları olmadı.

object karşı çıkmak

Of course, my parents objected.

Tabii ki ailem karşı çıkmıştı.

Hope Jack doesn't object.

Umarım Jack karşı çıkmaz.