English-Turkish translations for obvious:

belli · açık, açıkça · bariz · ortada · besbelli · apaçık · belli açık · belirgin · aşikar · malum · other translations

obvious belli

And now there is obviously something going on with you and you

Ve şimdi belli ki sende de bir şeyler var ve sen

Obviously, I made one the other night.

Belli ki, geçen gece bir tane yaptım.

Obviously I've gotta kill you, but how?

Belli ki seni öldürmek zorundayım, ama nasıl?

Click to see more example sentences
obvious açık, açıkça

I know how important she is to Chuck, and she knows how important I am to him, too, obviously.

Onun Chuck için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. .ve o da benim önemli olduğumu biliyor açıkça.

You obviously have a problem.

Açıkça görünüyor ki bir sorunun var.

Because it's not obvious to me.

Çünkü bana pek açık değil.

Click to see more example sentences
obvious bariz

There is a question I have to ask and it may seem obvious, the answer but it's still a very important question.

Sormam gereken bir soru var ve cevabı bariz belli olabilir Ama yine de çok önemli bir soru.

Well, it's obvious, isn't it?

Bariz ortada, değil mi?

Is there any obvious cause?

Bariz bir sebebi var mı?

Click to see more example sentences
obvious ortada

They both played the game and then they died, so obviously the video game killed them, right?

İkisi de oyunu oynadı ve sonra öldüler, yani apaçık ortada ki onları oyun öldürdü, değil mi?

Well, it's obvious, isn't it?

Bariz ortada, değil mi?

It's obvious now, isn't it?

Artık ortada, değil mi?

Click to see more example sentences
obvious besbelli

You're calling it a crime scene, obviously this wasn't an accident.

Olay mahalli diyorsun. Besbelli ki bu bir kaza değil.

I never saw the note. And obviously Mrs Brennan is not familiar What?

Ben notu hiç görmedim. Besbelli ki Bayan Brennan da aşina Ne?

You obviously know he's the killer

Besbelli ki onun katil olduğunu biliyorsun

Click to see more example sentences
obvious apaçık

They both played the game and then they died, so obviously the video game killed them, right?

İkisi de oyunu oynadı ve sonra öldüler, yani apaçık ortada ki onları oyun öldürdü, değil mi?

It should be obvious even to you, Rebecca.

Senin için bile apaçık ortada olmalı, Rebecca.

Chief, I think it's obvious what went down here.

Şef, bence burada ne olduğu apaçık ortada.

Click to see more example sentences
obvious belli açık

Not the obvious choice, I admit. But they're a fine hospital, open to new things,

Belli bir seçim sayılmaz, kabul ediyorum ama iyi bir hastane, yeni şeylere açık.

She obviously doesn't know anything.

Açıkça belli ki hiçbir şey bilmiyor.

And I want those ones, obviously, because they're mine.

Ve şunları da istiyorum, açıkça belli ki onlar da benim.

Click to see more example sentences
obvious belirgin

No, I said the most obvious, not the most ridiculous.

Hayır, en belirgin dedim en saçma olan değil.

He's a pretty obvious suspect.

O çok belirgin bir şüpheli.

It's the same obvious pattern, Laura.

Bu aynı belirgin gidişat, Laura.

Click to see more example sentences
obvious aşikar

I guess it's not always so obvious.

Her zaman bu kadar aşikar değil sanırım.

Sometimes the best solution is the most obvious.

Bazen en iyi çözüm en aşikar olandır.

Because this is so obviously a trap.

Çünkü bunun bir tuzak olduğu aşikar.

Click to see more example sentences
obvious malum

Obviously, I. Kutchyarokov's a Russian name.

Malum, Kutchyarokov Rusça bir isim.