English-Turkish translations for of:

-li · -dan · -un · -nin · -den · -ın · birden · nin · hakkında · ilişkin · açısından · tabiki · itibarıyla · · itibaren · other translations

of -li

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Oh, this is very important; in case of emergency, I mean, emergency, go to this address

Bu çok önemli. Acil bir durum olduğunda, gerçekten acil durum demek istiyorum. Bu adrese git.

But, of course, he was only a little boy.

Ama tabii ki o sadece küçük bir çocuktu.

Click to see more example sentences
of -dan

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

'Cause today is such a special day for her because of her new boyfriend.

Bugün onun için çok özel olmalı çünkü yeni erkek arkadaşı var.

Hey, I want some of that.

Hey, ben de biraz istiyorum.

Click to see more example sentences
of -un

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

'Cause today is such a special day for her because of her new boyfriend.

Bugün onun için çok özel olmalı çünkü yeni erkek arkadaşı var.

Hey, I want some of that.

Hey, ben de biraz istiyorum.

Click to see more example sentences
of -nin

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Oh, this is very important; in case of emergency, I mean, emergency, go to this address

Bu çok önemli. Acil bir durum olduğunda, gerçekten acil durum demek istiyorum. Bu adrese git.

But, of course, he was only a little boy.

Ama tabii ki o sadece küçük bir çocuktu.

Click to see more example sentences
of -den

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

What kind of mother would do something like that?

Nasıl bir anne böyle bir şey yapar ki?

Yeah, of course there's something you can do.

Evet, tabii ki yapabileceğin bir şey var.

Click to see more example sentences
of -ın

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Oh, this is very important; in case of emergency, I mean, emergency, go to this address

Bu çok önemli. Acil bir durum olduğunda, gerçekten acil durum demek istiyorum. Bu adrese git.

But, of course, he was only a little boy.

Ama tabii ki o sadece küçük bir çocuktu.

Click to see more example sentences
of birden

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

So it's a good thing that there are a lot of people.

O zaman burada bir sürü insan olması iyi bir şey.

I had to come back because of someone very special.

Geri geldim, Çünkü biri benim için çok özel.

Click to see more example sentences
of nin

Eric chen, son of billionaire harold chen, C.E.O. Of financial giant chen industries, was kidnapped.

Eric Chen, multi milyoner finansal dev Chen Endüstri'nin C.E.O.'su Harold Chen'in oğlu, kaçırıldı.

Why are Sarah Palin, Glenn Beck, Rush Limbaugh, and the head of the NRA so colossally lying to you?

Neden Sarah Palin, Glenn Beck, Rush Limbaugh, ve UTB'nin başı size bu kadar aşırı şekilde yalan söylüyor?

Franz Xavier Schwarz, Reichsleiter, National Treasurer of the NSDAP, and SS-Oberst-Gruppenführer

Franz Xavier Schwarz, Reichs lideri, NSDAP'nin milli haznedarı, ve SS-Albay-Grup Lideri

Click to see more example sentences
of hakkında

I have no idea what kind of police officer you are but you're a very good teacher.

Senin nasıl bir polis memuru olduğun hakkında hiçbir fikrim yok, ama çok iyi bir öğretmensin.

She's right, of course.

Kız haklı tabii ki.

Now, everyone's heard a lot of crazy stories about you.

Senin hakkında herkes bir sürü çılgın hikaye duydu.

Click to see more example sentences
of ilişkin

Of course Sam has the perfect relationship with his mother, because Sam is the perfect man.

Tabii ki Sam'in annesiyle mükemmel bir ilişkisi var. Çünkü Sam mükemmel bir adam.

First of all, there is no "Relationship Shawn"or" Boyfriend Shawn.

Bir kere "İlişkide Shawn"ya da" Erkek arkadaş Shawn" diye bir şey yok.

What kind of an affair?

Ne tür bir ilişki?

Click to see more example sentences
of açısından

Think of it this way.

Bir de bu açıdan düşün.

Well, that would be the other point of view.

Bu da başka bir bakış açısı olurdu.

It's a point of view.

Bu bir bakış açısı.

Click to see more example sentences
of tabiki

Okay, yeah of course.

Evet, tamam tabiki.

Signed "I'm Serious." And, of course, there is a number here. Now, look

Ben ciddiyim" diye imzalamış ve, tabiki, burda bir numara var. şimdi, bakın

Of course. Uh, follow me.

Tabiki, Uh, beni takip edin.

Click to see more example sentences
of itibarıyla

As of this morning, five are dead men and boys.

Bu sabah itibariyle, beş ölü var. Adamlar ve çocuklar.

And this is Charlie Davis, amateur boxing champion of the universe as of tonight!

Ve bu da Charlie Davis. Bu akşam itibariyle kainat amatör boks şampiyonu.

An illegal Japanese immigrant and the reputation of a former Marine are hardly matters of national security.

İllegal Japon göçmeni ve eski bir denizcinin itibarı ulusal güvenlik için çok önemli değil.

Click to see more example sentences
of

This vaccine sample is a gift of life.

Bu aşı örneği, yaşam hediyesinin de bir örneği.

Could these strange misshapen rocks be the corroded ruins of ancient Atlantis?

Bu tuhaf şekilsiz kayalar antik Atlantis'in aşınmış kalıntıları olabilir miydi?

His boots, I notice, are worn and scuffed, and Constance's nightdresses are of coarse linen?

Onun botları, dikkat ettim de, aşınmış ve yıpranmış, ve Constance'ın geceliği kaba ketenden?

Click to see more example sentences
of itibaren

From the photo of Andy and he he had this table very quickly.

Andy ve onun fotoğrafı itibaren o çok hızlı bir şekilde bu tablo vardı.

Computer, continue Doctor's family program Beta-Rho from the Iast point of deactivation.

Bilgisayar, Doktor'un aile programı Beta-Rho'yu en son kapatıldığı noktadan itibaren devam ettir.

'From today, you're responsible.' '..for the security of this country.'

Bugünden itibaren, sen benim sorumluluğumdasın. Bu ülkenin güvenliği için.

Click to see more example sentences