English-Turkish translations for official:

resmi · yetkili · memur · devlet · görevli · subay · other translations

official resmi

I'm sorry, Ethan, but this is an official investigation and I must be honest.

Üzgünüm Ethan, fakat bu resmi bir soruşturma ve ben dürüst olmak zorundayım.

Give him an official warning.

Ona resmi bir uyarı ver.

Will Graham is not officially my patient.

Will Graham resmi olarak hastam değil.

Click to see more example sentences
official yetkili

As one official said off the record, it's going to be a long, long night.

Bir yetkilinin kayıt dışı söylediği gibi, bu gece çok uzun bir gece olacak.

Government officials in each city are currently being evacuated to nuclear shelters.

Hükümet yetkilileri her şehirde Şu anda tahliye olmak nükleer sığınaklar için.

We police officials don't have just one father.

Biz polis yetkilileri Sadece bir baba yok.

Click to see more example sentences
official memur

She's beautiful, and a public official

Evet çok güzel ve devlet memuru.

Perhaps a state official?

Belki bir devlet memuru?

But you are an official.

Ama siz bir hükümet memuru

Click to see more example sentences
official devlet

Good evening, ladies and gentlemen, honorable community officials, dear fellow villagers

İyi akşamlar, bayanlar ve baylar saygıdeğer devlet görevlileri, sevgili köylülerim

She's beautiful, and a public official

Evet çok güzel ve devlet memuru.

You killed a state official, Bobby.

Bir devlet memurunu öldürdün Bobby.

Click to see more example sentences
official görevli

I say that not only as an official but as a husband and a father.

Bunu sadece bir resmi görevli olarak değil bir koca ve baba olarak da söylüyorum.

There'll be an official coming to see you in a couple of days.

Bir kaç gün içinde resmi bir görevli seni görmeye gelecek.

You're a kind of official?

Bir tür resmi görevli misiniz?

Click to see more example sentences
official subay

For a Klingon to choose a Federation official as his son's godfather

Bir Klingonlu olarak bir Federasyon subayını oğlunun vaftiz babası olarak seçmen.

My mother bribed an official.

Annem bir subaya rüşvet verdi.