English-Turkish translations for old:

eskimiş, eski · yaşında, yaş, yaşındaki · çok · ihtiyar · oldukça yaşlı · sevgili · bunak · harika · kart · bayat · kocakarı · antika · eski zamanlar · modası geçmiş · babalık · olgun · kadim · önceki · eskiden kalma · antik · köhne · tecrübeli · aşınmış · ihtiyarlamak · other translations

old eskimiş, eski

I'm sorry, Jack, but there is an old friend who wants to see you first.

Kusura bakma, Jack, ama önce seni görmek isteyen eski bir dost var.

Yeah, we're old friends.

Evet, biz eski arkadaşız.

It's an old family name.

Eski bir aile ismi.

Click to see more example sentences
old yaşında, yaş, yaşındaki

Because he's a very, very, very old man.

Çünkü o, çok, çok, çok yaşlı bir adam.

I think an old man does better than an old woman.

Bence yaşlı bir erkek yaşlı kadından daha iyi yapar.

Now, look, me and that old man, we

Bak, ben ve o yaşlı adam, biz

Click to see more example sentences
old çok

Because he's a very, very, very old man.

Çünkü o, çok, çok, çok yaşlı bir adam.

You have made this old man very happy, son.

Bu yaşlı adamı çok mutlu ettin, oğlum.

This is a really old gun, sir.

Çok eski bir silah bu, efendim.

Click to see more example sentences
old ihtiyar

I'm not not like my old man, Captain, and you are not like yours.

Ben, benim ihtiyar gibi değilim, Yüzbaşı, sen de seninki gibi değilsin.

Ready for me now, old man?

Benim için hazır mısın, ihtiyar?

Everyone you saw yesterday the old guard and all the women

Dün gördüğün herkes ihtiyar koruma ve tüm o kadınlar

Click to see more example sentences
old oldukça yaşlı

I wanted to be a father, a good father just like my old man was to me.

Bir baba olmak istiyordum, iyi bir baba Tıpkı benim yaşlı adamın bana baba olduğu gibi.

Course it wouldn't be so bad if you weren't so damn old.

Çok kötü. Tabii sen çok yaşlı olmasaydın bu kadar da kötü olmazdı.

My husband is an older man, but he's not an old man.

Kocam benden yaşlı olabilir ama o yaşlı bir adam değil.

Click to see more example sentences
old sevgili

Look, Lieutenant, this lady is a very old and dear friend of mine.

Bakın, Komiser, bu bayan çok yaşlı ve benim sevgili dostum.

My dear, I'm an old man.

Sevgili, ben yaşlı bir adamım.

An old boyfriend who's "definitely not gay.

Kesinlikle eşcinsel olmayan eski bir sevgili.

Click to see more example sentences
old bunak

Did you hear me, you old fool?

Beni duydun mu, seni yaşlı bunak?

Silly, old fool.

Aptal yaşlı bunak.

Stop acting like an old geezer!

İhtiyar bir bunak gibi davranmayı kes!

Click to see more example sentences
old harika

This is a great big old house.

Harika, büyük ve eski bir ev.

A wonderful surprise, but a big old surprise.

Evet. Harika bir süpriz, büyük bir süpriz. Evet.

The old man's crazy but wonderful.

Bu yaşlı adam deli ama harika biri.

Click to see more example sentences
old kart

That's an old card.

O eski bir kart.

A bunch of old guys playing cards.

Bir kaç yaşlı adam kart oynuyor.

Old credit card receipts, email.

Eski kredi kartı ekstreleri, e-posta.

Click to see more example sentences
old bayat

No, but those are old.

Hayır ama onlar bayat.

Is this cheese old?

Bu peynir bayat mı?

You taste like old eggs.

Bayat yumurta tadı gibi.

Click to see more example sentences
old kocakarı

I'll always be smarter than you, you stinky old hag!

Ben her zaman senden daha zeki olacağım, senin kokmuş kocakarı!

That's exactly what I'm gonna be, a nasty old crone.

Ben de aynen öyle olacağım. Pis bir kocakarı.

Who's this old crone?

Bu ihtiyar kocakarı kim?

Click to see more example sentences
old antika

Now, okay, Kelly, your grandmother, has she bought anything strange or old or kind of maybe an antique?

Tamam. Kelly, büyükannen tuhaf, eski yada antika bir şey satın aldı mı? ya da antika bir şey satın aldı mı?

Founded this martial art school and collected old ancient artifacts.

Bu dövüş sanatları okulunu kurdu, eski ve antika eserleri topluyordu.

It's a beautiful old clock.

Çok güzel bir antika saat.

Click to see more example sentences
old eski zamanlar

What do you know about old times?

Eski zamanlar hakkında ne biliyorsun ki?

There's a song about good old times.

Eski zamanlar hakkında bir şarkı var.

It'll be like old times.

Eski zamanlar gibi olacak.

Click to see more example sentences
old modası geçmiş

It's an old-fashioned word, but a true thing.

Bu modası geçmiş bir söz, fakat doğru.

A little old-fashioned hospitality might be fun.

Biraz modası geçmiş konukseverlik eğlenceli olabilir.

Well, that's outdated and old-fashioned and just idiotic.

Bu çağdışı, modası geçmiş ve çok salakça bir şey.

Click to see more example sentences
old babalık

No, you listen, old man.

Hayır, sen dinle, babalık.

Not for you, old man.

Senin için değil, babalık.

So where's your old man?

Peki, nerede senin babalık?

Click to see more example sentences
old olgun

This is a wise old wine.

Bu, eski olgun bir şarap.

Old, handsome, and single.

Olgun, yakışıklı ve bekar.

Please forgive me, this grown-up this old man.

Lütfen beni bağışla, bu yetişkin bu olgun insan

Click to see more example sentences
old kadim

There's another Old One.

Bir Kadim daha var.

Apparently, I have lost two old friends tonight.

Görünüşe göre, bu akşam iki kadim dost kaybettim.

And, of course my old friend Uncle Parker.

Ve tabii bir de kadim dostum Parker Amca var.

Click to see more example sentences
old önceki

That's an old case, three years ago.

Üç yıl önceki eski bir dava.

A very old sorrow, so old she probably felt it the first time in a previous life

Çok eski bir keder, o kadar eski ki muhtemelen ilk kez önceki yaşamında hissetti

And by "old,"I don't mean" former.

Ve "eski"derken" önceki" demek istedim.

Click to see more example sentences
old eskiden kalma

Venice is a very old city, very wonderful, ancient city.

Venice çok eski bir şehir, muhteşem, eskiden kalma bir şehir.

Thats an old-fashioned word from my childhood.

Çocukluğumdan kalma eski moda bir kelime.

They're a curio, a hangover from the old days.

Onlar bir antika, eski günlerden kalma bir şey.

Click to see more example sentences
old antik

I've never seen such an ancient old house.

Böylesine antik ve eski bir ev görmemiştim.

Perhaps the Ancient Lights controlled people in the old universe.

Belki de eski evrende Antik Işıklar insanları kontrol ediyordu.

So, what are these old mirrors for?

Bu eski aynalar ne için? Antik aynalar.

Click to see more example sentences
old köhne

What an old rundown temple

Ne köhne bir tapınak!

Just sticks and old worn-out pans.

Sadece sopalar ve köhne kefeler.

It's an old, dilapidated house with a somewhat unkept garden.

Eski, köhne bir ev biraz derbeder bir bahçesi olan.

old tecrübeli

Layla may be old, but she is the most experienced hunter.

Layla yaşlı olabilir fakat aralarında ki en tecrübeli avcı.

Oh, but give me an old pro, like a Robert Redford?

Ama bana Robert Redford gibi tecrübeli bir profesyonel verin.

Abu nassim, the old warhorse.

Abu Nassim. Emekli, tecrübeli asker.

old aşınmış

So you immunized the old man, but he later died?

Yani yaşlı adama aşı yaptınız ama daha sonra öldü, öyle mi?

Four years old, parents didn't vaccinate.

Dört yaşında. Anne ve babası aşı yaptırmamış.

old ihtiyarlamak

Painlessly. Not only defective or useless children, but the old too.

Sadece kusurlu ya da işe yaramaz çocuklar için değil ihtiyarlar için de.