English-Turkish translations for on:

-da · -de · birden · de · için · üzerine, üzerinde · ile · üstünde, üstünde üstüne · hakkında · çalışmakta · tarafında · olmakta olan · çıkmamış · aralıksız · açık · yanında · -e doğru · hazır · sahnede · etkin · devam etmekte olan · kenarında · durmadan · devrede · ilişkin · beri · amacıyla · yönünde · ileriye, ileri, ileride · zarfında · giymiş olarak · açma · esnasında · ileri gitmek · civarında · sürekli olarak · yanık · other translations

on -da

Come on, just you and me!

Hadi, sadece sen ve ben!

I don't know what's going on now, but whatever happens, don't say a word.

Şu anda neler oluyor bilmiyorum ama ne olursa olsun, tek kelime etme.

Come on, what?

Hadi gel, ne?

Click to see more example sentences
on -de

Come on, just you and me!

Hadi, sadece sen ve ben!

Hey, come on, this is important to her, all right?

Hey, hadi ama, bu onun için çok önemli tamam mı?

Oh, no, come on.

Ah, Hayır, hadi ama.

Click to see more example sentences
on birden

Come on. This is good for us.

Bu bizim için iyi bir şey.

No, no, come on. Come on, honey. There's gotta be something.

Hayır, hayır, hadi. hadi ama, tatlım. bir şeyler olmalı.

Come on, it's a big day tomorrow.

Haydi ama, yarın büyük bir gün.

Click to see more example sentences
on de

..you come on and you know that

gel sen de ve bunu biliyorsun

On second thought, what are you doing tonight?

Tekrar düşündüm de Bu gece ne yapıyorsun?

Who knows, maybe there's even one on that plane.

Kim bilir, belki de o uçakta bir tane vardır.

Click to see more example sentences
on için

Come on. This is good for us.

Bu bizim için iyi bir şey.

Come on, I do everything for you guys.

Hadi ama, sizin için her şeyi yapıyorum.

Is that a normal thing to say on a first date?

Böyle bir şey söylemek ilk randevu için normal mi?

Click to see more example sentences
on üzerine, üzerinde

He's working on something new, he just needs a little help, that's all.

Yeni bir şey üzerinde çalışıyor. Biraz yardıma ihtiyacı var, hepsi bu.

Because because I'm working on it.

Çünkü, bu konu üzerinde çalışıyorum.

Officer please.. someone is on the.. Get back.

Memur bey, lütfen.. biri üzerinde.. Geri çekilin.

Click to see more example sentences
on ile

Come on, give me a name.

Hadi. Bana bir isim ver.

Not right now, not with what's going on with Julie.

Değil şu anda, değil Julie ile ne olup bittiğini ile.

That creature is one thing, but you somehow you bonded with the T-virus on a cellular level.

Bu yaratık sadece bir şey, fakat sen.. .nasıl olduysa bir şekilde T-virüsü ile hücresel düzeyde bütünleştin.

Click to see more example sentences
on üstünde, üstünde üstüne

And on that girl there was a man

Ve o kızın üstüne bir adam vardı.

And please, put on a dress.

Ve lütfen üstüne bir elbise giy.

Got any drugs or weapons on you?

Üstünde silah veya hap var mı?

Click to see more example sentences
on hakkında

Come on, we can do something about this.

Haydi ama, bunun hakkında bir şeyler yapabiliriz.

You're damn right it's a threat. It's a terrible threat on the president's life.

Kahretsin haklısın bu bir tehdit, Bu başkanın hayatında korkunç bir tehdit.

But uh, did you find anything on Heather Martin?

Ama Heather Martin hakkında herhangi bir şey buldun mu?

Click to see more example sentences
on çalışmakta

He's working on something new, he just needs a little help, that's all.

Yeni bir şey üzerinde çalışıyor. Biraz yardıma ihtiyacı var, hepsi bu.

There were a lot of guys working on the case, but he chose me.

Bu davada çalışan bir sürü adam vardı ama o beni seçti.

You were working on something.

Sen bir şey üstünde çalışıyordun.

Click to see more example sentences
on tarafında

Come this way, come on.

Bu taraftan gel, hadi.

There's nothing for you on this side nothing save violence and danger.

Bu tarafta senin için hiçbir şey yok, hiçbir şey! Şiddet ve tehlikeden kurtul.

What's on the other side?

Diğer tarafta ne var?

Click to see more example sentences
on olmakta olan

I just wanted to make her happy and help her on her way.

Ben sadece onu mutlu etmek ve ona yardımcı olmak istemiştim.

Come on, it's been that long, huh?

Hadi, o kadar uzun oldu mu?

We know it's hard on her, but, it's a necessary evil.

Onun için zor olduğunu biliyoruz fakat bu gerekli bir durum.

Click to see more example sentences
on çıkmamış

Come on, there must be some other way out of here, right?

Hadi ama. Buradan başka bir çıkış yolu daha olmalı, değil mi?

Good work. Come on back.

İyi çıkardın, geri dön.

Once upon a time, there was a hedgehog called Harold, who one day set out on a journey.

Bir varmış, bir yokmuş, bir gün, bir yolculuğa çıkan Harold adında bir kirpi varmış.

Click to see more example sentences
on aralıksız

I don't know what happened on that island between you and that woman but but still

O adada senin ve o kadının aranızda ne oldu bilmiyorum ama ama hala

There's nothing going on between us.

Aramızda bir şey olduğu yok.

Danny, come on, call us.

Danny, hadi ara bizi.

Click to see more example sentences
on açık

Is this thing still on?

Bu şey hala açık mı?

No, honey. Leave those on.

Hayır tatlım onları açık bırak.

Leave the light on for us.

Bizim için ışığı açık bırak.

Click to see more example sentences
on yanında

come on, take me with you.

Hadi ama, beni de götür yanında.

That's true. But, on the other hand, you are wearing a bird sweater.

Doğru ama diğer yandan, üzerinde kuş olan bir kazak giyiyorsun.

But luck wasn't on her side.

Ama şans onun yanında değildi.

Click to see more example sentences
on -e doğru

Come on! Now, that's just not right.

Hadi ama, bu yaptığı doğru değil.

Yeah, he's on his way here now.

Evet, o da şimdi buraya doğru geliyor.

There was this strange man coming towards me, and he had on a mask.

Bana doğru gelen tuhaf bir adam vardı, ve yüzünde de maske.

Click to see more example sentences
on hazır

Just take him home and show him you're ready to move on.

Sadece onu eve götür ve ona devam etmek için hazır olduğunu göster.

But she's ready to move on, I think you know that.

Ama o harekete geçmeye hazır, sanırım bunu sen de biliyorsun.

Come on, now. Everybody ready!

Hadi beyler, herkes hazır olsun.

Click to see more example sentences
on sahnede

Did you ever dance on a stage as big as this?

Hiç bu kadar büyük bir sahnede dans ettin mi?

And green brings bad luck on stage.

Ve yeşil sahnede kötü şans getirir.

You wore a helmet on stage It's a new concept

Sahnede bir kask giydin. Bu yeni bir konsept.

Click to see more example sentences
on etkin

It was having a very odd effect on animals. .in particular, insects and their cousins.

Hayvanlar üzerinde çok garip bir etkisi vardı. .özellikle, böcekler ve onların kuzenleri üzerinde.

You know, Mother, I think you're a really good influence on Alexis.

Biliyor musun anne, sanırım Alexis üstünde iyi bir etkin oluyor.

You have an effect on people, Daniel.

İnsanlar üzerinde bir etkin var, Daniel.

Click to see more example sentences
on devam etmekte olan

Go on, give him a name

Devam et, ona bir isim ver.

Go on then, it's only a small fire.

Devam et o zaman. Küçük bir yangın.

She wants to move on.

O devam etmek istiyor.

Click to see more example sentences
on kenarında

There's a big wall on one side, houses on the other and nothing in the middle.

Bir kenarında büyük bir duvar, diğer tarafta evler var ama ortada hiçbir şey yok.

Riley, come on. Step aside.

Hadi Riley, kenara çekil.

Floyd Remi, former local operative, killed on a roadside. Outside Brussels.

Floyd Remi, eski bir yerel ajan, Brüksel'in dışında bir yol kenarında öldürüldü.

Click to see more example sentences
on durmadan

Go on, you tell us!

Hadi durma, söyle bize.

So go on and close those pretty eyes.

O yüzden durma ve o güzel gözlerini kapat.

Go on, follow him!

Durma, onu takip et!

Click to see more example sentences
on devrede

He flies on the professional circuit South American with a nickname.

O bir takma ile profesyonel devre Güney Amerika üzerinde uçar.

It's on a separate circuit with an automatic backup generator.

Ayrı bir devre var, otomatik çalışan bir jeneratör.

Homing sensor sends a signal gun finds it,locks on,circuit's complete,the target's found.

Yön belirleme alıcısı sinyal gönderiyor, silah hedefi bulup kilitleniyor, devre tamamlanıyor. Heder bulundu.

Click to see more example sentences
on ilişkin

He wants to go on a date, which means he wants a real relationship, you know?

Randevuya çıkmak istiyor, bu da demek oluyor ki, artık gerçek bir ilişki istiyor.

Working on a relationship is a difficult thing.

Bir ilişki üzerine çalışmak çok zor bir şeydir.

Yeah, it's a relationship built on lies.

Evet, yalanlar üzerine kurulu bir ilişki.

Click to see more example sentences
on beri

He went away on a business trip six days ago, and I haven't seen him since.

Altı gün önce bir gezisine gitti, o zamandan beri onu görmedim. Peki.

People have been waiting out here Since midnight on thanksgiving.

İnsanlar Şükran Günü'nün gece yarısından beri burada bekliyor.

Since she had found peace on an island.

O günden beri o, bir adada huzuru bulmuştu.

Click to see more example sentences
on amacıyla

Are you doing this to me on purpose?

Bunu bana bir amaç için mi yapıyorsun?

Maybe it's not on purpose.

Belki amacı bu değil.

From that moment on, my life only had one purpose.

O andan itibaren hayatımın tek bir amacı vardı.

Click to see more example sentences
on yönünde

Especially on the bad side.

Özellikle de böyle kötü yönden.

Go on, pick a direction.

Devam et, bir yön seç.

Homing sensor sends a signal gun finds it,locks on,circuit's complete,the target's found.

Yön belirleme alıcısı sinyal gönderiyor, silah hedefi bulup kilitleniyor, devre tamamlanıyor. Heder bulundu.

Click to see more example sentences
on ileriye, ileri, ileride

Before We move on, I have a little surprise.

Daha ileri gitmeden, küçük bir sürprizim var.

Well, that depends on how advanced the energy is.

Bu enerjinin ne kadar ileri düzeyde olduğuna bağlı

Intergalactic travel; advanced alien civilisations; humans living on other worlds.

Galaksiler arası yolculuk. İleri uzaylı uygarlıkları. Diğer gezegenlerde yaşayan insanlar.

Click to see more example sentences
on zarfında

His suicide note no fingerprints on the envelope.

İntihar notu. Zarfın üstünde parmak izi yok.

We found that exact amount in an envelope with Vic's prints on it.

Tam o miktarda parayı bir zarf içinde bulduk, Vic'in parmak izleri vardı.

Inside was an envelope with "Black" written on it.

İçinde, üstünde "Black" yazılı bir zarf vardı.

Click to see more example sentences
on giymiş olarak

But now might be a good time to put on that armor.

Ama şu an o zırhı giymek için iyi bir zaman olabilir.

Put your damn clothes on, Jim.

Lanet olası kıyafetlerini giy Jim.

You go home, you shower, you shave, you put on something nice.

Hemen eve git, duş al, tıraş ol. Güzel bir şeyler giy.

Click to see more example sentences
on açma

Is this the on-off switch?

Açma kapama düğmesi mi?

Let's see if there's an on-switch.

Bakalım açma düğmesi var mı?

It's got an on-off switch.

Açma kapama düğmesi olmalı.

Click to see more example sentences
on esnasında

We got a short! and after that sudden and horrible fire on the launchpad during a routine test

Çok kısa sürede ve ani korkunç bir yangınla rutin bir test esnasında fırlatma rampasında

Sir, yesterday on the ascension over the neutrite I noticed that you embanked rather quickly?

Efendim, dün nötrit seviyesindeki yükseliş esnasında oldukça hızlı tepki verdiğinizi fark ettim.

Hendron will pay on delivery.

Teslimat esnasında Hendron ödeyecek.

on ileri gitmek

This has gone on far enough.

Bu fazla ileri gitti.

Alright sir, keep moving forwards, go, come on.

Tamam efendim ileri yürümeye devam ediyoruz. Gidelim hadi!

on civarında

I know everyone is nervous, but hopefully, everyone will be on the ground in Minneapolis within the hour.

Herkesin gergin olduğunu biliyorum ama umarım, bir saat içinde herkes Minneapolis civarında yere inmiş olacak.

First date on palace grounds.

İlk buluşma saray civarında.

on sürekli olarak

Something always going on.

Sürekli bir şeyler oluyor.

He constantly painted, he constantly inspired by what someone said or what was on TV.

O sürekli boyalı, ya da ne televizyonu oldu o sürekli ne birisi tarafından ilham söyledi.

on yanık

Dr. Rosen, there's singe marks here and on the ceiling.

Rosen, burada hafif bir yanık izi var, ve bir de tavanda.