English-Turkish translations for once:

-ince · bir · bir kez · bir kere · bir zamanlar · önceleri · -diği zaman · bir zaman · bir defa · gibi · ki · eskiden · hemen · var olan · bu sefer · derhal · evvel · other translations

We also found translations for word önce in Turkish.

once -ince

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

Listen to me because I'm only gonna say this once.

Beni dinle çünkü bunları sadece bir kez söyleyeceğim.

Once there was a world.

Bir zamanlar bir dünya vardı

Click to see more example sentences
once bir

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

I'm only going to say this once, so listen well.

Bunu yalnızca bir kez söyleyeceğim, o yüzden iyi dinle.

Look, for once just give me something that I need.

Bak, bir kere olsun ihtiyacım olan bir şey yap bana.

Click to see more example sentences
once bir kez

Well, then, I'm gonna ask you a question, and I'm only gonna ask it once.

Tamam peki o zaman sana bir soru soracağım ve bunu bir kez soracağım.

smile, your smile makes me happy smile just once more

Gülümse. Senin gülümsemen beni mutlu ediyor. Bir kez daha gülümse.

Not even once, okay?

Bir kez bile, tamam mı?

Click to see more example sentences
once bir kere

No, you only see it once, and then but that's not what's important.

Hayır, sadece bir kere görüyorum ve sonra ama önemli olan bu değil.

Only this time, at least once.

En azından bir kere olsun

Just once, what do you think?

Sadece bir kere, ne sanıyorsun ki?

Click to see more example sentences
once bir zamanlar

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

Friends she was once a beautiful woman.

Dostlar o bir zamanlar güzel bir kadındı.

It was all so beautiful once.

Bir zamanlar ne kadar güzeldi.

Click to see more example sentences
once önceleri

Do you remember what you told me once, a long time ago?

Uzun zaman önce, bir zamanlar bana ne dediğini hatırlıyor musun?

I saw you once before, you know.

Seni daha önce de gördüm, biliyorsun.

Kid, I've seen this once before

Evlat bunu daha önce de gördüm.

Click to see more example sentences
once -diği zaman

Do you remember what you told me once, a long time ago?

Uzun zaman önce, bir zamanlar bana ne dediğini hatırlıyor musun?

You said that to me once before, a long time ago.

Bunu bana birkez daha söylemiştin, çok uzun zaman önce

Since then, I tried once with another girl.

O zamandan beri, başka bir kızla bir kez denedim.

Click to see more example sentences
once bir zaman

Do you remember what you told me once, a long time ago?

Uzun zaman önce, bir zamanlar bana ne dediğini hatırlıyor musun?

He was different once, a long time ago.

Bir zamanlar farklıydı, çok uzun zaman önce.

Ok, then we can do it just once.

Tamam. O zaman sadece bir kez yaparız.

Click to see more example sentences
once bir defa

Listen, an opportunity like this for someone like you only comes once.

Dinle, senin gibi biri için böyle bir şans bir defa gelir.

He has done it once before.

Daha önce de bir defa yaptı.

Come on, try it for once.

Hadi ama bunu bir defa dene.

Click to see more example sentences
once gibi

I've been married once, you know that, and once is enough for a man like me.

Bir kez evlendiğimi biliyorsun. Ve bir kez benim gibi bir adam için yeterli.

I was a young man like you, once

Bir zamanlar ben de senin gibi gençtim.

And you loved me like a father once.

Sen de beni bir zamanlar baba gibi sevdin.

Click to see more example sentences
once ki

I mean, you've never even told me it, not even once.

Demek istiyorum ki, bana hiç anlatmadın bir kere bile.

Just once, what do you think?

Sadece bir kere, ne sanıyorsun ki?

Steve, I can honestly say that I have never once

Steve, dürüstçe söyleyeyim ki, ben hiç bir kez

Click to see more example sentences
once eskiden

And all that was once green and good in this world will be gone.

Ve bu dünyada eskiden yeşil ve iyi olan her şey yok olacak.

Try once more Like I did before

Eskisi gibi bir kez daha dene

Once, I had a wife.

Eskiden bir eşim vardı.

Click to see more example sentences
once hemen

If it happens please tell me at once.

Eğer öyle olursa, lütfen hemen bana söyle.

Mother, stop it at once!

Anne, kes şunu hemen!

Shoot him, Daddy, shoot him at once.

Vur onu baba. Hemen şimdi vur.

Click to see more example sentences
once var olan

Well, nobody really knows him What else we got. because he only comes around once a year.

Hiç kimse onu gerçekten tanımıyor Başka ne varmış. Çünkü o yılda bir kere geliyor.

I had a family once, but, uh, they were lost long ago.

Bir zamanlar bir ailem vardı. Ama onları uzun zaman önce kaybettim.

I had someone like that in my life once.

Ben gibi birisi vardı hayatımda bir kere o.

Click to see more example sentences
once bu sefer

Just this once, just one more time.

Sadece bu sefer bir sefer daha.

Please help me just this once.

Lütfen bu sefer de yardım et.

And for once, it's not me.

Ve bu sefer, ben değilim.

Click to see more example sentences
once derhal

Give me that gun at once.

O silahı derhal bana ver.

Everybody out at once, please!

Herkes derhal dışarı lütfen!

Get inside, Margaret, at once!

İçeri gir, Margaret, Derhal!

Click to see more example sentences
once evvel

Once upon a time, long ago, there was a little girl. What?

Evvel zaman içinde, uzun yıllar önce küçük bir kız varmış.

Once upon a time, There was a little boy named isaac,

Evvel zaman içinde Isaac adında küçük bir çocuk varmış.

Once upon a time, there were two little girls.

Evvel zaman içinde iki küçük kız varmış

Click to see more example sentences