English-Turkish translations for open:

açılış, açmak · açıkça, açık · açılmak · bildirmek · başlatmak, başlamak · dürüst · geniş · yarmak · açık hava · kesip açmak · serbest · hazır · açtırmak · uygun · eli açık · ferah · açık saha · cömert · samimi · yaymak · gizli olmayan · göstermek · other translations

open açılış, açmak

Someone or something called to bring me news of her death and opened the front door for me.

Biri ya da bir şey bana ölümü haber vermek için geldi ve ön kapıyı açtı.

Because he's a priest. Open the door, please!

Çünkü o bir rahip Kapıyı lütfen.

Come on, George, open up.

Hadi, George, kapıyı.

Click to see more example sentences
open açıkça, açık

That's why I like you, and that's why my door is always open to you.

İşte bu yüzden seni seviyorum, ve işte bu yüzden kapım her zaman sana açık olacak.

Keep your eyes open.

Gözlerini açık tut.

Why is that window open?

Bu pencere neden açık?

Click to see more example sentences
open açılmak

How does this thing open?

Bu şey nasıl açılır?

Because when one door closes, another opens.

Çünkü bir kapı kapanınca bir başka kapı açılır.

One door closes and another opens.

Bir kapı kapanır başka bir kapı açılır.

Click to see more example sentences
open bildirmek

You know, it's a great thing to open with.

Biliyorsun, onunla açmak için harika bir şey.

You even got a Korean market on the corner open all night.

Köşe başında bir Kore marketi bile var, bütün gece açık.

Maybe we shouldn't even be open.

Belki de açık bile olmamalıyız.

Click to see more example sentences
open başlatmak, başlamak

And this amateur contest opened and Nan said to me, "Why don't you enter that contest?

Ve bir amatör yarışma başladı ve Nan bana dedi ki: "Neden o yarışmaya katılmıyorsun?

The opening ceremony started today.

Açılış töreni bugün başladı.

The thing busted open and he started moving.

Şu şey açıldı ve hareket etmeye başladı.

Click to see more example sentences
open dürüst

He promised to be open and honest with me, and I promised to deliver you a personal message.

Bana karşı açık ve dürüst olmaya söz verdi. Ben de sana kişisel bir mesaj getireceğime.

And I'm feeling so ready and open and honest right now.

Ve şu an çok hazır serbest ve dürüst hissediyorum.

Being open and honest.

Açık ve dürüst olmak.

Click to see more example sentences
open geniş

Okay, that's a mouth that's wide open, right?

Tamam, bu ağız geniş açık, değil mi?

But on the pond, black ice, wide open surface, it's all about skating.

Ama buz gölünün üzerinde, kara buz, geniş açık yüzey, her şey kaymakla ilgili.

Open wide, please.

Geniş lütfen.

Click to see more example sentences
open yarmak

If you really wanna help, the door is open.

Eğer gerçekten yardım etmek istiyorsan, kapım açık.

Help. Open the door.

Yardım et, kapıyı açın.

Marie, you have to help me open the door!

Marie, kapıyı açmak için bana yardım etmen gerek!

Click to see more example sentences
open açık hava

I need a little more open air.

Biraz daha açık havaya ihtiyacım var.

Open air and sunshine.

Açık hava ve güneş ışığı.

I went to go see him. Instead, I saw an open air duct.

Onu görmeye gittim ama onun yerine açık bir hava kanalı gördüm.

Click to see more example sentences
open kesip açmak

Stop it, open the door

Kes şunu ve kapıyı

Stop that! And open your eyes, boy.

Kes şunu ve gözlerini evlat.

Shut up and open it, Tony.

Kes sesini ve kapıyı , Tony.

Click to see more example sentences
open serbest

And I'm feeling so ready and open and honest right now.

Ve şu an çok hazır serbest ve dürüst hissediyorum.

So you have an open relationship?

Yani serbest bir ilişkiniz mi var?

Release us immediately, or we will open fire.

Hemen bizi serbest bırak yoksa ateş açacağız.

Click to see more example sentences
open hazır

Keep your eyes open and be ready to move.

Gözlerini açık tut ve hazır ol. Hazır ol?

And I'm feeling so ready and open and honest right now.

Ve şu an çok hazır serbest ve dürüst hissediyorum.

Open it up, ready?

hadi, hazır mısın?

Click to see more example sentences
open açtırmak

To open a second cell phone account.

İkinci bir cep telefonu hattı açtırmak için.

I just opened an account!

Az önce ben de hesap açtırdım.

Opened an account.

Bir hesap açtırdım.

Click to see more example sentences
open uygun

Is a club opening a proper date?

Bir kulüp açılışı uygun bir randevu mu?

Let's get him open, good and proper.

Hadi onu açalım, iyi ve uygun.

This is Chief Inspector sorry, Acting open brackets, until we find a suitable candidate, close brackets

Bu Başmüfettiş üzgünüm, Vekili parantez, uygun bir aday buluncaka kadar, kapat parantez

Click to see more example sentences
open eli açık

I got a great opening line for Katie.

Elimde Katie için harika bir açık hat var.

Onto someone's open hand?

Birinin açık eline mi?

I got an open-ended ticket, nigga.

Elimde açık tarih bilet var zenci.

open ferah

A large, open room.

Büyük, ferah bir oda.

My schedule's open.

Benim takvimim ferah.

open açık saha

Magnetic field structure open.

Manyetik saha yapısı açık.

A brilliant open-field tackle by Papale.

Papale'den harika bir açık saha çelmesi!

open cömert

Keteb"open." Keteb" generous.

Keteb"açık," keteb" cömert.

Yeah, it's like a big open-handed slap of support.

Evet, desteğin büyük bir cömert tokadı gibi.

open samimi

But when someone reads a letter, especially an intimate one, this is open to interpretation.

Ama biri bir mektup okuduğunda, özellikle de samimi bir mektup. bu yoruma açıktır.

You must be perfectly open and sincere with me.

Bana karşı tamamen açık ve samimi olmalısın.

open yaymak

Open transmission, radio priority.

Açık yayın, öncelikli durum.

Open air cav transmission.

Açık hava süvari yayını.

open gizli olmayan

How could she be opening secret doors in here?

Nasıl olur da buraya açılan gizli bir kapı olabilir?

open göstermek

打开给我看看 Open up, show me!

Açın şunu, gösterin bana.