English-Turkish translations for opposite:

ters · karşı, karşıda, karşılıklı, karşısında · zıt · karşıt · karşı olan, karşıda olan · karşı tarafta · aksini · muhalif · other translations

opposite ters

What you're saying is reasonable, but there's a reasonable explanation for the opposite.

Senin söylediğin mantıklı ama, tam tersi için de mantıklı bir açıklama var.

Actually, I had the exact opposite reaction.

Aslında ben tam tersi bir tepki gösterdim.

Paul's an emotional hothead, but we're looking for the complete opposite of Paul.

Paul duygusal sinirli bir tip, ama biz Paul'un tam tersi birisini arıyoruz.

Click to see more example sentences
opposite karşı, karşıda, karşılıklı, karşısında

For every action there is an equal and opposite reaction.

Her hareket için eşit miktarda ve zıt bir karşı hareket vardır.

Opposite was a large, broken window.

Tam karşımda büyük, kırık bir pencere vardı.

One bedroom here and another opposite.

Bir yatak odası burada, diğeri karşısında.

Click to see more example sentences
opposite zıt

For every action, there's an equal and opposite reaction.

Her hareketin için, eşit ve zıt bir tepki var.

He's actually the opposite of me in every way.

O aslında her şekilde bana zıt biri.

I know, today's opposite day.

Bugünün zıt günü olduğunu biliyorum.

Click to see more example sentences
opposite karşıt

Newton says that every action has an equal and opposite reaction.

Newton der ki; her eylemin bir eşit, bir de karşıt tepkisi vardır.

The opposite hell is no better frozen worlds too cold for life.

Karşıt bir cehennem de daha iyi değil. Donmuş dünyalar yaşam için çok soğuk.

You and Francis Maguire are likeminded opposites the best detective pairing.

Sen ve Francis Maguire likeminded karşıtların vardır en iyi dedektif eşleştirme.

Click to see more example sentences
opposite karşı olan, karşıda olan

So I picked something so opposite of what he was.

Bu yüzden çok şey aldı karşısında o ne.

But you live opposite her.

Ama onun karşısında yaşıyorsun.

Opposite him, Benz.

Onun karşısında Benz.

opposite karşı tarafta

But you're the opposition campaign manager.

Ama sen karşı tarafın kampanya menajerisin.

Working for the opposition.

Karşı taraf için çalışıyor.

For the opposition:

Karşı taraf için:

opposite aksini

Unfortunately, it proved the opposite.

Ne yazık ki, aksini kanıtladı.

Mine's the opposite.

Benimki de aksine.

opposite muhalif

The opposition marchers were suddenly herded towards government supporters

Muhalif yürüyüşçüler ansızın hükümet taraftarlarına doğru güdüldüler.