English-Turkish translations for other:

diğer · başkası, başka · diğer bir · bir daha · geçen · bundan başka · öteki · sonraki · öbür · farklı · başka kimse · başka türlü · öbürü · başka birisi · other translations

other diğer

There's so much for a man to do that there's no time for, well, other things.

Bir erkek için yapacak çok şey var. ama diğer şeyler için çok zamanım yok.

But she's not like other girls

O, diğer kızlar gibi değil.

He's not like other men.

Diğer erkekler gibi değil.

Click to see more example sentences
other başkası, başka

I want you to see other things, different, new things, talk to different people.

Başka şeyler görmek istiyorum, farklı, yeni şeyler farklı insanlarla konuşmak istiyorum.

There's no other woman.

Başka kadın yok. Yok mu?

Believe me, there is no other way.

Başka bir yolu yok inanın bana.

Click to see more example sentences
other diğer bir

There's so much for a man to do that there's no time for, well, other things.

Bir erkek için yapacak çok şey var. ama diğer şeyler için çok zamanım yok.

I was born a vampire, as was every other member of this house, but you, Frost

Bir vampir olarak doğdum, tıpkı bu evin diğer üyeleri gibi, ama sen, Frost

Look at the other kids.

Diğer çocuklara bak bir.

Click to see more example sentences
other bir daha

Come on, there must be some other way out of here, right?

Hadi ama. Buradan başka bir çıkış yolu daha olmalı, değil mi?

And you know the other thing?

Biliyor musun, bir şey daha var?

Yes, there was one other time.

Evet, bir kez daha oldu.

Click to see more example sentences
other geçen

I saw a little girl the other day, about three, maybe four years old.

Geçen gün bir kız çocuğu gördüm, yaklaşık üç, belki dört yaşında.

I am so sorry about the other day.

Geçen gün için çok ama çok özür dilerim.

No, I just wanted to apologize for the other night.

Hayır, sadece geçen gece olanlar için özür dilemek istedim.

Click to see more example sentences
other bundan başka

Stuff, other stuff happened this afternoon, so We can do it tomorrow, it's not a problem.

Bir şeyler oldu, bu öğleden sonra başka şeyler oldu, bu yüzden yarın yaparız, mesele değil yani.

Could we do this some other time?

Bunu başka bir zaman yapabilir miyiz?

We'll find this guy some other way.

Bu adamı başka bir yolla buluruz.

Click to see more example sentences
other öteki

He's my other best friend.

O benim öteki en iyi arkadaşım.

And the other was a young boy, sir.

Ve öteki de bir erkek çocuktu efendim.

Either one or the other.

Ya biri ya da öteki.

Click to see more example sentences
other sonraki

Stuff, other stuff happened this afternoon, so We can do it tomorrow, it's not a problem.

Bir şeyler oldu, bu öğleden sonra başka şeyler oldu, bu yüzden yarın yaparız, mesele değil yani.

After that, I went away, and we never saw each other again.

Sonra ben uzaklara gittim ve birbirimizi bir daha hiç görmedik.

No, no, it's the other one.

Hayır, Hayır. İşte bir sonraki.

Click to see more example sentences
other öbür

In a year, you'll get another chance for the other side, to be a pure spirit.

Bir yıl içinde öbür tarafta saf bir ruh olmak için bir şansın olacak.

But the other day something incredible happened.

Fakat öbür gün inanılmaz bir şey oldu.

Go in the other room then.

Öbür odaya git o zaman.

Click to see more example sentences
other farklı

I want you to see other things, different, new things, talk to different people.

Başka şeyler görmek istiyorum, farklı, yeni şeyler farklı insanlarla konuşmak istiyorum.

But that is a whole other story.

Ama bu, çok farklı bir hikaye.

Two other people, actually.

İki farklı kişi aslında.

Click to see more example sentences
other başka kimse

This guy have any other family?

Bu adamın başka kimsesi var mı?

But other than him, no.

Ondan başka da kimse yok.

Okay. Anybody got any other ideas?

Başka fikirleri olan kimse var mı?

Click to see more example sentences
other başka türlü

Any other decision would be dangerous for everybody.

Başka türlü bir karar, herkes için tehlikeli olur.

But not the other type.

Ama başka türlü değil.

There are other type of men here.

Burada başka türlü adamlar da var.

Click to see more example sentences
other öbürü

The other, no no. this, this this?

Öbürü, hayır hayır. Bu, bu Bu mu?

Come on, Tol."so dieth the other.

Hadi, Tol."öbürü de öyle ölüyor.

LUH, you know, the other, the new LUH?

LUH, yani, öbürü, yeni LUH var ya?

other başka birisi

Like if someone was here, if someone was here for something other than money.

Eğer birisi burada olsaydı eğer birisi paradan başka birşey için burada olmasaydı.

I mean, other than Sandy Frink.

Yani, Sandy Frink'ten başka birisi.