English-Turkish translations for out:

dışarıdaki, dışarı dışarıda, dışarı, dışarıda, dışarıya · çıkarmak, çıkmış, çıkış · giden · daha çok · dış, dışında · ortaya · çıkar yol · kalmamış · arasından · uzaktaki, uzak, uzakta · vermek · büyük · bitmiş · fazla · bütünüyle, bütün bütün · daha iyi · yüksek sesle · eskimiş · tamamen · açıkta · yanılmış · işe yaramaz · yetersiz · kullanılmaz · yeni çıkmış · çözüm · nakavt etmek · sönmüş · bozulmuş · alma · hatalı · yanlış · harici · açığa çıkmış · bayılmak · kurtuluş · meydana · yıpranmış · sız · çözüm yolu · modası geçmiş · çizgi dışı · bozuk · zararda olan · anormal · keyifsiz · kovmak · other translations

out dışarıdaki, dışarı dışarıda, dışarı, dışarıda, dışarıya

I just want to go out and you know, really, really do something.

Ben sadece dışarı çıkıp bilirsin gerçekten, gerçekten bir şey yapmak istiyorum.

There's a better place somewhere out there

Daha bir yer var Dışarıda bir yerde..

There's a whole world out there.

Dışarıda koca bir dünya var.

Click to see more example sentences
out çıkarmak, çıkmış, çıkış

I just want to go out and you know, really, really do something.

Ben sadece dışarı çıkıp bilirsin gerçekten, gerçekten bir şey yapmak istiyorum.

There has to be another way out, okay?

Başka bir çıkış yolu olmalı, tamam mı? Hayır!

You get me out of here, and I'll explain everything, okay?

Beni buradan çıkar, sana her şeyi açıklayayım, tamam mı?

Click to see more example sentences
out giden

There's no time for this, get out of there and do something

Bunun için vaktimiz yok, git buradan ve bir şeyler yap.

He went home, and I came out here.

O evine gitti, ben de buraya geldim.

You go ahead and start, I'll check it out.

Sen git başla ben onu kontrol ederim.

Click to see more example sentences
out daha çok

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

And now she's out there. And it's so it's so cold.

Ve şey, kadın şu anda dışarıda ve dışarısı çok soğuk.

There's so much hurt out there.

Dışarıda çok fazla acı var.

Click to see more example sentences
out dış, dışında

So take a look around, and if you see anything strange or out of the ordinary, just tell me.

O yüzden etrafa bir bak. .ve herhangi bir garip bir şey ya da olağan dışı bir şey görürsen, bana söyle.

He's out of town this weekend.

Bu hafta sonu şehir dışında olacak.

Your mother's out of town, right?

Annen şehir dışında değil mi?

Click to see more example sentences
out ortaya

Then how did it get out?

O zaman nasıl ortaya çıktı?

At least it will bring him out

En azından bu onu ortaya çıkarır.

She only comes out on Halloween, and it's almost midnight.

Sadece Cadılar Bayramı'nda ortaya çıkar. Ve neredeyse gece yarısı oldu.

Click to see more example sentences
out çıkar yol

This is the only way out, and you're gonna help me.

Tek çıkış yolu bu. Ve sen bana yardım edeceksin.

Maybe there's a way out over there.

Belki orada bir çıkış yolu vardır.

Oh, my God, there's no way out.

Aman Tanrım. Hiçbir çıkış yolu yok.

Click to see more example sentences
out kalmamış

You're too young to stay out all night, aren't you?

Bütün gece dışarıda kalmak için çok genç değil misin?

Maybe he was out there too long.

Belki de dışarıda çok fazla kaldı.

Forgive me, but I'm afraid out here.

Affet beni, ama burada kalmaktan korkuyorum.

Click to see more example sentences
out arasından

I really hope everything works out between you and your husband.

Gerçekten her şey yolunda umut sizin ve kocası arasında.

Call her and find out.

Ara onu ve öğren.

Hey, you wanna go out with me sometime?

Hey, bir ara benimle çıkmak ister misin?

Click to see more example sentences
out uzaktaki, uzak, uzakta

Oh, good! Good work. Now go back out there and keep them away from here.

Tanrım, iyi! iyi iş. şimdi dışarı çık ve onları buradan uzak tut.

Good luck, Charlie. Stay out of trouble.

İyi şanslar Charlie, beladan uzak dur.

Stay out of trouble, okay?

Beladan uzak dur, tamam mı?

Click to see more example sentences
out vermek

But somewhere out there you've You have another father too, who gave you another name.

Ama orada bir yerlerde sana başka bir isim vermiş başka bir baban var.

Let me out for just one hour.

Bana sadece bir saat izin verin!

You gave out your cell phone number.

Eğer cep telefonu numarasını verdi.

Click to see more example sentences
out büyük

We both know that it is a big, bad world out there, Michael.

İkimiz de biliyoruz ki bu büyük ve kötü bir dünya, Michael.

This is a big job, getting money out of this guy.

Bu büyük bir iş, bu heriften çok para kazanıyorum.

Big christian camp out in California, a couple hours from here.

California'da büyük bir hıristiyan kampı, buradan bir kaç saat uzakta.

Click to see more example sentences
out bitmiş

Because it's over, and I'm out.

Çünkü bitti, ve ben artık yokum.

I'm almost out and I can't make more.

Neredeyse bitmek üzere ve daha fazla yapamam.

Finish up and get out.

Bitir işini ve git buradan!

Click to see more example sentences
out fazla

But there's not much else to do out here.

Ama burada yapacak fazla bir şey yok.

See, you should get out more.

Gördün mü, daha fazla yapmalısın.

Take out more.

Daha fazla götür.

Click to see more example sentences
out bütünüyle, bütün bütün

So, what, are they out there all the time or what?

Peki, ne, onlar bütün zaman dışarıda değiller mi ya da ne?

He'll be out all night.

Bütün gece dışarıda olacak.

All those girls Mother threw them out.

Bütün o kızları annem dışarı attı.

Click to see more example sentences
out daha iyi

You know it better than anybody else, and this is our chance to find out what that is.

Sen bunu herkesten daha iyi biliyorsun ve bunun ne olduğunu öğrenmek için bu bir şans.

There is a better place out there.

Dışarıda daha iyi bir yer var.

There's no better way to go out.

Ayrılmak için daha iyi bir yol yok.

Click to see more example sentences
out yüksek sesle

I mean, I was married to an angel, for crying out loud.

Yani, ben yüksek sesle ağlama için bir melek, ile evlendi.

God, that's weird to say that out loud, but, uh

Tanrım, bunu yüksek sesle söylemek çok tuhaf ama

Example one, young lady, please read the problem out loud.

Birinci örnek, genç bayan. Lütfen yüksek sesle problemi okuyun.

Click to see more example sentences
out eskimiş

Because my ex-boyfriend and his new girlfriend are out there.

Çünkü eski erkek arkadaşım ve onun yeni kız arkadaşı dışarıda.

There is an old salt mine somewhere out there.

Oralarda bir yerde eski bir tuz madeni varmış.

You out of that big, old, scary hole?

Çıktın o korkunç, büyük, eski delikten?

Click to see more example sentences
out tamamen

You know, I'm helping you out, but I'm not a completely good guy.

Bilirsin sana yardım ediyorum, ama ben tamamen iyi adam değilim.

It's totally out of control

Bu tamamen kontrol dışı.

It's a whole new world out there, bro.

Tamamen farklı bir dünya var dışarıda kardeş.

Click to see more example sentences
out açıkta

She went out to get something and left the door open.

Birşey almak için dışarı çıktı ve kapıyı açık bıraktı.

All right. Stay here and keep an eye out.

Tamam burada dur ve bir gözün açık olsun.

Whether you find out the truth or not, one thing is clear

Gerçeği bul ya da bulma, açık olan bir şey var ki

Click to see more example sentences
out yanılmış

Come here or get out.

Yanıma gel, ya da defol!

Take Georgie and Lydia and get out of here right now.

Georgie ve Lydia'yı yanına al ve buradan hemen git.

There was this little white dog which came to me and started to whimper out loud.

Küçük ve beyaz bir köpek vardı. Yanıma geldi. Ve yüksek sesle inlemeye başladı.

Click to see more example sentences
out işe yaramaz

That was never gonna work out, okay?

Bu asla işe yaramayacak, tamam mı?

If God has a plan, it's not working out very well, is it?

Eğer Tanrı'nın bir planı varsa pek işe yaramıyor, öyle değil mi?

Doesn't work out for everyone.

Herkes için işe yaramıyor.

Click to see more example sentences
out yetersiz

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

It's bad enough out here.

Burası yeteri kadar kötü zaten.

Guess there's enough danger out there for everyone.

Sanırım dışarıda herkes için yeterli tehlike var.

Click to see more example sentences
out kullanılmaz

Jake is out on parole, and he's using his mother's apartment as his parole address.

Jake şartlı tahliye edilmiş, ve annesinin ev adresini şartlı tahliye adresi olarak kullanıyor.

Because I just found out Jack's been using heroin.

Çünkü az önce Jack'in eroin kullandığını öğrendim.

There's a murderer out there! And we must catch him by using our God-given wits.

Dışarıda bir katil var ve biz onu Tanrı vergisi zekamızı kullanarak yakalamalıyız.

Click to see more example sentences
out yeni çıkmış

It's a new game out this week.

Bu hafta yeni bir oyun çıkıyor.

Finally getting out of the house and trying new things.

Sonunda evden çıkmak ve yeni bir şeyler denemek.

So you've got a new record coming out, right?

Yeni çıkan bir plağın var değil mi?

Click to see more example sentences
out çözüm

There was only one way out.

Tek bir çözüm yolu vardı.

That's what we're trying to figure out, Mrs. Hamilton.

Biz de bunu çözmeye çalışıyoruz Bayan Hamilton.

There is a way out of every box, a solution to every puzzle.

Her kutunun bir çıkışı her bulmacanın da bir çözümü vardır.

Click to see more example sentences
out nakavt etmek

No. Don't knock me out.

Hayır beni nakavt etme.

Go, knock yourself out.

Git kendini nakavt et.

Why'd you knock him out?

Neden onu nakavt ettin?

Click to see more example sentences
out sönmüş

He's out like a light, but he's still alive.

Bir ışık gibi söndü, ama hala hayatta.

It's lights out for Lady Vampire.

Vampir Leydi için ışıklar söndü.

Hey, guys, the fire's out.

Hey, millet, yangın söndü.

Click to see more example sentences
out bozulmuş

It sort of balances out 'cause this world lost its Ricky, but there's me.

Bir nevi denge bozuldu. Çünkü bu dünya Ricky'yi kaybetti ama bana sahip.

The overload shorted out the time circuits" " and destroyed the flying circuits.

Aşırı yükleme zaman devrelerini kısa devre etti "ve uçuş devrelerini bozdu.

It sort of balances out.

Bir nevi denge bozuldu.

Click to see more example sentences
out alma

He went out to get some stuff, and never came back.

Bir şeyler almaya dışarı gitti ve bir daha dönmedi.

Someone out there needs revenge.

İntikam almaya ihtiyacı var.

Irina is making coffee, Mark went out for wine.

Irina kahve yapıyor, Mark şarap almaya çıktı.

Click to see more example sentences
out hatalı

Luke, if I'm about to make a huge mistake, please, just help me out.

Luke. Eğer büyük bir hata yapmak üzereysem lütfen bana yardım et.

Ellen, this is my fault. But Jo did good out there.

Bu benim hatamdı ama Jo orada iyi çıkardı.

One mistake and I'm out.

Bir hata yaptım ve kovuldum.

Click to see more example sentences
out yanlış

That came out wrong.

Çok yanlış çıktı o.

Wait, that came out wrong.

Bekle, yanlış gibi geldi.

Handled incorrectly, a category red device could take out this entire facility.

Yanlış bir şey yapılırsa, kırmızı kategorideki bir cihaz tüm bu tesisi yok edebilir.

Click to see more example sentences
out harici

Everybody out, except for you two.

Herkes dışarı. Siz ikiniz hariç herkes!

Everybody, out, except the ladies!

Herkes dışarı, Bayanlar hariç!

Everybody out, please except you two.

Lütfen herkes dışarı. Siz ikiniz hariç tabii.

Click to see more example sentences
out açığa çıkmış

Her only way out is always open.

Onun tek çıkış yolu hep açık.

One day this secret will come out.

Bir gün bu sır açığa çıkacak.

The door was open, so Emma must've gone out.

Kapı açıktı, yani Emma dışarı çıkmış olmalı.

Click to see more example sentences
out bayılmak

I fainted, but he pulled me out.

Ben bayıldım ama o beni çekti.

I'm blacking out, somebody help me!

Bayılmak üzereyim, biri yardım etsin!

I blacked out.

Bayıldım ben de.

Click to see more example sentences
out kurtuluş

This money is your ticket out.

Bu para senin kurtuluş biletin.

Cooperate, and there's still a way out for you.

İş birliği yaparsan senin için hâlâ bir kurtuluş yolu var.

Brian, AA is the only way out for these people.

Brian, AA bu insanlar için tek kurtuluş yolu.

Click to see more example sentences
out meydana

We've made this veritable habit out of defying the odds particularly, william adama. And he is alive.

İhtimallere meydan okumak gibi bir alışkanlık edindik özellikle de William Adama ve o hayatta.

But out of this film might come a transformed, commercialized, corporatized Morgan Spurlock,

Ama bu film neticesinde değişmiş, ticarileşmiş, özelleşmiş bir Morgan Spurlock meydana gelebilir.

All we needed was to flush you and your gunsels out!

Bize tek gereken seni ve silahlı adamlarını meydana çıkarmaktı.

Click to see more example sentences
out yıpranmış

Such odysseys were meant for the young and expectant, not for a worn-out old goat like me.

Böyle maceralar genç ve beklenenler için benim gibi yıpranmış ihtiyar bir keçi için değil.

Looks kind of old worn-out looking.

Yaşlı gibi görünüyor yıpranmış gibi.

One that's old and worn-out.

Eski ve yıpranmış olanı.

Click to see more example sentences
out sız

Everyone, if what happened today gets out There's only one word

Herkes, eğer bugün olanlar dışarı sızarsa sadece bir kelime

Now there's argenteum leaking out.

Şimdi de Argenteum sızıyor.

If all this gets out Sex and suicide?

Ya tüm bunlar sızarsa.. seks ve intihar?

out çözüm yolu

There was only one way out.

Tek bir çözüm yolu vardı.

We'll figure out a way.

Bir çözüm yolu bulacağız.

Before anyone outs Shaggy, I just might have another solution.

Shaggy'i dışlamanızdan önce belki de başka bir çözüm yolu vardır.

out modası geçmiş

And why do you think it's a silly out-of-date language, Ornshaw?

Peki neden böyle düşünüyorsun yani modası geçmiş aptal bir dil olduğunu Ornshaw?

It's just that he was out-of-date.

Sadece o modası geçmiş biri.

Some people think it's out-of-date.

Bazıları modası geçmiş diyor.

out çizgi dışı

And if I stepped out of line, you'd discipline me?

Ve ben çizgi dışına çıktı, sen beni disipline olur?

This is a work-your-grooves-out kind of a role-play, not get-your-groove-on.

Bu çizginin-dışına-çık tarzı bir rol yapma oyunu, çizginin-içinde-kal değil.

And? Line's out the door, as usual.

Çizgi kapının dışında, her zamanki gibi.

out bozuk

There's an engine out.

Bozuk bir motor var.

faggot Blacky ass out of my room. filthy-mouthed, selfish

ibne esmer kıçını odamdan çıkar. ağzı bozuk, bencil

out zararda olan

If this gets out, it will damage her.

Eğer bu ortaya çıkarsa, ona zarar verir.

Take 'em out! Vandalize them!

Çıkart onları ve zarar ver!

out anormal

Turns out he's a seralops, a humanoid abnormal that craves gamma radiation like a drug.

Görünüşe göre o bir seralopsmuş, uyuşturucu bağımlısı gibi gama radyasyonu isteyen bir insansı anormal.

out keyifsiz

Everybody walks out. Yumpin' yiminy.

Herkesin keyfi "Döyt döytlük" olur.

out kovmak

One mistake and I'm out.

Bir hata yaptım ve kovuldum.