English-Turkish translations for over:

-dan · -den · bitmiş, bitti · artık · tamam · daha · üzeri, üzerinde, üzerinden, üzerine · çok · fazla · iyice · yüzünden · baştan başa · tekrar · başkasına · üstün, üstünde, üstüne · her yerinden · aşırı · bütün bütün, bütün · boyunca · karşıya, karşıdan karşıya · hakkında · teslim etmek · tepesinde · öte, ötede, öteye · aşkın · yine · üst, üst üste, üstteki · yukarısına, yukarıda · çok fazla · ötesinde · artan · over · yüksek · son bulmuş · her yerine · gereğinden fazla · kalan · tersine · other translations

We also found translations for word over in Turkish.

over -dan

Over there, when I remember something about my life, something really nice,

Orada, hayatım hakkında bir şeyi hatırlıyorum, gerçekten güzel bir şey,

Everything is over now.

Artık her şey bitti.

So is it really over?

Yani gerçekten bitti mi?

Click to see more example sentences
over -den

Over there, when I remember something about my life, something really nice,

Orada, hayatım hakkında bir şeyi hatırlıyorum, gerçekten güzel bir şey,

Everything is over now.

Artık her şey bitti.

So is it really over?

Yani gerçekten bitti mi?

Click to see more example sentences
over bitmiş, bitti

When this thing is over there's a place here for you.

Bu bittiğinde burada senin için bir yer var.

But this is not over for you.

Ama bu sizin için henüz bitmedi.

Now my problem is also over.

Şimdi benim sorunum da bitti.

Click to see more example sentences
over artık

Everything, everything is over now.

Her şey, artık her şey bitti.

Now it's over to you.

Artık senin için bitti.

But now that's over.

Ama artık her şey bitti.

Click to see more example sentences
over tamam

Look, whatever happened between me and my father is over, okay?

Bak, babam ve benim aramda ne olduysa bitti, tamam mı?

Yes, yes, I'll come over right now.

Evet, evet, evet. Hemen geliyorum. Tamam.

Bring that thing over here.

O şeyi buraya getir. Tamam.

Click to see more example sentences
over daha

There's another one over here. And there's something inside it.

Burada bir tane daha var ve içinde de bir şey var.

Another night is over

Bir gece daha bitti

But it's not over yet, okay?

Daha her şey bitmedi, tamam mı?

Click to see more example sentences
over üzeri, üzerinde, üzerinden, üzerine

But you and I, perhaps over the same things.

Ama sen ve ben, belki de aynı şeyler üzerinde.

It means that when you were born You had a sheen over your face like a wedding veil.

Bu demek oluyor ki sen doğduğun zaman bir düğün duvağı gibi senin üzerinde bir parlaklık vardı.

The scary part is almost over.

İşin korkutucu kısmı bitmek üzere.

Click to see more example sentences
over çok

Thank you so much for coming over.

Buraya geldiğin için çok teşekkür ederim.

It's not too late to start over.

Yeniden başlamak için çok geç değil.

Look, I thought it over.

Bak. Bunu çok düşündüm.

Click to see more example sentences
over fazla

There's more blood over there.

Orada daha fazla kan var.

over the last two years.

son iki yıldan fazla.

He's too old to start over.

Baştan başlamak için fazla yaşlı.

Click to see more example sentences
over iyice

It was good enough for me and my husband for over a year.

Bu benim için yeterince iyi olduğunu ve bir yıl boyunca benim kocam.

Let's see because over the last few weeks, my best friend's tried to kill himself.

Bir bakalım. Çünkü son birkaç hafta içinde en iyi arkadaşım kendini öldürmeye çalıştı.

No the guest house wasn't very good, so I brought her over to my house

Hayır. Misafir evi pek iyi değildi, bu yüzden onu bizim eve getirdim.

Click to see more example sentences
over yüzünden

Wait, is that why you called me over here?

Bir dakika. Beni bu yüzden mi buraya çağırdın?

No the guest house wasn't very good, so I brought her over to my house

Hayır. Misafir evi pek iyi değildi, bu yüzden onu bizim eve getirdim.

That's why we start over.

O yüzden baştan başlayalım.

Click to see more example sentences
over baştan başa

A new city, a new name, a chance to start over and finally be whoever you wanna be.

Yeni bir şehir, yeni bir isim, baştan başlama şansı ve sonunda istediğin kişi olabilmek.

Let's start over Okay?

Baştan alalım tamam mı?

Can we start over, please?

Baştan alabilir miyiz, lütfen?

Click to see more example sentences
over tekrar

Yeah, or maybe I'm just doing the same thing over and over again.

Evet, ya da belki de aynı şeyi tekrar tekrar yapıyorumdur.

House wants more information, not the same information done over again.

House, tekrar aynı bilgiyi değil, daha fazla bilgi istiyor.

And your french woman, she's just like Laurent, 'cause she wrote them over and over and over again.

Ve senin Fransız kadın var ya? Tıpkı Laurent gibi, çünkü onları tekrar tekrar yazmış.

Click to see more example sentences
over başkasına

The president wants to see you, please come over tonight

Başkan seni görmek istiyor, lütfen bu gece gelin.

There's another over there.

Şurada başka bir tane var.

But I have no control over anything else.

Ama başka hiçbir şey üzerinde kontrolüm yok.

Click to see more example sentences
over üstün, üstünde, üstüne

In the great green room there was a telephone, and a red balloon, and a picture of the cow jumping over the moon.

Büyük yeşil bir odada bir telefon varmış, ve kırmızı bir balon, ve ayın üstünden atlayan bir inek resmi.

Get dressed, your mom's coming over tonight.

Üstünü giyin, bu akşam annen gelecek.

Good night, cow jumping over the moon.'

İyi geceler, ayın üstünden atlayan inek.

Click to see more example sentences
over her yerinden

Is this all over the house?

Bu evin her yerinde mi?

Different times, different places, like it's written all over the universe.

Farklı zamanlarda, farklı yerlerde. Sanki evrenin her yerinde bu yazıyor.

This curse has your fingerprints all over it.

Bu lanetin her yerinde senin parmak izlerin var.

Click to see more example sentences
over aşırı

Hey man, this isn't over.

Hey adamım, Bu aşırı değil.

A beautiful and overly sensitive person.

Güzel ve aşırı duygusal bir kişi.

I'm just not, like, overly excited.

Sadece, senin gibi, aşırı derecede değilim.

Click to see more example sentences
over bütün bütün, bütün

Do yourself a favor and tell me where it is, and this can all be over.

Kendine bir iyilik yap ve bana nerede olduğunu söyle ki bütün bunlar bitsin.

Jack whatever happens, when all this is over,

Jack her ne olursa olsun bütün bunlar bittiği zaman

Yeah, they're all over the news.

Evet, bütün haberlerde onlar var.

Click to see more example sentences
over boyunca

It was good enough for me and my husband for over a year.

Bu benim için yeterince iyi olduğunu ve bir yıl boyunca benim kocam.

Over night.. what does it mean?

Gece boyunca o ne demek?

Right over there, for four months.

Tam şurada, dört ay boyunca.

Click to see more example sentences
over karşıya, karşıdan karşıya

Their war against these men is over.

Erkeklere karşı bu savaş sona erdi.

It just says "volcano insurance" over and over again.

Bu sadece tekrar ve tekrar "volkana karşı sigorta" diyor.

You, one block over.

Sen, bir blok karşıya.

Click to see more example sentences
over hakkında

Over there, when I remember something about my life, something really nice,

Orada, hayatım hakkında bir şeyi hatırlıyorum, gerçekten güzel bir şey,

Let's just talk about this over this incredible dinner.

Hadi bunun hakkında konuşalım bu inanılmaz yemek hakkında.

Well, yeah, well, you obviously know nothing about gangs, so this conversation's over, OK?

Evet, görünen o ki çeteler hakkında hiçbir şey bilmiyorsun bu konuşma bitmiştir, tamam mı?

Click to see more example sentences
over teslim etmek

They're good people, and I won't turn them over.

Onlar iyi insanlar ve ben onları teslim etmeyeceğim.

Last chance, hand him over.

Son şansın, onu teslim et.

Hand him over to me.

Onu bana teslim et.

Click to see more example sentences
over tepesinde

Over the hill, there's another one just like it.

Tepenin arkasında, tıpkı bunun gibi bir tane daha var.

Even you wouldn't get me over that hill, eh?

Sen bile beni o tepeye çıkarmazdın, ha?

Mel Gibson coming over the hill.

Mel Gibson tepenin üzerine geliyor.

Click to see more example sentences
over öte, ötede, öteye

One street over.

Bir sokak ötede.

Two blocks over, down that way.

İki blok ötede, şu taraftan.

Good, now move over.

İyi, şimdi öteye geç.

Click to see more example sentences
over aşkın

Love, love lost long ago, it was special then, it's over now.

Aşk, aşk çok önce bitti, O zaman özeldi, şimdi bitti.

And this is how the battle over love between Vampire Girl and Frankenstein Girl began.

Ve bu aşk yüzünden Vampir kız ve frankenstein kız arasındaki savaş başladı.

Dr. and I have gone over this already

Dr ve ben zaten bu aşkın gitti

Click to see more example sentences
over yine

Something took over and I started, but then I felt the "no" again and I stopped.

Sonra bir şey oldu ve ben başladım ama sonra yine "olmaz" dedim ve durdum.

But you're still going to hand me over to him?

Ama yine de sen beni ona teslim ediyorsun?

All over again.

Hepsi yine bitti.

Click to see more example sentences
over üst, üst üste, üstteki

There's another one upstairs, over there.

Üst katta, orada, bir tane daha var.

There's a convertible over here.

Orada üstü açılabilen bir araba var.

Now, Amanda and oversight think that Alex is going to take over Zetrov.

Şimdi de Amanda ve üst yönetim Alex'in Zetrov'u ele geçireceğini düşünüyorlar.

Click to see more example sentences
over yukarısına, yukarıda

Come on, one up, one up, and two over.

Hadi, bir yukarı, bir yukarı, iki aşağı.

Let's talk this over upstairs.

Hadi bunu yukarıda konuşalım.

Two up, one over.

İki yukarı, bir yana.

Click to see more example sentences
over çok fazla

Then over here, not so much. And then over here clean.

Sonra burada, çok fazla değil. ve de burada temiz.

Look, when this is over, Cuba and the revolution will need you even more.

Bak, bu bittiğinde Küba ve devrimin sana çok daha fazla ihtiyacı olacak.

Yesterday you threw more trash over.

Dün çok daha fazla çöp attın.

Click to see more example sentences
over ötesinde

All over India, China Russia and beyond.

Hindistan ve Çin'e doğru. Rusya ve ötesine.

Something special waits for us, just over the horizon

Özel bir şey bekliyor bizi ufukların ötesinde.

Far to the east over ranges and rivers beyond woodlands and wastelands lies a single, solitary peak.

Uzaklarda doğuda tepelerin ve nehirlerin ormanların ve çöllerin ötesinde tek ve ıssız bir dağ bulunur.

Click to see more example sentences
over artan

There's a road right over this hill.

Bu tepenin ardında bir yol var.

Over here, yes but there is also the world beyond.

İşte buradasın, evet Fakat ardında bir dünya var.

Over there. Behind those rocks.

Orada şu taşların ardında.

Click to see more example sentences
over over

Clothes Over Bros offered me a job.

Clothes Over Bros bana bir teklif etti.

Alex, Millicent Huxtable, Clothes Over Bros.

Alex, Millicent Huxtable Clothes Over Bros.

Clothes over bros.

Clothes over Bros.

Click to see more example sentences
over yüksek

Well, this is sunrise over Nepal and those are the tallest mountains in the world, the Himalayas.

Bu Nepal üzerinde bir gün doğumu ve bunlar da dünyadaki en yüksek dağlar, Himalayalar.

And that's over the highest paved road in North America.

Ve bu Kuzey Amerika'daki en yüksek rakımlı asfalt yol.

There are high-pressure corrosive gases emitted over here.

Burada yüksek basınçlı aşındırıcı gaz patlaması yaşanır.

Click to see more example sentences
over son bulmuş

Please look over how it will all end up.

Lütfen her şey nasıl son bulacak bakın.

Your conflict with the Borg ended over a year ago.

Borg ile olan, anlaşmazlığınız bir yıl önce son buldu.

over her yerine

Besides, he was always flying all over the world.

Ayrıca, her zaman dünyanın her yerine uçuyordu.

Threw up all over Maud Ponsonby.

Maud Ponsonby'nin her yerine kusardı.

over gereğinden fazla

Look, I think I'm over-explaining it.

Bakın, bence gereğinden fazla anlattım.

Don't get over-anxious about Osborne.

Osborne için gereğinden fazla endişelenme.

over kalan

Today I fly over Eh-Mei Mountain tomorrow, I'll uproot the last dregs of Wudan!

Bugün Eh-Mei Dağı'nın üzerinden uçup yarın Wudan'da kalan son süprüntüleri yok edeceğim!

over tersine

Yeah, 'cause you sweated all over it. Okay, well, it's hot.

Evet çünkü heryeri ter yapmışsın Tamam evet Çok sıcak