English-Turkish translations for pack:

paket · sürü · toplamak · gitmek · çanta · eşyalarını toplamak · dolu · toparlanmak · hazırlamak · kutu · torba · buz torbası · paketlemek · çıkın · deste · paket yapmak · takım · vurmak · other translations

pack paket

Cup of coffee and a pack of cigarettes, please.

Bir bardak kahve ve bir paket sigara, lütfen.

I just need a pack of cigarettes.

Sadece bir paket sigara almak istiyorum.

Pack of cigarettes.

Bir paket sigara.

Click to see more example sentences
pack sürü

He's human. But he's still part of the pack, right?

O insan ama yine de sürünün bir parçası, değil mi?

You ain't a member of this pack.

Bu sürünün bir üyesi değilsin sen.

Well, sometimes in a pack of wolves, there's sometimes a Russian.

Bir zamanlar bir kurt sürüsünün içinde bir Rus varmış.

Click to see more example sentences
pack toplamak

Go pack your things, leave a note behind and find a healthy woman.

Eşyalarını topla, güzel bir not yaz ve kendine sağlıklı bir kadın bul.

Then pack your things. We haven't much time.

O zaman eşyalarını topla fazla vaktimiz yok.

Go and pack up those rotten arms and legs.

Git şu çürümüş kollar ve ayakları topla.

Click to see more example sentences
pack gitmek

I made breakfast for Jim and the children, and then I I packed Jim's lunch and he left.

Jim ve çocuklar için kahvaltı hazırladım sonra Jim'in öğle yemeğini paketledim ve o gitti.

Go home and pack!

Eve git ve toparlan!

Pack your stuff and go.

Eşyalarını topla ve git.

Click to see more example sentences
pack çanta

And I'll need a pack, a big one.

Ve bir de büyük çantaya ihtiyacım var.

You know that fanny pack is for first aid supplies, right?

O bel çantası ilk yardım malzemeleri için, değil mi?

What was in that pack, Parker?

O çantada ne vardı Parker?

Click to see more example sentences
pack eşyalarını toplamak

Go pack your things, leave a note behind and find a healthy woman.

Eşyalarını topla, güzel bir not yaz ve kendine sağlıklı bir kadın bul.

Then pack your things. We haven't much time.

O zaman eşyalarını topla fazla vaktimiz yok.

Go and pack your bags, Sam.

Git ve eşyalarını topla, Sam.

Click to see more example sentences
pack dolu

Wow, this place is packed. monsieur david!

Burası tıka basa dolu. Mösyö David!

Gosh, this place is packed.

Tanrım, burası tıka basa dolu.

And Mr. Peck, that boat is just jam-packed with top-secret, submarine detection gear,

Ve Bay Peck, o tekne çok gizli denizaltı bulma donanımıyla ağzına kadar dolu.

Click to see more example sentences
pack toparlanmak

Go home and pack!

Eve git ve toparlan!

Go home, Pack uP and get ready.

Evine git. Toparlan ve hazır ol.

You.. immediately pack up and go!

Sen Toparlan ve hemen git!

Click to see more example sentences
pack hazırlamak

Shower and pack a small bag: it may be a bit long.

Duş al ve küçük bir çanta hazırla. Biraz uzun sürebilir.

Anna, pack a bag for Alex.

Anna. Alex için çanta hazırla.

She just packed a little suitcase for me one day and disappeared.

Bir gün bana ufak bir valiz hazırlamış ve ortadan kaybolmuş.

Click to see more example sentences
pack kutu

You're basically giving him a pack of matches here.

Sen aslında ona bir kutu kibrit veriyorsun.

I need a mop, a pack of sponges and a tin of Stain Devil.

Bir paspas, bir paket sünger ve bir kutu leke çıkarıcı istiyorum.

No but we did find a broken high heel, some old stockings and an empty pack of Marlboro's.

Hayır, ama kırılmış yüksek bir topuk, eski bir jartiyer ve boş bir Marlboro kutusu bulduk.

Click to see more example sentences
pack torba

Give me an ice pack.

Bana bir buz torbası ver.

Yeah, yeah, and an ice pack.

Evet, bir de buz torbası.

Give him an ice pack, Jay.

Ona bir buz torbası ver, Jay.

Click to see more example sentences
pack buz torbası

Give me an ice pack.

Bana bir buz torbası ver.

Yeah, yeah, and an ice pack.

Evet, bir de buz torbası.

Give him an ice pack, Jay.

Ona bir buz torbası ver, Jay.

Click to see more example sentences
pack paketlemek

I made breakfast for Jim and the children, and then I I packed Jim's lunch and he left.

Jim ve çocuklar için kahvaltı hazırladım sonra Jim'in öğle yemeğini paketledim ve o gitti.

Well, it's a delicate mechanism, it needs a lot of packing.

Şey, bu çok nazik bir mekanizması var. İyi paketlemek gerek.

All this packing makes me hungry.

Tüm bu paketler beni acıktırdı.

Click to see more example sentences
pack çıkın

Pack your bag and get out!

Çantanı topla ve dışarı çık!

Go upstairs, pack your stuff.

Yukarı çık. Eşyalarını topla.

Pack up and get out?

Toplan ve dışarı çık?

Click to see more example sentences
pack deste

This is a very special pack.

Bu çok özel bir deste.

Pack of cards.

Bir deste kağıt.

Because every pack needs a joker.

Çünkü her destede bir joker olmalı.

pack paket yapmak

Sit down, I'll pack for you.

Otur, Senin için paket yapayım.

She'll do anything for a pack of smokes.

Bir paket sigara için her şeyi yapabilir.

I was gonna pack yousome leftovers, but that ship has sailed, mister.

Sana kalan yemekleri paket yapacaktım ama, o gemi kalktı, bayım.

pack takım

Need a couple of battery packs.

Bir çift pil takımı lazım.

Deano, a Motorola Accessory Pack, s'll vous plait

Deano, bir Motorola Aksesuar Takımı, s'il vous plait.

Damn you, Old Navy and your reasonably-priced three-packs.

Yazıklar olsun sana, Old Navy ve makul fiyatlı üçlü takımın!

pack vurmak

CPD shot an unarmed kid packing an iPod.

CPD silahsız bir çocuğu ipod çalarken vurdu.