English-Turkish translations for pain:

acıtmak, acımak, acısız, acılı, acı · ağrı · keder · ızdırap · yara · ıstırap · üzüntü · üzmek · sancı · azap · eziyet · sızı · kırmak · dert · ceza · other translations

pain acıtmak, acımak, acısız, acılı, acı

Oh, come in, Scott, and give an old man a little something for his pain.

İçeri gel Scott. Bu yaşlı adama acısı için küçük bir şey ver.

But there are ways to make it less painful and sometimes less permanent.

Ama daha az acı verici ve kalıcı olmaması için yollar var.

Yes, this must be painful.

Evet, bu acı verici olmalı.

Click to see more example sentences
pain ağrı

Chest pain, the lung problems, fatigue, rash, sounds like chronic lung infection.

Göğüs ağrısı, akciğer sorunu, yorgunluk, döküntü. Kronik akciğer enfeksiyonu gibi görünüyor.

There's no pain.

Hiç ağrı yok.

Sounds like regional pain syndrome.

Bölgesel ağrı sendromu gibi duruyor.

Click to see more example sentences
pain keder

What do you know about pain and sadness?

Sen acı ve keder hakkında ne biliyorsun?

Pain and grief.

Acı ve keder.

It means "Pain and grief.

Anlamı, "acı ve keder.

Click to see more example sentences
pain ızdırap

All that pain and misery and loneliness and it just made it kind.

Bütün o acı ve ızdırap ve yalnızlık. Bu onu sadece iyi kalpli yaptı.

Pain and suffering!

Acı ve ızdırap!

All that pain and misery. . and loneliness.

Bütün o acı ve ızdırap ve yalnızlık.

Click to see more example sentences
pain yara

Lady, false hope can only cause pain.

Bayan, yanlış umut yalnızca acı yaratabilir

But they're creating pain.

Ama acıyı onlar yaratıyor.

Maker? Do you have pain?

Yaratıcı, ağrın var mı?

Click to see more example sentences
pain ıstırap

There's a difference between pain and suffering.

Acı ve ıstırap arasında bir fark vardır.

Give me the hurt and the pain And the gun, Meg

Acıyı ve ıstırabı da bana ver Silahı da Meg

What about pain and suffering?

Acı ve ıstıraba ne olacak?

Click to see more example sentences
pain üzüntü

What a terrible accident that brought you to this terrible place with so much sadness and so much pain.

Seni bu korkunç yere getiren ne kadar da korkunç bir kazaydı. Ne büyük üzüntü, ne büyük acı.

This is very painful for me.

Bu benim için çok üzüntü verici.

Come with me, and you will never know pain, never know sadness.

Benimle gelin ve bir daha asla acı ve üzüntü duymayın.

Click to see more example sentences
pain üzmek

That must be very painful for you; the betrayal.

Bu senin için çok üzücü olmalı, ihanet.

This is as painful for me as it is for you.

Senin için üzücü olduğu kadar benim için de üzücü.

Painful or not, it's worth it.

Üzücü ya da değil, buna değer.

Click to see more example sentences
pain sancı

It's a sweet pain.

Tatlı bir sancı var.

Lot of pain.

Bir sürü sancı.

Pretty good, as pain goes.

Oldukça iyi, sancı gidiyor gibi.

Click to see more example sentences
pain azap

It's a pain.

Bu bir azap.

If it's constant torment for me, a painful, shameful occupation, sort of squeezing out a hemorrhoids.

Benim için sabit bir azap, acı dolu, utandırıcı bir uğraş bir tür hemoroit sıkma ise

Pain is the cleanser!

Acı bir azap duyuyorum!

pain eziyet

His recovery will be slow. And painful.

İyileşme süreci yavaş ve eziyetli olacak.

Dark, pain, suffering.

Karanlık, acı, eziyet.

It was the worst, most painful, mind-destroying, horrible moment

Ya adýðým en kötü, en eziyetli, en yýkýcý, en korkunç

pain sızı

What is this pain?

Bu sızı da ne?

She's an old ship, full of aches and pains.

Eski bir gemi bu, ağrı ve sızıyla dolu.

No pain, no spikes.

Ağrı yok, sızı yok.

pain kırmak

Painful. Broken bones.

Acı. kemiklerim kırıldı.

What happened to chest pain, diffiiculty breathing, fractured hands?

Göğüs ağrısına, nefes alma güçlüğüne, kırılmış ellere ne oldu?

pain dert

No pain no sorrow

Acı yok dert yok

pain ceza

I can't think of a more painful retribution.

Bundan daha acı verici bir ceza olamaz sanırım.