parents

It's not for my parents, it's not for Nathan, it's just for me and Chris can help me get it.

Ailem için değil, Nathan için de değil sadece benim için ve Chris bana bunu yapmamda yardım etti.

Maybe this is a joke to you, but my parents died that day.

Senin için bu bir şaka olabilir, ama benim ailem o gün öldü.

A week later, the other guy disappeared, along with his wife, his parents, his children, and his brother.

Bir hafta sonra diğer adam ortadan kayboldu karısı, ailesi, çocukları ve erkek kardeşi ile birlikte.

We weren't the best parents in the world, but we weren't the worst either, right?

Belki dünyanın en iyi anne babası değildik, ama en kötüsü de değildik, değil mi?

My parents moved to this country for a better life, and I still believe in that.

Ailem daha iyi bir hayat için bu ülkeye taşındı ve ben hala buna inanıyorum.

He's a child murderer that some parents from around here burned alive but then he came back.

O bir çocuk katili bazı aileler onu buralarda bir yerlerde canlı canlı yaktılar fakat sonra o geri geldi.

Do you really wanna be president or is that something your parents want?

Sen mi başkan olmak istiyorsun yoksa ailenin istediği bir şey mi bu?

This is a really serious matter and his parents really are worried.

Bu gerçekten çok ciddi bir sorun ve ailesi çok endişeli.

Let me tell you something, there's one parent in this house and you're looking at her.

Sana bir şey söyleyeyim bu evde bir ebeveyn var ve sen ona bakıyorsun.

Yeah. My parents bought a new house, but it's not ready yet.

Evet, bizimkiler yeni bir ev aldı ama daha hazır değil.