English-Turkish translations for park:

park · etmek · park etmek · otopark · bahçe · lunapark · bırakmak · koymak · cennet · other translations

park park

It's a dangerous park, and I don't want anything to happen to her.

Burası tehlikeli bir park ve onun başına bir şey gelsin istemiyorum.

I'm gonna go park the car.

Ben gidip arabayı park edeyim.

Vinnie is officially a superstar, number one movie in the country, theme park ride.

Vinnie resmen bir süperstar, ülkenin bir numaralı filmi, tema parkı turu.

Click to see more example sentences
park etmek

Where did you park this car two days ago?

İki gün önce bu arabayı nereye park ettin?

He was only trying to park it Vince, shut up.

O sadece park etmeye çalışıyordu Vince, kapa çeneni.

He built this park.

Bu parkı o inşa etti.

Click to see more example sentences
park park etmek

Where did you park this car two days ago?

İki gün önce bu arabayı nereye park ettin?

He was only trying to park it Vince, shut up.

O sadece park etmeye çalışıyordu Vince, kapa çeneni.

He built this park.

Bu parkı o inşa etti.

Click to see more example sentences
park otopark

And if anything goes wrong, there's a parking lot here.

Ters giden bir şey olursa, burada bir otopark var.

There's a parking garage. Anyone on it?

Bir otopark var. insan var mi?

Male and female, white lab coats, parking levels.

Bir erkek ve bir kadın, beyaz önlüklerle otoparka iniyorlar.

Click to see more example sentences
park bahçe

Ladies and gentlemen, children of all ages, the Central Park Zoo proudly presents:

Bayanlar ve Baylar, tüm yaştan çocuklar Central Park Hayvanat Bahçesi gururla sunar:

Hello, Griffith Park Zoo. Snake Department. Hello, hello.

Alo, Griffith Park Hayvanat Bahçesi, Yılan Bölümü, buyurun.

You got a murder in the Franklin park zoo?

Franklin park Hayvanat Bahçesi'nde cinayet mi var?

Click to see more example sentences
park lunapark

Yeah, theme parks are very nice.

Evet, lunapark fikri çok güzel.

But to build an amusement park, you need lots of money and manpower and turnstiles.

Ama bir lunapark inşa etmek için çokça para, insan ve turnike lazım.

What is this? An opera or amusement park?

Bu bir opera yoksa lunapark mı?

Click to see more example sentences
park bırakmak

Stop joking, Mr. Park Hae Young.

Şaka yapmayı bırak, Bay Park Hae Young.

The leader PARK Jeong-gil left a suicide note and killed himself.

Park Jeong-gil, teröristlerin lideri geride bir not bırakarak intihar etti.

Who parked this here?

Kim bıraktı bunu buraya?

Click to see more example sentences
park koymak

Cedar park, edgewater channel, cuyahoga valley park, euclid creek.

Cedar Parkı, Edgewater Kanalı, Cuyahoga Vadisi Parkı, Euclid Koyu.

All hotels were requisitioned, and the Park Hotel was occupied by Marshal Pétain and his staff.

Tüm otellere el koyuldu ve Park Otel, Mareşal Pétain ve kurmayları tarafından işgal edildi.

Cuyahoga valley park, Euclid creek.

Cuyahoga Vadisi Parkı, Euclid Koyu.

Click to see more example sentences
park cennet

The parking space is "heaven.

Park yeri onun için "cennet.