part time

This man is Mr. Charles Lester, former business contact of Wu Ling and part-time opium addict.

Bu adam, Bay Charles Lester. Wu Ling'in eski arkadaşlarından biri ve yarı zamanlı afyon bağımlısı.

Sometimes you have a part time job?

Bazen yarı zamanlı bir işi var?

Former business contact of Wu Ling and part-time opium addict.

Wu Ling'in eski arkadaşlarından biri ve yarı zamanlı afyon bağımlısı.

Well, that's funny, 'cause I think of him as working part-time in Philadelphia.

Pekala, bu komik, çünkü ben onu yarı zamanlı olarak Philadelphia'yada çalışıyor diye düşünüyorum.

Thanks, man, but I gotta be honest, this is just a part-time gig for me.

Sağ ol, dostum ama, dürüst olmalıyım. Bu benim için geçici bir iş.

I like spending time with you, too, but it'll be part-time, not full-time.

Ben de seninle zaman geçirmeyi seviyorum ama işin yarı zamanlı olacak, tam zamanlı değil.

This is a part-time job.

Bu yarı zamanlı bir iş.

Being a state senator isn't a part-time job.

Eyalet senatörü olmak yarı zamanlı bir değil.

I just found a part-time job.

Yarı zamanlı bir buldum.

Just part-time, a few days a week.

Sadece yarı zamanlı, haftada bir kaç gün.