parts

I know what you and your friends are doing, and I want to be a part of it.

Sen ve arkadaşlarının ne yaptığını biliyorum ben de bu işin bir parçası olmak istiyorum.

You have a beautiful family and it's great to be part of it tonight.

Çok güzel bir aileniz var ve bu gece onun bir parçası olmak harika.

But hey, the news is not all bad for me, not all bad, you want to know the good part?

Hey, haberler benim için çok da kötü değil çok kötü değil iyi tarafı ne bilmek ister misiniz?

Part of me says that you are too young for this, I know I'm too young for it.

Bir yanım bunun için çok genç olduğunu söylüyor. Ben de bunun için çok gencim.

I know it wasn't part of the plan, but it was either this or nothing.

Biliyorum planın bir parçası değildi, ama ya bu ya da hiçbir şeydi.

Why is it so important for you to be a part of this?

Bu işin bir parçası olmak, senin için neden bu kadar önemli?

I mean, if you can't accept me as part of your life, then then what are we doing here?

Yani, eğer beni hayatının bir parçası olarak kabul edemiyorsan o zaman o zaman biz burda ne yapıyoruz?

That's a very good question, and this is the best part.

Bu çok iyi bir soru ve cevabı da çok güzel.

And I still can't believe that she can be part of this plan.

Ve ben hala onun bu planın bir parçası olduğuna inanmıyorum.

He's funny and he's cool, and everybody likes him, which is part of the problem.

İyi ve komik biri ve onu herkes beğeniyor ki bu da sorunun bir parçası.