English-Turkish translations for people:

insanlar · kişi · görenler · halk · millet, milletler · adamlar · dünya · insan yerleştirmek · gençler · aile · herkes · er · kişilik · ırk · kalabalık · âlem · ulus, uluslar · kavim, kavimler · other translations

people insanlar

There's good people, there's bad people, and then there's these people.

İyi insanlar var kötü insanlar var ve bir de bunlar var.

You still have people out here.

Sen hala burada insanlar var.

Bad people, people like me.

Kötü insanlar. Benim gibi.

Click to see more example sentences
people kişi

The only two people who really know what happened is you and him.

Gerçekten ne olduğunu bilen iki kişi var, o ve sen.

There were so many people there.

Bir sürü kişi vardı orada.

Most people do it every day.

Çoğu kişi bunu her gün yapıyor.

Click to see more example sentences
people görenler

I want you to see other things, different, new things, talk to different people.

Başka şeyler görmek istiyorum, farklı, yeni şeyler farklı insanlarla konuşmak istiyorum.

At least other people saw me that way.

En azından diğer insanlar beni o şekilde gördü.

It's how people see me.

İnsanlar beni böyle görüyor.

Click to see more example sentences
people halk

I'm gonna stay here and do something for my people.

Ben burada kalacağım ve halkım için bir şeyler yapacağım.

But the people they won't let him.

Ama halk ona da izin vermez.

But the people loved him.

Ama halk onu seviyordu.

Click to see more example sentences
people millet, milletler

All right, people, You have nothing to worry about, and everything is under control.

Pekâlâ, millet merak edecek bir şey yok ve her şey kontrol altında.

It's just a game, people.

Bu yalnızca bir oyun, millet.

Okay, people, people.

Tamam millet, millet.

Click to see more example sentences
people adamlar

Well, they're not my people.

Onlar benim adamlarım değil.

If these people are so important

Madem bu adamlar bu kadar önemli

Yes, there are bad people everywhere.

Evet, kötü adamlar her yerde ama.

Click to see more example sentences
people dünya

You see, in this world, there's people like me and there's people like you.

Yani bu dünyada benim gibi insanlar var ve senin gibi insanlar var.

My two favorite people in the world got together.

Dünyada en çok sevdiğim iki kişi birlikte.

My favorite thing in the world is making people laugh, but I can't now!

Bu dünyada en çok sevdiğim şey insanları güldürmek. Ama artık yapamam.

Click to see more example sentences
people insan yerleştirmek

You know what some people eat here?

Bazı insanlar burada ne yiyor, biliyor musun?

But married people have to eat too.

Ama evli insanlar da yemek yer.

Good food, fresh air, nice people

Yemek güzel, hava güzel, insanlar da iyi

Click to see more example sentences
people gençler

I know how hard it is for young people today and I want to help.

Günümüzde genç insanlar için her şey çok zor. Ben yardım etmek istiyorum.

Who are those young people?

Bu genç insanlar kim?

Just a few young people.

Sadece bir kaç genç.

Click to see more example sentences
people aile

This is my life now, and these people are my family.

Bu artık benim hayatım ve bu insanlar benim ailem.

People like my family!

Benim ailem gibi insanlar.

All of these people are your family?

Tüm bu insanlar senin ailenden mi?

Click to see more example sentences
people herkes

Oh, everyone looks so happy. Anything that makes people happy can't be bad, can it?

Herkes çok mutlu görünüyor insanlar mutlu eden bir şey kötü olamaz değil mi?

Yeah, I know people do stupid things.

Evet, herkes aptalca şeyler yapar, biliyorum.

But people say that

Ama herkes diyor ki

Click to see more example sentences
people er

Look, I killed those people. And they still gave me early retirement and let me keep my pension.

Bakın, ben o insanları öldürdüm ama yine de bana erken emeklilik verdiler ve emekli maaşımı da.

Good people die young.

İyi insanlar erken ölüyor.

People came in early today.

Bugün herkes erkenden geldi.

Click to see more example sentences
people kişilik

Everything here is for two people.

Buradaki her şey iki kişilik.

It's a world with few people, but still, it's full of drama, sadness, and joy.

Birkaç kişilik bir dünya, ama hala, dram, üzüntü ve eğlence ile dolu bir dünya.

Five people make a conspiracy, right?

Beş kişilik bir komplo değil mi?

Click to see more example sentences
people ırk

There's no room on Earth for another race of people.

Başka bir insan ırkı için Dünya'da yer yok.

People, I think, a race maybe, even a species.

İnsan sanırım, belki de ırk hatta belki bir tür.

We're not a race, we're a people.

Biz bir ırk değiliz, biz bir halkız.

Click to see more example sentences
people kalabalık

Only poor people were present, women with black scarves, workers, strikers and a silent crowd

Sadece fakir insanlar geldi siyah eşarplı kadınlar, işçiler, grevciler ve sessiz bir kalabalık.

People here are very crowded.

Burada insanlar çok kalabalık.

People on their way to work, crowded lobby, risky move.

İşe giden insanlar, kalabalık lobi, riskli bir hamle.

Click to see more example sentences
people âlem

It's called Faith Hilling, and all around the world, people are doing it.

Buna "Faith Hill'leme" deniyor. Ve tüm dünyada insanlar bunu yapıyor.

See, people are like lemmings

Bak, insanlar Lemmings gibidir.

people ulus, uluslar

Peoples and nations exalt thee.

Halklar ve uluslar seni yüceltiyor.

people kavim, kavimler

Hey, I hail from a colorful people.

Hey, ben renkli bir kavimden geliyorum.