English-Turkish translations for perfect:

mükemmel · harika · kusursuz · tam · tamamlamak · muhteşem · mükemmellik · müthiş · ideal · kusursuzluk., kusursuzluk · hatasız · tam kusursuz · kusursuz yapmak · geçmiş · pek çok · eksiksiz · bitmiş, bitirmek · mutlak · other translations

perfect mükemmel

I know it's not perfect, but it's very important to me and to my brothers that we stay together.

Mükemmel değil biliyorum ama bu benim için çok önemli. Birlikte kalmamız kardeşlerim için de çok önemli.

But if boy and girl never meet Then a perfect world can never be

Ama çocuk ve kız hiç karşılaşmasalar asla mükemmel bir dünya olamaz.

Look, it's perfect, right?

Bak, mükemmel, değil mi?

Click to see more example sentences
perfect harika

This place is perfect and I know my girls would be really happy there.

Bu yer harika ve biliyorum ki kızlarım orada çok mutlu olacaklar.

Well, that's perfect 'cause that's just what I need.

Aslında bu harika, çünkü ihtiyacım olan şey bu.

That means it's perfect!

Bu harika demek oluyor!

Click to see more example sentences
perfect kusursuz

But the world isn't perfect and I want to help.

Ama dünya kusursuz değil. Ve ben yardım etmek istiyorum.

No, no, everything is perfect.

Hayır, her şey kusursuz işliyor.

It's the perfect place to start.

Başlamak için kusursuz bir yer.

Click to see more example sentences
perfect tam

Wow And now, right now, it's the perfect time, the best time since I been in the game

Ve şimdi, tam şu anda, zaman mükemmel, işin içinde olduğumdan beri en iyi zaman.

This is the perfect school for me.

Burası tam bana göre bir okul.

Sir I swear I've been nothing but a perfect gentleman.

Efendim yemin ederim hiç bir şey olmadı tam bir beyfendiydim.

Click to see more example sentences
perfect tamamlamak

I want everything to be perfect, okay?

Her şey kusursuz olsun istiyorum, tamam mı?

Someone hot, smart, nice, cool, cute. Like the perfect girl for Tommy, okay?

Seksi, akıllı, hoş, havalı, tatlı biri ile Tommy için kusursuz kızla yani tamam mı?

Okay, so the guys take the other car, perfect.

Tamam o zaman, erkekler de diğer arabayı alır.

Click to see more example sentences
perfect muhteşem

We have everything we need here for a perfect night, okay?

Muhteşem bir gece için ihtiyacımız olan her şey burada var.

Of course I want a perfect wedding!

Tabii ki muhteşem bir düğün istiyorum!

Just one perfect day a year.

Yılda sadece bir muhteşem gün.

Click to see more example sentences
perfect mükemmellik

which is good because perfect is boring.

Bu da iyi bir şey, çünkü mükemmellik sıkıcıdır.

Paul Martin, Lisa Kay people obsessed with control, perfection.

Paul Martin, Lisa Kay, kontrol ve mükemmellik takıntısı olan insanlar.

This hand Always created perfection.

Bu el her zaman mükemmellikler yarattı.

Click to see more example sentences
perfect müthiş

Honey, that's perfect.

Tatlım, bu müthiş!

Might have taught her that Everything must be perfect

Ona öğretmiş olmalı Her şey müthiş olmalı

Now I have a perfect excuse.

Şimdi müthiş bir bahanem var.

Click to see more example sentences
perfect ideal

In an ideal world, everyone would marry for love, but the world isn't perfect.

İdeal bir dünyada herkes aşk için evlenecek ama dünya kusursuz değil.

A perfect place to hide the books

Kitapları saklamak için ideal bir yer.

Make this plan perfect.

Bu planı ideal yap.

Click to see more example sentences
perfect kusursuzluk., kusursuzluk

Thank you for a day Of too much perfection.

Bir günlük kusursuzluk için çok teşekkür ederim!

Technological perfection can shave too close.

Teknolojik kusursuzluk fazla yakından traş edebilir.

This, to me, is absolute perfection.

Bu bana mutlak kusursuzluğu hissettiriyor.

Click to see more example sentences
perfect hatasız

He's not perfect and sometimes he makes mistakes but he says he's sorry.

O mükemmel bir insan değil, ve bazen hatalar yapıyor ama özür de diliyor.

Because people are not perfect. People make mistakes in life.

Çünkü insanlar mükemmel değildir. insanlar hayatta hatalar yaparlar.

Look, I made mistakes. I lied. I'm not perfect.

Bak hatalar yaptım, yalan söyledim, kusursuz değilim.

Click to see more example sentences
perfect tam kusursuz

It's a perfect crime.

Bu tam bir kusursuz suç.

God, we are such the perfect couple.

Tanrım, biz tam bir kusursuz çiftiz.

Just like Alton and Melinda Hatcher's daughter perfect.

Tam, Alton ve Melinda Hatcher'ın kızı işte Kusursuz.

Click to see more example sentences
perfect kusursuz yapmak

In a perfect world, mud should be thick, glutinous, and as rich as dark chocolate.

Kusursuz bir dünyada çamur kalın yapış yapış ve siyah çikolata kadar zengin olmalı.

That's a method that was perfected in Venice.

Bu Venedik'te kusursuz bir şekilde yapılan bir yöntem.

perfect geçmiş

Bond's got a perfect employment record.

Bond'un mükemmel bir geçmişi var.

The most perfect forgeries ever.

Gelmiş geçmiş en mükemmel sahte paralar.

perfect pek çok

I know your business perfectly well: antique furniture, and some of it not so antique.

Senin işini çok iyi biliyorum: Antika mobilya, ve bazısı da pek antika değil.

Well, luckily for you, I already have the perfect solution.

Pekâlâ, şansına ben çoktan mükemmel bir çözüm buldum.

perfect eksiksiz

You, complete and perfect man!

Seni eksiksiz ve mükemmel adam!

perfect bitmiş, bitirmek

Oh, Michael, this is the perfect end to a perfect honeymoon.

Michael, bu, mükemmel balayını bitirmek için mükemmel bir son.

perfect mutlak

This, to me, is absolute perfection.

Bu bana mutlak kusursuzluğu hissettiriyor.