perished

The witch howled like a scalded cat but Gretel ran and left her there to perish nonetheless.

Cadı haşlanan kedi gibi çığlık attı. Ama Gretel kaçtı ve onun yok olmasına izin verdi.

Lisa Mullins, her father and an unidentified second child perished.

Lisa Mollins, babası ve kimliği belirlenemeyen ikinci bir çocuk öldü.

The whole world will perish in flames.

Tüm dünya, alevler içinde yok olacak.

Except for Colonel Calder here, the entire crew perished.

Albay Calder hariç bütün mürettebat zayi oldu.

If we're to perish, then at least you'll die first.

Eğer yok olacaksak, o zaman en azından ilk sen öleceksin.

Thousands can perish and nothing will happen.

Binlerce kişi can verir ve hiçbir şey olmaz.

Anne Frank perished in a concentration camp.

Anne Frank bir toplama kampında telef oldu.

And the earth will perish, and we with it.

Dünya yok olacak ve biz de onunla yok olacağız.

If we perish, okay, we perish.

Eğer biz ölürsek, tamam ölelim.

And now a man has perished.

Şimdi de bir adam ölüyor.