English-Turkish translations for personal:

kişisel · özel · kişilik · şahsi · kişiye özel · bireysel · vücut · kıyafet · personel · hususi · other translations

personal kişisel

But I won't, because there's at least one person who wants me here and that's good enough for me.

Ama gitmem, çünkü burada beni isteyen en azından bir kişi var ve bu benim için yeterli.

Oh, what is this, a personal matter between you two?

Ne bu, ikiniz arasındaki kişisel bir mesele mi?

It's a very, very personal story.

Çok, çok kişisel bir hikaye.

Click to see more example sentences
personal özel

You're really a very special person.

Sen gerçekten çok özel bir insansın.

It's a personal question, okay?

Özel bir soru, tamam mı?

Sometimes a person is chosen for a special reason, and this goes for you as well, that turns you into someone special,

Bazen bir insan, özel bir neden için seçilir ve bu senin için de geçerli ve bu sebep, seni özel bir şey yapar.

Click to see more example sentences
personal kişilik

I love her as much as I love you but she's a different person.

Onu da en az senin kadar seviyorum ama o da başka bir kişilik.

You got a great personality.

çok güzel bir kişiliğin var.

Paranoid personality disorder.

Paranoyak kişilik bozukluğu.

Click to see more example sentences
personal şahsi

This isn't personal, and it's not about you.

Bu şahsi değil ve senin hakkında da değil.

Please I'm asking this as a personal favor.

Lütfen bunu şahsi bir iyilik olarak istiyorum.

It's my own personal money.

Bu benim şahsi param.

Click to see more example sentences
personal kişiye özel

This is a very special person.

Bu oldukça özel bir kişi.

I wish to ask you a personal question.

Size özel bir kişisel bir soru sorabilir miyim?

So show me some respect or I'll give you a personal tour.

Yani bana biraz saygı göster yoksa sana kişiye özel bir tur attırırım.

Click to see more example sentences
personal bireysel

Would that not make me a bad person?

Bu beni kötü bir birey yapmaz mı?

But she's also a person.

Ama o ayrıca bir birey.

He is a person.

O da bir birey.

Click to see more example sentences
personal vücut

The body of the person is pure, but not pure.

Bu kişi Bu kişinin vücudu temiz ama saf değil.

Come on, ruben, personality affects body chemistry.

Hadi ama Ruben, kişilik vücut kimyasını etkiler.

To use a person's body for energy is a remarkable idea.

Enerji için bir insanın vücudunun kullanılması muhteşem bir fikir.

Click to see more example sentences
personal kıyafet

Okay. Well, there any clothes or personal effects?

Tamam, kıyafet ya da şahsi eşya var mı?

Well, I'm a brain surgeon, and my largest personal expense is doll clothes.

Ben bir beyin cerrahıyım en büyük kişisel harcamam bebek kıyafetleri.

Personal items, clothes

Şahsi eşyalar, kıyafetler.

Click to see more example sentences
personal personel

It's chief kang's personnel file, both professional and personal

Şef Kang'ın personel dosyası. Hem mesleki hem kişisel.

That person's name

O personelin ismi

Employee personal calls.

Personel özel aramaları.

personal hususi

Couple of Drazi ships, Minbari personal transport, even a few Vree.

Birkaç Drazi gemisi, hususi bir Minbari mekiği hatta birkaç Vree.