English-Turkish translations for pick:

seçmek, seçilmiş · alış · almak · toplamak · alma · yakalamak · çekme, çekmek · seçim · yolmak · kapmak · çıkartmak · kazma · toplanmak · ayırmak · çalmak · koparmak · mızrap · seçme · tercih · other translations

pick seçmek, seçilmiş

I mean, I know you're walking around, lady but trust me, go out and pick yourself a nice grave.

Demek istediğim, etrafta yürüyorsun biliyorum, bayan ama güven bana, git ve kendine bir mezar seç.

Pick pick a card.

Bir bir kart seç.

Pick a side.

Bir taraf seç.

Click to see more example sentences
pick alış

You're a big girl a grown woman, your mother doesn't need to pick you up every day.

Sen büyük bir kızsın, yetişkin bir kadın annenin her gün seni almasına gerek yok.

Lieutenant Flynn picked John Park up at his house about an hour ago.

Teğmen Flynn John Park'ı, yaklaşık bir saat önce evinden aldı.

Come pick me up then

Gel beni al öyleyse

Click to see more example sentences
pick almak

Except I've heard him talking, once about something, and he stopped to pick up something.

Yalnız bir defasında bir şey hakkında konuştuğunu duydum ve bir şey almak için durdu.

I stopped off for a beer, but picked us up some dinner.

Bira için durdum, ama bize akşam yemeği için bir şeyler aldım.

I'll pick you up tonight.

Bu akşam seni alırım.

Click to see more example sentences
pick toplamak

Pick up and five, six, seven, eight.

Tekrar, topla ve beş, ve altı, yedi, sekiz.

Go and pick some.

Git ve biraz topla.

Pick everything up quickly.

Hemen her şeyi topla.

Click to see more example sentences
pick alma

That's why he called you, that's why you picked him up.

Bu yüzden seni aradı, bu yüzden onu almaya gittin.

Adam went there to pick something up.

Adam, oraya bir şey almaya gitti.

He's come to pick me.

O beni almaya geldi.

Click to see more example sentences
pick yakalamak

Then pull me in and pick him up.

O halde beni çek ve onu hemen yakala.

Cops picked me up this morning.

Polisler beni bu sabah yakaladı.

Homicide picked him up and had him in custody.

Cinayet masası onu yakaladı ve göz altına aldı.

Click to see more example sentences
pick çekme, çekmek

Then pull me in and pick him up.

O halde beni çek ve onu hemen yakala.

Pick a card. Come on.

Bir kart çek,.. hadi!

Okay. Okay. Pick a foot.

Tamam, tamam, bir ayağını çek.

Click to see more example sentences
pick seçim

I really couldn't have picked a better choice for my favorite ex-girlfriend.

Gerçekten favori eski kız arkadaşım için daha iyi bir seçim yapamazdım.

Well, it's a tough one to pick.

Aslında bu çok zor bir seçim.

Make sure your mother doesn't pick an ugly one!

Emin annen çirkin bir seçim değil olun!

Click to see more example sentences
pick yolmak

Nothing, he picked a fight on the road.

Bir şey yok, yolda biraz kavga etti.

Pick a path and it's yours.

Bir yol seç ve o senindir.

A risky thing, picking up a stranger on a dark road.

Riskli bir şey, karanlık bir yolda bir yabancıyı almak.

Click to see more example sentences
pick kapmak

Then shut the hell up and pick your weapon.

O zaman kapa çeneni de silahını seç.

Pick a mouth, open it and say

Bir ağız kap, onu ve de ki

Pick up something, join us.

Bir şey kap, bize katıl.

Click to see more example sentences
pick çıkartmak

Every few months he picks some lucky girl and takes her out of this dump.

Her birkaç ay şanslı bir kız seçer ve onu bu çöplükten çıkarır.

Pick one, or this comes out.

Birini seç yoksa yoksa bu çıkar.

Pick up a stake and a hammer.

Bir kazık ve bir çekiç çıkar

Click to see more example sentences
pick kazma

Pick and a shovel, must be someplace around.

Kazma ve kürek buralarda bir yerde olmalı.

Pick it up and start digging.

Onu al ve kazmaya başla.

Now pick up a shovel and get digging!

Şimdi bir kürek kap ve kazmaya başla!

Click to see more example sentences
pick toplanmak

Pick a ball.

Bir top seç.

Now, go pick up some balls.

Şimdi git biraz top topla.

It's like picking teams for dodgeball all over again.

Bu tıpkı, yeniden yakan top için takım seçmek gibi.

Click to see more example sentences
pick ayırmak

Maybe you picked the wrong time to break up.

Belki de ayrılmak için yanlış zamanı seçtin.

Pick two good men and send them back to the soldier fort.

İki tane iyi adam ayır ve onları asker kalesine geri gönder.

Pick out every tenth man!

Her onuncu adamı ayır!

pick çalmak

Phone rang, I picked it up.

Telefon çaldı, ben de açtım.

We're musicians, He picks a banjo, I got a fiddle,

Biz müzisyeniz. O banjo çalar ben de keman.

He drank and tried to pick up Metto's women.

O çok içti ve Metto'nun kadınlarını tavlamaya çalıştı.

pick koparmak

This flower was picked only a few days ago.

Yalnız, bu çiçek sadece birkaç gün önce koparılmış.

But picking, yes.

Ama koparmak, evet.

pick mızrap

Yeah, it's three picks.

Evet. Evet, üç mızrap.

A plectrum pick.

O mu? Mızrap.

pick seçme

Their captain and our captain started picking players.

Onların kaptanı ve bizim kaptanımız oyuncu seçmeye başladı.

It's pick-a-side time.

Tarafını seçme zamanı.

pick tercih

Pick between Tweetie and Sylvester.

Tweetie ve Sylvester arasında tercih yap.