English-Turkish translations for piece:

parça · birleştirmek · bir parça · · dilim · tane · taş · silah · örnek · eser · adet · kısım · parça koymak · oyun · kırıntı · parça vurmak · piyes · bölüm · resim · top · other translations

piece parça

I mean, somewhere out there, there has to be a piece of paper, a witness the truth.

Yani, dışarıda bir yerde bir şey olmalı, bir parça kâğıt ya da tanık gerçek.

Nah, we talked about it, but it's just a piece of paper, isn't it?

Hayır, bunu konuştuk ama nasıl olsa sadece bir kâğıt parçası, değil mi?

Or I could just bring you a piece.

Ya da sana bir parça getireyim mi?

Click to see more example sentences
piece birleştirmek

I mean, somewhere out there, there has to be a piece of paper, a witness the truth.

Yani, dışarıda bir yerde bir şey olmalı, bir parça kâğıt ya da tanık gerçek.

Nah, we talked about it, but it's just a piece of paper, isn't it?

Hayır, bunu konuştuk ama nasıl olsa sadece bir kâğıt parçası, değil mi?

I'm a celebrity and everybody wants a piece of me.

Ben bir ünlüyüm ve herkes benden bir parça istiyor.

Click to see more example sentences
piece bir parça

I mean, somewhere out there, there has to be a piece of paper, a witness the truth.

Yani, dışarıda bir yerde bir şey olmalı, bir parça kâğıt ya da tanık gerçek.

Sometimes I just feel like a piece of meat!

Bazen kendimi bir et parçası gibi hissediyorum!

I'm standing here today on a small piece of history in Tree Hill.

Bugün burada Tree Hill tarihinin küçük bir parçası üzerinde duruyorum.

Click to see more example sentences
piece

It's a really terrible piece of work.

Bu gerçekten çok berbat bir .

Good piece of work for you then.

İyi bir oldu sizin için o zaman.

There, that's the last piece.

İşte bu da son parçaydı.

Click to see more example sentences
piece dilim

Not bad for a cup of coffee and a piece of pie.

Bir fincan kahve ve bir dilim kek için fena sayılmaz.

A big piece, huh, for a big girl?

Büyümüş bir kız için büyük bir dilim.

Who wants a piece of pie?

Kim bir dilim pasta ister?

Click to see more example sentences
piece tane

Everything is one piece in this house.

Her şeyden bir tane var bu evde.

I need piece of paper, I need a pen, I need four more beers,

Bir tane kağıt, bir tane kalem, dört tane de bira lazım,

It's dangerous, you know, so I carry a piece.

Bu tehlikeli, o yüzden bir tane taşıyorum.

Click to see more example sentences
piece taş

Just a piece of stone.

Sadece bir taş parçası.

That's my piece, mr. Monk.

O benim taşım, Bay Monk.

And my mother is a piece of chalk.

Ve annem de bir parça kireç taşı.

Click to see more example sentences
piece silah

It's a piece of a gun handle?

Bu bir silah kabzası parçası mı?

This Ancient weapon such an advanced piece of technology.

Bu Eskiler'in silahı, çok ileri bir teknoloji ürünü.

Now give me your piece, Fred.

Şimdi bana silahını ver Fred.

Click to see more example sentences
piece örnek

It's not a new piece, but an example of what we're talking about.

Ama yeni bir parça değil bir örnek ne biz bahsediyoruz.

It's a real piece of sports history.

Bu şey, spor tarihinin gerçek bir örneği.

It's a nice piece, Vince.

Güzel bir örnek, Vince.

Click to see more example sentences
piece eser

He wrote an amazing piece a few years ago.

Birkaç yıl önce harika bir eser yazdı.

Because it was my piece.

Çünkü, o benim eserim. Benim

I have one piece.

Bir tek eserim var.

Click to see more example sentences
piece adet

Piece of cake, please.

Bir adet kek, lütfen.

Five million pieces.

Beş milyon adet.

He's in a million pieces right now, mate.

O, şu anda bir milyon adet dostum.

Click to see more example sentences
piece kısım

Well, part of it. Damon only has the one piece.

Yani bir kısmı, Damon'da sadece bir parçası var.

This piece could be part of your legacy to her.

Bu parça ona bıraktığın mirasın bir kısmı olabilir.

Bus station locker,piece of a bank account, area code,partial license plate.

Otobüs terminali dolabı, bir banka hesabının bir parçası, alan kodu, plakanın bir kısmı.

piece parça koymak

Put a little piece on there.

Şuraya ufak bir parça koy.

But I put back the missing pieces and theoretically it works.

Ama eksik parçaları geri koymak ve teorik olarak çalışır.

Put some chicken pieces and

Biraz tavuk parçası koy ve

piece oyun

They're game pieces.

Onlar oyunun parçaları.

These tiles are either game pieces or candy.

Bu çiniler ya oyun taşı ya da şeker.

Menchu, Julia, I, even you, Senor Domenec, may all be pieces in this game.

Menchu, Julia, ben, hâttâ sen bay Domenec, bu oyunun parçaları olabiliriz.

piece kırıntı

Bits and pieces of glyphs, archaic languages, symbols, all jumbled together.

Kırıntılar ve parçalar, kabartmalar, eski diller, semboller, hepsi birbirine karışmış.

Bits and pieces of previously vaporized bio-matter.

Kırıntılar ve parçalar önceden biyo-madde olarak buharlaştılar.

piece parça vurmak

Well, shoot that piece of shit!

İyi, vur şu bok parçasını!

Simp, shoot this piece of shit.

Simp, vur şu bok parçasını.

piece piyes

John Osborne's writing a piece for me.

John Osborne, benim için bir piyes yazıyor.

piece bölüm

It's a fragment, a piece ofthe prophecy!

Bu bir bölüm, Kehanetin bir parçası!

piece resim

A thousand little pieces that make one great image.

Binlerce küçük parça büyük bir resim oluşturur.

piece top

Justice will be dispensed by cannonade and cutlass, and all manner of remorseless pieces of metal.

Ve adalet, top salvolarıyla, kama kılıçlarla, ve de her türlü acımasız metalle sağlanacak.