points

And maybe the same is going to go for most of those kids. But that's not the point.

Ve belki o çocukların çoğu için de bu geçerli ama önemli olan o değil.

No, that's not the point the important thing is what you think about it.

Hayır, bu noktada değil Önemli olan şey senin bu konuda ne düşündüğün.

Yes, Mr President, I understand that completely, but my point is very, very simple.

Evet, Bay Başkan, sizi anlıyorum. Ama söylemek istediğim şey çok basit.

That might be true, but that's not the point.

Evet, bu doğru olabilir ama konu bu değil.

I know how close you two are, and that may be our best weapon at this point.

Ne kadar yakın olduğunuzu biliyorum ve bu noktada bu elimizdeki en iyi silah olabilir.

No no no, that's not the point.

Hayır, hayır, hayır. Konu bu değil.

But that's not the point, is it?

Ama konu bu değil, öyle değil mi?

Yes, but that's not the point.

Evet, ama konu bu değil.

Now that is a very interesting point.

Şimdi bu çok ilginç bir nokta.

At this point, there's nothing I can do to help him.

Şu anda ona yardım etmek için yapabileceğim bir şey yok.