English-Turkish translations for poor:

zavallı · fakir · kötü · zayıf · yoksul · sefil · az · talihsiz · yetersiz · kalitesiz · garip · perişan · biçare · gariban · gösterişsiz · parasız · rahatsız · düşük · züğürt · adi · bayağı · other translations

poor zavallı

That was a terrible thing, for that poor man's wife and child.

Zavallı adamın eşi ve çocuğu için ne korkunç bir şey.

You, poor thing!

Seni zavallı şey!

Poor guy. At least he's happy.

Zavallı çocuk En azından mutlu

Click to see more example sentences
poor fakir

Maybe now that I have a job, I'm not poor enough for her any more.

Belki şimdi bir işim var diye artık onun için yeterince fakir değilim.

Sir, I'm a very poor man.

Ben fakir bir adamım, efendim.

Sick people, poor people.

Hasta insanlar, fakir insanlar.

Click to see more example sentences
poor kötü

What did he say? He said, "the poor ain't so bad.

Ne söyledi? "yoksullar o kadar da kötü değil," dedi.

It's not bad to be poor.

Fakir olmak kötü birşey değil.

A poor joke.

Kötü bir şaka.

Click to see more example sentences
poor zayıf

Rich, poor, black, white, short, fat, girls and boys.

Zengin fakir, siyah, beyaz şişko zayıf, kız erkek.

A poor, weak creature.

Zavallı, zayıf bir yaratık.

At a glance it just looks like poor penmanship, but it's actually a neurological disability.

Bir bakışta sadece zayıf bir el yazısı gibi görünebilir. Ama aslında bu bir nörolojik özürlülük.

Click to see more example sentences
poor yoksul

He's just a poor boy from a poor family

O zavallı bir çocuk, yoksul bir aileden

You mean poor people.

Yani yoksul insanlara mı?

Poor and perfect with eyes like the sea after a storm.

Yoksul ve mükemmel. Fırtına sonrası deniz gibi gözleri olan.

Click to see more example sentences
poor sefil

That's not for poor people.

O sefil insanlar için değil.

Sir, I've always lived a poor man's life.

Ben hep sefil bir hayat yaşadım efendim.

I have never seen such poor white folks just wretched.

Ben hiç görmedim böyle kötü beyaz millet, Sadece sefil.

Click to see more example sentences
poor az

The poor man just died.

Zavallı adam az önce öldü.

Just like you just did for that poor man.

Tıpkı az önce o zavallı adam için yaptıkların gibi.

We have less money, but we're not poor.

Daha az paramız var, ama fakir değiliz.

Click to see more example sentences
poor talihsiz

Poor girl. What did he say?

Talihsiz kız. o ne söyledi?

Oh, you poor, unfortunate man.

Oh, seni zavallı, talihsiz adam.

Captain Holt, may I suggest you release these poor unfortunate creatures?

Yüzbaşı Holt, bu talihsiz yaratıkları serbest bırakmanızı önerebilir miyim?

Click to see more example sentences
poor yetersiz

Maybe now that I have a job, I'm not poor enough for her any more.

Belki şimdi bir işim var diye artık onun için yeterince fakir değilim.

The poor man's drink isn't good enough?

Fakir adamın içeceği, yeteri kadar iyi değil mi?

Max, we're not poor enough?

Max, yeterince fakir değil miyiz?

Click to see more example sentences
poor kalitesiz

It's very poor metal.

Çok kalitesiz bir metal.

If you're implying that everything Russian-made is of poor quality,. .actually, the sub is Swiss.

Eğer Rus yapımı herşeyin kalitesiz olduğunu ima ediyorsan, aslında, denizaltı İsviçre yapımı.

I also build poor-quality cars and inferior-style electronics.

Aynı zamanda düşük kalite arabalar ve bayağı-tarzı elektronikler yaparım.

Click to see more example sentences
poor garip

Poor man died such a strange death a poisoned apple, like Snow White.

Zavallı adam garip bir şekilde Pamuk prensesteki gibi zehirli bir elmayla öldü.

That poor guy is pathetic

Bu garip adam bir zavallı.

But little Meyo, the poor boy

Ama Küçük Meyo, garip oğlan

Click to see more example sentences
poor perişan

Poor girl seems miserable.

Zavallı kız perişan görünüyor.

Miss Pole, have pity the poor girl is distraught.

Bayan Pole merhamet edin, zavallı kız perişan olmuş.

poor biçare

Poor, wretched man.

Zavallı, biçare adam.

These poor unfortunates will be safe in God's hands.

Bu zavallı biçareler Tanrı'nın ellerinde güvende olacak.

poor gariban

The paper business is slow and he's always poor

Kağıt işleri yavaş ve o da her zaman gariban.

He's a poor wretch.

O zavallı bir gariban.

poor gösterişsiz

That poor lady is targeting me to save her husband's reputation.

O zavallı kadın, kocasının itibarını kurtarmak için beni hedef gösteriyor.

Showing me this poor girl, preying on Shanti's memory.

Bu zavallı kızı göstererek bana Shanti'yi hatırlatıyorsun.

poor parasız

My poor husband, Lord De Winter, died in England and left me penniless.

Zavallı kocam Lord De Winter İngiltere'de ölüp beni beş parasız bıraktı.

Poor boy, he thinks he's wealthy, but, Miss Hammond Daniel Forrester is bankrupt.

Zavallı çocuk, kendisini zengin sanıyor Bayan Hammond Daniel Forrester beş parasız.

poor rahatsız

Don't bother the poor woman.

Zavallı kadını rahatsız etmeyin.

Why are you bothering that poor woman and torturing yourself?

Neden o zavallı kadını rahatsız edip kendine de işkence ediyorsun?

poor düşük

I also build poor-quality cars and inferior-style electronics.

Aynı zamanda düşük kalite arabalar ve bayağı-tarzı elektronikler yaparım.

poor züğürt

Your mama's so poor that your tits are real!

Senin annen de o kadar züğürt ki göğüslerin gerçek!

poor adi

Oh, you poor, gullible bastard.

Seni zavallı, salak, adi herif.

poor bayağı

I also build poor-quality cars and inferior-style electronics.

Aynı zamanda düşük kalite arabalar ve bayağı-tarzı elektronikler yaparım.