English-Turkish translations for positive:

pozitif · olumlu · emin · tam · gerçek · yapıcı · kesin · gerekli · açık · yararlı · iyimser · şüphesiz · esaslı · kesin şey · muhakkak · çekici · artı · other translations

positive pozitif

Yeah, or maybe something a little more positive.

Evet, ya da biraz daha pozitif bir şey olsun.

It's pure positive energy.

Bu, saf pozitif enerji.

This was put aside, now it's called positive history.

Bu bir kenara itildi. Şimdi de adına pozitif tarih deniyor.

Click to see more example sentences
positive olumlu

Doesn't bring her back, but at least I'm doing something positive about it.

Bu onu geri getirmeyecek ama en azından olumlu şeyler yapıyorum.

And that's a positive.

Bu olumlu bir şey.

You're a very positive man.

Sen çok olumlu bir adamsın.

Click to see more example sentences
positive emin

Are you sure that's a good thing? I'm positive,

Bunun iyi bir şey olduğundan emin misin?

Are you sure it's positive?

Pozitif olduğuna emin misin?

Positive, Lou, I'm positive, okay?

Eminim, Lou, eminim tamam mı?

Click to see more example sentences
positive tam

So, what is the position, exactly?

Peki tam olarak ne durumdayız?

What is your current position exactly?

Tam olarak şu anki konumun ne?

Your Majesty. Everything is in position.

Majesteleri, her şey tam yerinde.

Click to see more example sentences
positive gerçek

Look, Dr. Cooper, I really want this position.

Bakın Dr. Cooper, bu işi gerçekten istiyorum.

After positive identification, he's indeed the same person as Chan Chi Leung.

Pozitif belirlemenin ardından, o gerçekten Chan Chi Leung ile aynı kişi.

There's eyewitness testimony from the victim, a positive I.D. and pictures.

Orada kurbanın görgü tanıklığı, gerçek bir kimlik ve fotoğraflar var.

Click to see more example sentences
positive yapıcı

I thought this was a chance to do something positive with my life.

Bunu bir şans sanmıştım hayatımda olumlu bir şey yapmak için.

April created a new position for herself, and I wanna do the same.

April kendisi için bir makam yarattı, ben de aynısını yapmak istiyorum.

They haven't done anything positive here.

Burada pozitif hiçbir şey yapılmadı henüz.

Click to see more example sentences
positive kesin

How could he be positive about anything?

Bir şey hakkında nasıl bu kadar kesin olabilir?

I know, but this time, I'm positive.

Biliyorum ama bu defa kesin eminim.

This is a positive ID, Lindsay?

Bu kimlik kesin mi, Lindsay?

Click to see more example sentences
positive gerekli

Toby, we need this to be a positive experience.

Toby, bunun pozitif bir tecrübe olması gerek.

We need a positive report.

Olumlu bir rapor gerek bize.

You shouldn't be so positive.

Bu kadar pozitif olman gerekmiyor

Click to see more example sentences
positive açık

Now with your arms in that position, slowly walk directly back until you're clear.

Şimdi Bu pozisyonda kollarınızı ile, Sen açık kadar yavaş yavaş doğrudan geri yürümek.

Is the intern position open still?

Stajyer pozisyonu hâlâ açık mı?

Positive ID, scars, dental records.

Açık kimlik, yara izleri, dişçi kayıtları.

positive yararlı

Murder weapon, entry wound DNA samples, prints, carbon fragments position of the corpse.

Cinayet silahı, silah yarası, DNA örneği, karbon parçaları, cesedin konumu.

She can be positive tomorrow.

Yarın da pozitif olabilir.

Positive incentives aren't working, Alex.

Olumlu teşvik işe yaramıyor, Alex.

positive iyimser

How do you manage to always be so positive so optimistic and so supportive?

Nasıl her zaman bu kadar pozitif iyimser ve destekleyici olmayı başarıyorsun?

Oh, I'm just being positive and optimistic.

Ben sadece pozitif ve iyimser davranıyorum.

My powerful, positive friend!

Benim güçlü, iyimser dostum!

positive şüphesiz

Positive contact, two suspects.

Temas olumlu. İki şüpheli var.

Official position is that khosa thwarted the mission, but I have my doubts.

Resmi olarak Khosa'nın görevini başaramadığı açıklandı ama benim bu konuda şüphelerim var.

positive esaslı

But, those of these last few months are positive and very enriching.

Ama, şu son bir kaç ay içindekiler ise esaslı ve bereketliydiler.

positive kesin şey

How could he be positive about anything?

Bir şey hakkında nasıl bu kadar kesin olabilir?

positive muhakkak

You told me last week, "absolutely, positively no coffee", and I absolutely, positively believed you.

Geçen hafta bana dedin ki, "kesinlikle, muhakkak kahve yok", ve ben de kesinlikle, muhakkak sana inandım.

positive çekici

Fall back, defensive positions!

Geri çekilin, savunma pozisyonu!

positive artı

Plus is positive, minus is negative!

Artı pozitif, eksi negatif demek!