English-Turkish translations for possession:

elinde · var · malı, mal · varlık · sahip olunan şey · mülk · sahip olma, sahibi olma · iyelik · tasarruf · cinnet · other translations

possession elinde

Sometimes it seemed like she was possessed by a devil that wanted to destroy everything.

Bazen her şeyi yok etmek isteyen bir şeytan tarafından ele geçirilmiş gibi görünüyordu.

Possession by a civilian, even a senator, is illegal.

Bir sivil tarafından ele geçirilmesi, Senatör dahi olsa yasadışı.

She's been possessed by an unlucky spirit!

Uğursuz bir ruh tarafından ele geçirilmiş durumda!

Click to see more example sentences
possession var

But really, all we have here is a very talented photographer and a prized possession.

Ama gerçekten, burada tek var olan şey çok yetenekli bir fotoğrafçı ve en gözde eseri.

The mystic became a high-ranking SS officer, and one of Himmler's prized possessions.

Mistik, yüksek rütbeli bir SS ve Himmler'in kıymetli varlıklarından biri haline geldi.

Driver has priors for illegal weapons possession.

Şoförün yasa dışı silah bulundurmaktan sabıkası var.

Click to see more example sentences
possession malı, mal

Aiding and abetting and the possession of stolen goods.

Yardım ve yataklık ve çalıntı mal bulundurmak.

That, Rick, is my most prized possession.

Rick, bu benim en değerli mal varlığım.

Six arrests for theft, two convictions for possessing stolen goods.

Altı kez hırsızlık, iki kez de çalıntı mal bulundurmaktan mahkumiyet.

Click to see more example sentences
possession varlık

But gently, because this woman is mankind's most precious possession.

Nazikçe ama Çünkü o kadın insanoğlunun en değerli varlığı.

It's just a car, a material possession.

Sadece bir araba, maddi mal varlığı.

This woman is mankind's most precious possession.

Çünkü o kadın insanoğlunun en değerli varlığı.

Click to see more example sentences
possession sahip olunan şey

I'll give you everything I possess.

Sahip olduğum her şeyi sana veririm.

That is my most treasured possession.

Bu benim sahip olduğum en kıymetli şey.

You stole everything you possess.

Sahip olduğun her şeyi çaldın.

Click to see more example sentences
possession mülk

It was a work of art, His most prized possession and proudest achievement

Bir sanat eseri en değerli mülkü ve en gururlu zaferiydi

Sometimes possession is an abstract concept

Bazen mal ve mülk soyut bir kavram

possession sahip olma, sahibi olma

Your jealousy isn't tax-free and your possessiveness is maddening.

Kıskançlık vergisiz değildir. Sahip olma iştahın seni delirtmeye başladı.

And your possessiveness is maddening.

Sahip olma iştahın seni delirtmeye başladı.

possession iyelik

Physical beauty is passing, a transitory possession.

Fiziksel güzellik geçiyor. Fani bir iyelik.

possession tasarruf

This isn't possession or solicitation, Gina.

Bu bir tasarruf veya istek değil Gina.

possession cinnet

We call it "somnambular-form possession.

Buna "uyurgezerlik durumunda cinnet" diyoruz.