English-Turkish translations for possible:

mümkün · olur, olası, olabilir · muhtemel · ihtimal · imkansız · mümkün olan şey · olanaksız, olanaklı · other translations

possible mümkün

I have a family, and I want something better for them than war, and I think it's possible.

Bir ailem var ve onlar için savaştan daha iyi şeyler istiyorum, ve bu mümkün sanırım.

If it's possible, I'd like to go somewhere else.

Eğer mümkünse, başka bir yere gitmek istiyorum.

Is this really possible?

Bu gerçekten mümkün mü?

Click to see more example sentences
possible olur, olası, olabilir

And you know that, even if that was possible, that's not the way.

Ve biliyorsun ki, bu mümkün olsa bile, doğru yol bu değil.

I don't know how that's possible.

Bu nasıl mümkün olabilir bilmiyorum.

Let's get as much as possible upstairs.

Mümkün olduğu kadar üst kata gidelim.

Click to see more example sentences
possible muhtemel

A cool number and a possible name for the kid.

Güzel bir numara ve çocuk için muhtemel bir isim.

A possible future, in other words.

Muhtemel bir gelecekte, başka bir deyişle.

I'd say it's very possible.

Bence bu çok muhtemel.

Click to see more example sentences
possible ihtimal

But without any real evidence, it can only remain as a possibility.

Ama gerçek bir kanıt olmadan, bu sadece bir ihtimal olarak kalır.

Maybe, but it's possible.

Belki, ama ihtimali var.

At least a possibility, Admiral.

En azından bir ihtimal, Amiral.

Click to see more example sentences
possible imkansız

Don't say that that's impossible, because whatever this is, it's possible.

Bunun imkânsız olduğunu söyleme. Çünkü bu her neyse mümkün.

Except that isn't possible, is it?

Fakat bu imkansız, değil mi?

You know what? That's totally possible.

Biliyor musun, bu imkânsız değil.

Click to see more example sentences
possible mümkün olan şey

I have a family, and I want something better for them than war, and I think it's possible.

Bir ailem var ve onlar için savaştan daha iyi şeyler istiyorum, ve bu mümkün sanırım.

Then everything is possible.

O zaman her şey mümkün.

Sometimes it's the best possible thing.

Bazen mümkün olan en iyi şey budur.

Click to see more example sentences
possible olanaksız, olanaklı

And you made that possible.

Ve sen bunu olanaklı yaptın.

What? It has possibilities.

Ne var? olanakları var.

Yes, but it also raises great possibilities.

Evet, aynı zamanda büyük olanaklar da doğuruyor.

Click to see more example sentences