English-Turkish translations for pound:

pound · kilo · sterlin · kiloluk · libre · küt küt atmak · dövme · vurmak, vuruş · ezmek · other translations

pound pound

You've just won a hundred million thousand pounds and loads of stuff.

Biraz önce bir yüz milyon bin pound ve bir sürü zırva kazandın.

I just pound the drum and do the Africa face.

Ben sadece pound davul ve Afrika yüz yok.

What a pound for every year they been about?

Ne geçirdikleri her yıl için bir pound mu yani?

Click to see more example sentences
pound kilo

Okay, so that's two cups of tarragon, a pound of baking soda and a red onion?

Pekala, iki bardak tarhun, yarım kilo kabartma tozu ve bir kırmızı soğan mı?

And four pounds of lamb and rice Dog Chow!

İki kilo kuzu eti ve pirinç köpek maması!

Pound of sugar, please.

Yarım kilo şeker, lütfen.

Click to see more example sentences
pound sterlin

Two million pounds now.

Şimdi iki milyon sterlin.

Just a few hundred pounds.

Sadece birkaç yüz sterlin.

A hundred pounds now, and another hundred at your place tonight.

Yüz sterlin şimdi yüz sterlin de akşam senin evinde.

Click to see more example sentences
pound kiloluk

Too much radiation for a one-pound person.

Yarım kiloluk biri için çok fazla radyasyon olur.

An elegantly simple nine-pound amalgamation of forged steel and plywood.

Oldukça basit ve zarif bu dört kiloluk dövülmüş çelik ve kontrplak alaşımıdır.

Half-pound of steak, and they're man's best friend.

Yarım kiloluk bir biftekle onlar insanın en iyi dostu olurlar

Click to see more example sentences
pound libre

A million pounds of beef, Elaine a million.

Bir milyon libre sığır eti, Elainebir milyon.

Thirty ribs makes about a pound.

Otuz kaburga bir libre ediyor.

What's eighteen pounds of silver, more or less?

On sekiz libre gümüş de nedir, daha eksik mi?

Click to see more example sentences
pound küt küt atmak

My stomach's all knotted, my heart is pounding, I'm sweating like a pig.

Midem düğümlenmiş gibi. Kalbim küt küt atıyor ve bir domuz gibi terliyorum. Pekala.

Do you have a pounding right here?

Bir şey küt küt atıyor mu burada?

My heart is still pounding. Feel.

Kalbim hala küt küt atıyor, bak.

Click to see more example sentences
pound dövme

Time to go pound some Cunth.

Gidip biraz Cunth dövme zamanı.

pound vurmak, vuruş

Like someone was pounding me.

Sanki biri bana vuruyormuş gibi.

pound ezmek

Pound them, Charley.

Ez onları, Charley.