English-Turkish translations for precisely:

tam · tam olarak · kesinlikle · doğrusu · kesin olarak · açık olarak · tamam · other translations

precisely tam

Put yourself in my place, young lady, and you'd do precisely the same thing, wouldn't you?

Kendini benim yerime koy genç bayan, sen de tam olarak aynı şeyi yapardın, değil mi?

Did they then decide on a date, a time, a minute, a precise instant?

Ve sonra bir tarih, bir zaman, bir dakika, tam bir an kararlaştırmışlar mıdır?

Precisely what I wanted to talk to you about.

Ben de seninle tam olarak bunu konuşmak istedim.

Click to see more example sentences
precisely tam olarak

Put yourself in my place, young lady, and you'd do precisely the same thing, wouldn't you?

Kendini benim yerime koy genç bayan, sen de tam olarak aynı şeyi yapardın, değil mi?

I'll be back in precisely two hours.

Tam iki saat içinde geri dönmüş olurum.

Precisely what I need at this moment.

Şu an tam olarak ihtiyacım olan şey.

Click to see more example sentences
precisely kesinlikle

That's precisely the problem, sir.

Bu kesinlikle bir sorun, efendim

And it's precisely too late

Ve kesinlikle bunun için çok geç

Precisely, that's a weird idea.

Kesinlikle. Tuhaf bir fikir.

Click to see more example sentences
precisely doğrusu

More precisely, a German soldier.

Daha doğrusu, bir Alman askeri gibi.

Or, more precisely, Detroit.

Ya da, daha doğrusu, Detroit'e.

More precisely, an evil wizard.

Daha doğrusu kötü bir büyücü.

Click to see more example sentences
precisely kesin olarak

My experiments will be more precise, more advanced.

Benim deneylerim daha kesin, daha gelişmiş olacak.

Yes, a human finger would be more precise.

Evet, daha kesin olmak gerekirse bir insan parmağı.

Which is precisely what their leader, Stanton Parish, wants darkness.

Ki kesin olarak onların lideri olan Stanton Parish'in istediği şey yani karanlık.

Click to see more example sentences
precisely açık olarak

Or to be more precise 'A mitral valve prolapse is causing a pansystolic murmur.'

Ya da daha açık olmak gerekirse bir mitral kapak prolapsusu pansistolik hırıltıya sebep oluyormuş.

To be precise, it's actually coc co cockolate!

Açık olmak gerekirse, bir pe pe pikolataydı.

precisely tamam

It's precisely comme il faut.

Bu tamamıyla 'comme il faut'.