predicts

To hear a voice is one thing but this isn't just a message, it's a prediction.

Bir ses duymak için bu şey fakat bu bir mesaj değil, bir tahmin.

That was exactly in perfect agreement with the prediction we had made two years ago.

Bu tam olarak mükemmel bir anlaşmaydı. Tahminen biz iki yıl önce bunu yapmıştık.

A couple of years ago financial growth and good times were predicted.

Bir kaç yıl önce finansal büyüme ve güzel günler öngörüldü.

Computers predict logical outcomes, Agent Callen, but we humans are not always logical.

Bilgisayarlar mantıklı neticeleri tahmin eder Ajan Callen ama biz insanlar her zaman mantıklı olmayız.

And like I predicted, Earth is doing just fine without the Avengers.

Ve tahmin ettiğim gibi, Dünya İntikamcılar olmadan, Gayet iyi idare ediyor.

Personally, I predict a long and fruitful collaboration between us.

Kişisel olara, aramızda uzun ve verimli bir işbirliği olacağını tahmin ediyorum.

I find nature's nature far more predictable and far more, uh, honest.

Ben doğanın doğasını daha tahmin edilebilir ve daha dürüst buluyorum.

This is just like you predicted.

Bu tam da senin tahmin ettiğin gibi.

And ask for a favour. Predictable.

Ve bir iyilik istemek için.

Something a little less predictable.

Daha az tahmin edilebilir bir şeyler.