prepared

Oh, "there's always next year," Thanks, Well, I have a whole year to prepare for it,

Ah, "Her zaman bir gelecek yıl var." Teşekkürler. Hazırlanmak için koca bir yıl var.

BRUCE: There's a room prepared for you. But perhaps you'd like to eat first.

Yukarıda senin için hazırlanmış bir oda var, ama belki de önce bir şeyler yemek istersin.

Um god, I'm not, um it's kind of a mess, I'm not really prepared for company.

Um tanrım, değilim, um bu bir çeşit dağınıklık, ben gerçekten şirket için hazır değilim.

We weren't really prepared for this, but Colonel Martin mentioned something that

Buna gerçekten tam hazır değildik. Ama Albay Martin bir şeylerden bahsetmişti

I'm sorry, but I'm not prepared to hand them over without more information.

Üzgünüm ama daha fazla bilgi olmadan teslim etmeye hazır değilim.

I'm prepared to accept anything. But why aren't they prepared to accept us?

Her şeyi kabul etmeye hazırım ama neden onlar bizi kabul etmeye hazır değiller.

Calm down! Look, you're very prepared for today and you're gonna be great.

Sakin ol bak bugün için çok hazırsın ve harika olacaksın.

No, you are my preferred guest and I have prepared a special menu just for you tonight.

Hayır, siz benim özel misafirimsiniz ve bu akşam sadece size özel bir menü hazırladım.

Last thing anybody needs is another intel scandal, and NSA is prepared for this kind of threat.

Herkesin ihtiyacı olan en son şey başka bir istihbarat skandalı ve NSA böyle bir tehdit için hazırlıklıdır.

But I'm not prepared for this, I can't do this alone.

Ama ben buna hazır değilim. Bunu tek başıma yapamam.