pressure's

Because it's a lot of pressure, but it's very important to her.

Çünkü çok fazla baskı olacak. Ama onun için çok önemli.

It's really a big change and I'm just feeling a bit under pressure.

Bu büyük bir değişim ve kendimi biraz baskı altında hissediyorum.

But there's a little more pressure now don't you think?

Ama şu an üzerimde biraz baskı var, değil mi?

That's a very important pressure point.

Bu çok önemli bir baskı noktası.

It's just too much pressure on a new relationship.

Yeni bir ilişki üzerinde çok fazla yük var.

But right now, it's a lot of pressure.

Ama şu anda çok fazla baskı var.

There's too much pressure.

Çok fazla baskı var.

Yeah, usually he's not good under pressure.

Evet, genelde baskı altında iyi değildir.

That's when the high blood pressure started, right?

Yüksek tansiyon da o zaman başlamıştı, değil mi?

It's her first Valentine's Day with Ashley, and she's feeling the pressure.

Bu, onun Ashley'le ilk sevgililer günü ve biraz baskı hissediyor.