English-Turkish translations for pretty:

oldukça · çok · güzel, güzelce · iyi · hoş · bayağı · epeyce, epey · tatlı · sevimli · şirin · baya · hayli · âlâ · çekici · epey büyük · cici · zarif · other translations

pretty oldukça

I think she's pretty bad, and I think she's still out there.

Bence o oldukça kötü ve bence o hâlâ dışarıda bir yerde.

I need you, and pretty soon I'm gonna need you more than ever.

Sana ihtiyacım var. Yakında sana her zamankinden daha çok ihtiyacım olacak.

It's pretty good, right?

Güzel değil mi? Oldukça iyi.

Click to see more example sentences
pretty çok

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

For a long time, I did pretty good.

Uzun bir süre, ben çok iyi yaptı.

She's smart, pretty and a great detective.

Kız zeki, güzel ve çok iyi bir dedektif.

Click to see more example sentences
pretty güzel, güzelce

Huh? Everybody loves a baby That's why I'm in love with you Pretty baby Pretty baby

Herkes sever bir bebeği İşte bu yüzden seviyorum ben seni Güzel bebek Güzel bebek..

Never seen a pretty girl?

Hiç güzel bir kız görmedin mi?

Yes, I am, and she's very pretty, by the way.

Evet, öyleyim. ve bu arada kız çok güzeldi.

Click to see more example sentences
pretty iyi

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

You don't know how good and pretty you are.

Ne kadar iyi ve güzel olduğunu bilmiyorsun.

Even when it's bad, it's still pretty good.

Kötü olduğu zaman bile yine de bayağı iyi.

Click to see more example sentences
pretty hoş

Well, I still think you're very, very nice and very pretty.

Ben senin hala çok hoş ve çok sevimli olduğunu düşünüyorum.

Today you look very pretty.

Bugün çok hoş görünüyorsun.

It's not pretty, Jack.

Bu hiç hoş değil, Jack.

Click to see more example sentences
pretty bayağı

I need to tell you something and it's pretty important.

Sana bir şey söylemem gerek ve bu bayağı önemli.

Yeah, I feel pretty good.

Evet, bayağı iyi hissediyorum.

This is a pretty cool place.

Burası bayağı kıyak bir yer.

Click to see more example sentences
pretty epeyce, epey

This guy looks pretty good.

Bu adam epey iyi görünüyor.

Wow, that was actually pretty easy.

Vay be, epey kolay oldu aslında.

Pretty small world, huh?

Dünya epey küçük, değil mi?

Click to see more example sentences
pretty tatlı

Sarah is a very pretty girl, isn't she? Yeah, she is. Is that why you looked so scared?

Sarah çok tatlı bir kız değil mi? Evet, öyle. O yüzden mi bu kadar korkmuş görünüyorsun?

A pretty little girl, is it? Yes.

Küçük, tatlı bir kız, değil mi?

Yes, a very little pretty girl.

Evet, güzel ve tatlı bir kız.

Click to see more example sentences
pretty sevimli

Well, I still think you're very, very nice and very pretty.

Ben senin hala çok hoş ve çok sevimli olduğunu düşünüyorum.

So pretty, and not little anymore.

Çok sevimli ve artık küçük değil.

So beautiful, so pretty.

Çok güzel, çok sevimli.

Click to see more example sentences
pretty şirin

What about you, pretty boy?

Peki sen, şirin çocuk?

Look at you, so pretty!

Şuna bakın, çok şirin!

There's my pretty girl.

İşte benim şirin kızım.

Click to see more example sentences
pretty baya

He's a pretty good guy.

O baya iyi bir çocuk.

But that's a pretty big pizza.

Ama bu baya büyük bir pizza.

Yeah. Pretty stupid.

Evet, baya aptalca

Click to see more example sentences
pretty hayli

But this job seems pretty interesting.

Ama bu hayli ilginç bir işe benziyor.

Pretty good fella, but not good enough.

Hayli iyi dostum, ama yeterince iyi değil.

He's pretty quiet in there.

Orada bir hayli sessiz, değil mi?

Click to see more example sentences
pretty âlâ

I think she's pretty bad, and I think she's still out there.

Bence o oldukça kötü ve bence o hâlâ dışarıda bir yerde.

Well, she's sweet and pretty and

Pekâlâ, o sevimli ve tatlı birisi

You're still pretty.

Hâlâ çok güzelsin.

Click to see more example sentences
pretty çekici

Hey, hey, back off, pretty boy.

Hey, geri çekil, hoş çocuk.

It's probably pretty hard to shoot a man, right?

Bu doğru, bir adamı çekmek için muhtemelen oldukça zor?

She looks pretty hot here.

Burada da çok çekici görünüyor.

Click to see more example sentences
pretty epey büyük

It's pretty big, right?

Epey büyük, değil mi?

That's a pretty big step, Kate.

Bu epey büyük bir adım Kate.

So, naturally, this was a pretty big moment for us.

Doğal olarak bizim için epey büyük bir andı.

Click to see more example sentences
pretty cici

I love you, george. me, too, pretty girl.

Seni seviyorum George. bende seni cici kız.

Sounds like a plan, pretty boy.

Güzel bir plan, cici çocuk.

Oh, believe it, pretty boy.

Oh, inan bana, cici çocuk.

Click to see more example sentences
pretty zarif

That Sadie Thompson, she's a pretty smart girl.

Şu Sadie Thompson, oldukça zarif bir kız.

Now, that's a pretty neat observation.

Şimdi, bu çok zarif bir gözlem.

Quite pretty and elegant.

Oldukça güzel ve zarif.

Click to see more example sentences