prices

He made the world a better place, "but sometimes that comes at a price.

O, dünyayı daha iyi bir yer haline getirdi, ama bazen bunun bir bedeli olur.

See, everything and everyone has a price, and the cost of this is very, very high.

Bak, herşeyin ve herkesin bir fiyatı vardır, ve bunun bedeli çok, çok ağır.

A friend of mine started up a business and I gave him a good price.

Bir arkadaşım yeni bir kurdu, ben de ona iyi bir fiyat verdim.

A man had something that I wanted but I took it at a terrible price.

Bir adamda istediğim bir şey vardı ama ben onu korkunç bir bedel karşılığında aldım.

You bring them to me, I'll make you a good price, young man.

Bana onları getir, sana iyi bir fiyat yapayım, genç adam.

I said, "That's just the price,"and you said," That's part of it.

Ben "Bu sadece bedeli" dedim, sen de "Onun bir parçası" dedin.

What do you know about Tim and Caroline Price?

Tim ve Caroline Price hakkında ne biliyorsun?

And you're a good woman, but everyone has their price.

Sen iyi bir kadınsın ama herkesin bir ücreti vardır.

But everything in this world has its price.

Ama bu dünyada her şeyin bir bedeli vardır.

This is the man who offered such a high price for you.

Senin için çok yüksek bir fiyat teklif eden adam bu.