English-Turkish translations for problem:

sorunlu, sorun · problemli, problem · bilinmez · sorun yaratan · mesele · sıkıntı · dava · problemsiz · other translations

We also found translations for word problem in Turkish.

problem sorunlu, sorun

How can you be with a guy that's got a problem with the very thing you're all about?

Nasıl bir adamla olabilir Sen tüm ilgili çok şey ile ilgili bir sorun var olduğunu?

We have a big problem, sir.

Büyük bir sorun var efendim.

All right, then we have a problem.

O zaman bir sorunumuz var demektir.

Click to see more example sentences
problem problemli, problem

And tonight all of those people are here for you, so what's the problem?

Ve bu gece, bütün bu insanlar senin için burada. Peki ya problem ne?

It's not a problem for me.

Benim için bir problem yok.

That's the other problem.

Bu da diğer problem.

Click to see more example sentences
problem bilinmez

Hey, you know what your problem is, old man?

Hey, senin problemin ne biliyor musun, yaşlı adam?

Come on, that's not even a problem.

Haydi ama bu sorun bile değil.

Even so, there's a problem.

Öyle bile olsa bir sorun var.

Click to see more example sentences
problem sorun yaratan

An interesting problem, but finally it worked.

İlginç bir sorun, ama sonunda işe yaradı.

Marriage shouldn't be a solution to a problem or a Band-Aid.

Evlilik bir sorunun çözümü ya da yara bandı olmamalı.

Mr. Jackson, please, you're causing a lot of problems.

Bay Jackson, lütfen Bir sürü sorun yaratıyorsunuz.

Click to see more example sentences
problem mesele

Stuff, other stuff happened this afternoon, so We can do it tomorrow, it's not a problem.

Bir şeyler oldu, bu öğleden sonra başka şeyler oldu, bu yüzden yarın yaparız, mesele değil yani.

What's your problem, a girl?

Mesele ne, bir kız mı?

Look what's your problem, Mr Uh?

Bakın mesele nedir, bay ah

Click to see more example sentences
problem sıkıntı

You think this is a problem?

Sence, bu bir sıkıntı mı?

Sir, do we have a problem?

Bayım, bir sıkıntı var?

That is a serious problem.

İşte bu ciddi bir sıkıntı.

Click to see more example sentences
problem dava

With a case like that, it's usually money problems

Böyle bir davada, genellikle para sorun olur.

There'll always be the next case, the next problem.

Her zaman bir sonraki dava, bir sonraki problem olacak.

The problem is, they're suing us.

Sorun şu ki, bizi de dava ediyorlar.

Click to see more example sentences
problem problemsiz

It's our problem-free

Bu bizim problemsiz

It's our problem-free philosophy

Problemsiz bir felsefe Hakuna matata

Yeah, sing it, kid." It's our problem-free

Evet, sen de söyle evlat. Bu bizim problemsiz