English-Turkish translations for proper:

düzgün · uygun · doğru · gerçek · doğru dürüst · dürüst · iyice · tam · yerinde · özel · doğru olarak · güzel · münasip · asıl · adamakıllı · terbiyeli · hakiki · akıllı · has · kesin · kusursuz · other translations

proper düzgün

I'm not even a proper serial killer.

Ben düzgün bir seri katil bile değilim.

He just needs some proper care, that's all, don't you?

Sadece düzgün bakıma ihtiyacı var, hepsi bu kadar, değil mi?

If you come, I'll make you a proper hat.

Eğer gelirsen, sana düzgün bir şapka yaparım.

Click to see more example sentences
proper uygun

We'll have a proper birthday for you tomorrow, but I wanted to give you this.

Yarın senin için uygun bir doğum günü olacak, ama, ben sana bunu vermek istedim.

this time, leave a proper message, okay?

bu sefer uygun bir mesaj bırak, tamam mı?

Very proper place for a bride and groom, isn't it?

Gelinle damat için en uygun yer, değil mi?

Click to see more example sentences
proper doğru

My English ability is not so very good... .so it is difficult to me to express everything properly.

İngilizcem çok iyi değil. Bu yüzden her şeyi doğru dürüst ifade etmek bana zor geliyor.

But I haven't had a proper vacation in nine years.

Ama dokuz yıldır doğru düzgün bir tatile çıkmadım.

What is a proper relationship?

Doğru dürüst bir ilişki nedir?

Click to see more example sentences
proper gerçek

This really isn't the proper time.

Bu gerçekten uygun bir zaman değil.

But you Killed a person without a proper trial.

Ama gerçek bir mahkeme olmadan bir insanı öldürdünüz.

The Elder Wand cannot serve me properly because I am not its true master.

Mürver Asa bana düzgün hizmet edemiyor çünkü gerçek efendisi ben değilim.

Click to see more example sentences
proper doğru dürüst

My English ability is not so very good... .so it is difficult to me to express everything properly.

İngilizcem çok iyi değil. Bu yüzden her şeyi doğru dürüst ifade etmek bana zor geliyor.

You're not even a proper journalist.

Doğru dürüst bir gazeteci bile değilsin.

What is a proper relationship?

Doğru dürüst bir ilişki nedir?

Click to see more example sentences
proper dürüst

My English ability is not so very good... .so it is difficult to me to express everything properly.

İngilizcem çok iyi değil. Bu yüzden her şeyi doğru dürüst ifade etmek bana zor geliyor.

You're not even a proper journalist.

Doğru dürüst bir gazeteci bile değilsin.

What is a proper relationship?

Doğru dürüst bir ilişki nedir?

Click to see more example sentences
proper iyice

My English ability is not so very good... .so it is difficult to me to express everything properly.

İngilizcem çok iyi değil. Bu yüzden her şeyi doğru dürüst ifade etmek bana zor geliyor.

And will you make a proper wife and mother, Sara?

Peki sen iyi bir ve anne olacak mısın, Sara?

That's a proper family.

Çok iyi. Düzgün bir aile.

Click to see more example sentences
proper tam

That's not the proper answer.

Bu tam bir cevap değil.

A lady she is, I said, a proper lady.

Bu kız bir leydi"dedim." Tam bir leydi.

Ah, it's a proper treasure map.

Vay, tam bir hazine haritası.

Click to see more example sentences
proper yerinde

We've had pizza twice this week, so I made you a proper meal tonight, with vegetables.

Bu hafta iki kere pizza yedik, bu akşam sana doğru düzgün, sebzeli bir yemek hazırladım.

Did you have a proper lunch?

Doğru düzgün öğle yemeği yedin mi?

A proper dinner.

Gerçek bir yemek.

Click to see more example sentences
proper özel

It wouldn't be proper especially now that you're married.

Bu doğru olmaz özellikle de şimdi, sen evli bir adamsın.

Look, you have to approach him properly, Dad, especially a dragon like this.

Bak, ona düzgün bir şekilde yaklaşman gerekiyor, baba özellikle de böyle bir ejderhaya.

A proper drink for a proper lady.

Özel bir bayan için özel bir içki.

Click to see more example sentences
proper doğru olarak

It wouldn't be proper especially now that you're married.

Bu doğru olmaz özellikle de şimdi, sen evli bir adamsın.

You now will have a proper home for yourself, too.

Senin de artık doğru düzgün bir evin olacak.

Then you would have had a proper wife.

O zaman doğru düzgün bir eşin olurdu.

Click to see more example sentences
proper güzel

This is a proper tea.

Bu, güzel bir çay.

I went every Sunday, nice and proper.

Her pazar gittim, güzel ve kusursuzdu.

She deserves a proper burial!

Güzel bir cenazeyi hak ediyor!

Click to see more example sentences
proper münasip

Uh, so, new boots, coat, and a proper hat.

Şimdi, yeni çizmeler, palto ve münasip bir şapka.

Because! That's not proper.

Çünkü bu münasip olmaz.

That's all quite proper.

Bu gayet münasip bir şey.

Click to see more example sentences
proper asıl

I've never had a proper job.

Asla düzgün bir işim olmadı.

And I've never had a proper beard!

Ve asla düzgün bir sakalım olmadı!

Because I never gave you to proper measurements.

Çünkü ben asla, uygun ölçülerimi sana vermedim.

proper adamakıllı

And without the adipocere, I can't do a proper tox screen.

Ve ben de adiposir olmadan adamakıllı bir toksikoloji tahlili yapamam.

Ar-sun, sit properly!

Ar-sun, adamakıllı otur.

proper terbiyeli

He's not king, but he's still so proper.

Kral değil ama yine de çok terbiyeli.

A proper, qualified, highly-qualified civilian nurse.

Terbiyeli, nitelikli çok nitelikli bir kamu hemşiresi.

proper hakiki

Hey, barman, a proper drink for a proper triggerman.

Hey, barmen, hakiki bir silahşör için hakiki bir içki ver.

proper akıllı

Very proper. Very wise.

Çok uygun, çok akıllıca

proper has

Patients can't move or even think coherently without proper treatment.

Hastalar düzgün tedavi edilmezlerse yürüyemez hatta düzgün düşünemezler bile.

proper kesin

Cut it out, eat properly.

Kes şunu, düzgün ye.

proper kusursuz

I went every Sunday, nice and proper.

Her pazar gittim, güzel ve kusursuzdu.