English-Turkish translations for prove:

kanıtlamak · olmak · ispatlamak · ispat etmek · göstermek · çıkmak · other translations

prove kanıtlamak

Well, you don't have to prove anything to me, Luke, because I'm not your father.

Pekala, bana hiçbir şey kanıtlamak zorunda değilsin Luke. Çünkü ben baban değilim.

And regarding that traitor, This is a good chance to prove your innocence.

Ve vatan haini sayıldığın için bu, masumiyetini kanıtlamak için iyi bir şans.

I'll give you three days to prove your theory correct.

Sana üç gün vereceğim teorinin doğru olduğunu kanıtlaman için.

Click to see more example sentences
prove olmak

He's trying to prove that being a white woman is easier than being a black man.

Beyaz bir kadın olmanın siyah bir erkek olmaktan daha kolay olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.

I wanted to go and prove how adventurous I am, but the truth is it was really lonely.

Gidip ne kadar maceracı olduğumu kanıtlamak istedim, ama gerçek şu ki gerçekten çok yalnızdım.

This proves that she is more sensitive than people think.

Bu doğru olduğunu kanıtlıyor daha duyarlı insanları düşünüyorum.

Click to see more example sentences
prove ispatlamak

Because the Dean is just doing this to prove something and it's really stupid.

Çünkü Dekan bunu bir şeyi ispatlamak için yapıyor ve çok aptalca.

Look, she might be trying to prove something.

Bak, belki bir şeyler ispatlamaya çalışıyor olabilir.

He's trying to prove something to himself, or to me.

O kendisine ya da bana bir şey ispatlamaya çalışıyor.

Click to see more example sentences
prove ispat etmek

No, but that doesn't prove anything.

Hayır, ama bu bir şey ispat etmez.

Now you go prove it and come back to me.

Şimdi git bunu ispat et ve sonra bana dön.

You just go out and prove it.

Hadi git de bunu ispat et.

Click to see more example sentences
prove göstermek

Tonight, Adrianna proved that she's not dependable, and you proved that you don't need her onstage.

Bu gece, adrianna güvenilmez olduğunu kanıtladı. Ve sen de sahnede ona ihtiyacın olmadığını gösterdin.

That proves someone was here.

Bu gösteriyor ki burada biri varmış.

He should be publicly flogged. inspector Kadam has proved one thing.

İbreti alem için kırbaçlanmalı. Komiser Kadam bir şeyi gösterdi.

Click to see more example sentences
prove çıkmak

All right, uh, she seduced me, okay just to prove to you that he's a cheater.

Pekala Beni o baştan çıkardı, tamam mı? Sana onun bir yalancı olduğunu kanıtlamak için

Why don't you guys make out and prove it.

Neden çocuklar çıkarmak ve bunu kanıtlamak değil.

To justify the pride, something always to prove what wasn't there.

Gururu haklı çıkarmak için, bir şey hep orada olmayanı kanıtlamak için.

Click to see more example sentences