English-Turkish translations for purpose:

amaçsız, amaçlı, amaç · bile bile · amaçlamak · niyet · isteyerek, istemek · kasıt · maksat · gaye · azim · karar · other translations

purpose amaçsız, amaçlı, amaç

It gave you purpose, but you still have money, and this is a purpose.

O sana bir amaç veriyordu, ama hâlâ paran var ve bu da bir amaç.

Give them a new purpose.

Yeni bir amaç ver onlara.

You have given me new purpose, new power.

Bana yeni bir amaç, yeni bir güç verdiniz.

Click to see more example sentences
purpose bile bile

That's because Mommy loses on purpose, which is not a good life lesson.

Çünkü anneniz bilerek kaybediyor ki bu hiç iyi bir hayat dersi değil.

Did somebody do this on purpose?

Biri bunu bilerek mi yaptı?

Whatever he did, he didn't do it on purpose.

O her ne yaptıysa, o bilerek yapmadı.

Click to see more example sentences
purpose amaçlamak

You know, for scientific purposes.

Bu bilimsel amaçlar için, biliyorum.

They exist for theoretical purposes only.

Onlar sadece teorik amaçlar için vardır.

For surgical purposes.

Cerrahi amaçlar için.

Click to see more example sentences
purpose niyet

What other purpose could I have?

Başka ne niyetim olabilir ki?

Perhaps escape wasn't it's purpose.

Belki de niyeti kaçmak değildi.

It is, however, a pattern, and a pattern implies purpose.

Öyle, ancak bir şablon ve bu şablon bir niyetin göstergesi.

Click to see more example sentences
purpose isteyerek, istemek

He's a strange man, but he's a man who wanted to serve a larger purpose.

Garip bir erkek ama daha büyük bir amaca hizmet etmek isteyen bir erkek.

Then God wants you for a special purpose.

O zaman Tanrı sizi özel bir amaç uğruna istiyor.

You were completely and totally on purpose.

Sen kesinlikle ve tamamen isteyerek oldun.

Click to see more example sentences
purpose kasıt

You did it on purpose, right?

Bunu kasıtlı yaptın, değil mi?

He'd never hurt me on purpose.

Bana asla kasıtlı zarar vermez.

Somebody did that on purpose.

Birisi bunu kasıtlı yaptı.

purpose maksat

This letter was written with a cool and purposeful hand.

Bu mektup, soğukkanlı ve maksatlı bir el tarafından yazılmış.

Buffy and her all-purpose solution.

Buffy ve onun çok maksatlı çözümleri.

purpose gaye

I gave you a purpose.

Sana bir gaye verdim.

purpose azim

Chicken Soup for the Soul. The Purpose Driven Life.

Ruh için Tavuk Çorbası Azimli Hayatı Amaçla.

purpose karar

But instead, you decided to co-opt him for your own purposes.

Ama bunun yerine, onu kendi amaçlarına alet etmeye karar verdin.