English-Turkish translations for put:

koymak · bırakmak · indirmek · yerine koymak · yere koymak · takmak · yapmak · etmek · sokmak · gitmek · yerleştirmek · atmak · çıkarmak · koymak yerleştirmek · yazmak · geçirmek · söylemek · zorlamak · para koymak · sürmek · açmak · geri bırakmak · koyma · kurmak · oturtmak · kullanmak · dökmek · girmek · tıkmak · sormak · saklamak · susturmak · hareketsiz · açıklamak · bastırmak · fırlatmak · reye koymak · asmak · kaydetmek · bindirmek · other translations

We also found translations for word put in Turkish.

put koymak

Why? Mary, please do me a favor and just put the box back for now, okay?

Mary, lütfen bana bir iyilik yap ve o kutuyu şimdilik yerine koy, tamam mı?

Here Put your hand here.

Buraya. Elini buraya koy.

Somebody put it there.

Biri onu oraya koydu.

Click to see more example sentences
put bırakmak

Listen, Jeff, just put the gun down and we'll forget this whole thing, okay?

Dinle Jeff, silahını yere bırak ve her şeyi unutalım tamam mı?

Put that damn thing away!

Bırak şu lanet olası şeyi!

Put the gun down, David.

Silahı yere bırak David.

Click to see more example sentences
put indirmek

Come on, come on, shoot me now, or put down the gun.

Hadi, hadi, ya beni hemen şimdi vur, ya da silahını indir.

Put the gun down Jack.

İndir o silahı Jack.

Put that gun down, you stupid pig!

İndir o silahı, seni aptal domuz!

Click to see more example sentences
put yerine koymak

Why? Mary, please do me a favor and just put the box back for now, okay?

Mary, lütfen bana bir iyilik yap ve o kutuyu şimdilik yerine koy, tamam mı?

And you, put that down.

Ve sen, koy onu yerine.

She put herself in your place, so put yourself in her place.

O kendini senin yerine koydu, sen de kendini onun yerine koy.

Click to see more example sentences
put yere koymak

Just put the gun down and let's talk, okay?

Silahı yere koy ve konuşalım, tamam mı?

Put it somewhere safe.

Güvenli bir yere koy bunu.

Wait, put this somewhere safe.

Bekle, bunu emin bir yere koy.

Click to see more example sentences
put takmak

Then find it and put it back on.

O zaman bul ve geri yerine tak.

At least put this on.

En azından şunu tak.

Put on a black suit.

Siyah bir takım giy.

Click to see more example sentences
put yapmak

Why? Mary, please do me a favor and just put the box back for now, okay?

Mary, lütfen bana bir iyilik yap ve o kutuyu şimdilik yerine koy, tamam mı?

No, what you and your sisters do, what I saw you do it put some perspective on my work.

Hayır, hayır, ne ve kız yapmak, seni ne gördüm ne Bu Işime bir bakış açısı koydu.

And he was putting pressure on you for money maybe, maybe he was blackmailing

Hayır. Belki para için baskı yapıyordu sana. Belki de şantaj yapıyordu.

Click to see more example sentences
put etmek

Put that thing away and come help me!

Bırak şu şeyi ve bana yardım et!

Then put it down and pay attention to me!

Sonra onu yere koy ve bana dikkat et.

Careful, put your hand under his head.

Dikkat et, elini başının altına koy.

Click to see more example sentences
put sokmak

I am so sorry, so very sorry to put you in this position.

Çok özür dilerim. Seni bu duruma soktuğum için çok özür dilerim.

Please, put me back in.

Lütfen, beni geri sok.

He puts her into a deep, deep sleep for at least eight hours, I hope.

Onu çok derin bir uykuya sokmuş. En azından sekiz saatlik bir uykuya.

Click to see more example sentences
put gitmek

Go up and get something hard, a door or something, to put him on it. Go! Alright.

Git ve sert bir şey getir, kapı veya başka bir şey onu üzerine koymak için.

Put it down and go.

Yere koy ve git.

Now go and put your sword somewhere safe and bring me my supper.

Şimdi git kılıcını güvenli bir yere koy ve bana yemeğimi getir.

Click to see more example sentences
put yerleştirmek

I'm sorry, but put yourself in my place.

Özür dilerim. Ama kendini benim yerime koy.

Put on something nice and find me after lunch.

Güzel bir şeyler giyin de yemekten sonra bul beni.

All right, everybody, stay put, and remain calm!

Tamam millet, yerinizde kalın ve sakin olun!

Click to see more example sentences
put atmak

Put in a little extra sugar. It's gonna be a long night.

İçine biraz daha şeker at, bu uzun bir gece olacak.

And England makes him a revolutionary leader and when he no longer serves her, he's put aside.

Ve İngiltere onu bir ihtilal lideri yaptı ve artık ona hizmet etmediğinde onu bir kenara attı.

Yeah, Danny put him in prison.

Evet, Danny onu hapse atmış.

Click to see more example sentences
put çıkarmak

Go upstairs and put on something else.

Çık yukarı, başka bir şey giy.

Please open your mouth and put out your tongue.

Lütfen ağzını ve dilini dışarı çıkar

Put good things out there.

Orada iyi şeyler çıkar.

Click to see more example sentences
put koymak yerleştirmek

I'm sorry, but put yourself in my place.

Özür dilerim. Ama kendini benim yerime koy.

Please put yourself in my shoes.

Lütfen kendini benim yerime koy.

Put yourself in my shoes, Bill.

Kendini benim yerime koy Bill.

Click to see more example sentences
put yazmak

Write a love letter and put it in the secret place.

Ona aşk mektubu yaz, ve onu gizli yere bırak.

Hey, put your hands together, Los Angeles, for the man who wrote this song and my very special friends Von Colt!

Hey, ellerinizi kaldırın Los Angeles, bu şarkıyı yazan adam için o benim çok özel bir arkadaşım Von Colt!

Just because that print is Ray Bradstone's does not put him back behind bars.

Ray Bradstone's çünkü sadece bu yazdırma onu geri parmaklıklar arkasına koymak değil.

Click to see more example sentences
put geçirmek

Why don't you put on a bulletproof vest, I'll come down there and I'll shoot you.

Neden kurşun geçirmez bir yelek giymiyorsun, ben oraya gelirim ve seni de vururum.

Last week I gave him IV Solu-Medrol and put him on high-dose steroids for his arthritis. Last week?

Geçen hafta ona damardan Solumedrol verdim ve artiriti için ona yüksek dozda steroit verdim.

Um, do me a favor and put on that sweatshirt.

Bana bir iyilik yap da üstüne bir şeyler geçir.

Click to see more example sentences
put söylemek

Put the knife down and tell me what you want!

Bıçağı yere bırak ve bana ne istediğini söyle!

Well, put in a good word for me.

Şey, benim için iyi bir söz söyle.

Tell them I'll put everything except fear into them.

Söyle onlara, korku hariç her şeyi koyacağım.

Click to see more example sentences
put zorlamak

Look, Dave, you put me in a very difficult position.

Bak, Dave, beni çok zor bir duruma sokuyorsun.

You've put me in a difficult position, son.

Beni çok zor bir duruma soktun, evlat.

Sorry for putting you in a difficult position.

Seni zor bir duruma soktuğum için özür dilerim.

Click to see more example sentences
put para koymak

And you, put the money down!

Ve sen, parayı yere koy!

I put my own money into this.

Ben bu işe kendi paramı koydum.

Then put up your money.

O zaman koy parayı.

Click to see more example sentences
put sürmek

Let's put aside for the moment whether he's a good man or a bad man, OK?

İyi ya da kötü adam olup olmadığını bir süreliğine kenara bırakalım tamam mı?

Go home and put some balm.

Eve git ve biraz merhem sür.

Put on some lip gloss, Mary.

Biraz dudak parlatıcısı sür, Mary.

Click to see more example sentences
put açmak

Put some clothes on and open the door!

Al üstüne bir şeyler ve şu kapıyı.

Open a foreign account and put the money there.

Yabancı bir hesap ve parayı buraya koy.

Unlock the door, put the tray on the table, lock the door again.

Kilidi , tepsiyi masaya koy ve kapıyı kilitle tekrar. Bu kadar.

Click to see more example sentences
put geri bırakmak

Put it back where it was and leave me. Hurry!

Onu geri koy ve beni yalnız bırak, çabuk ol!

Put the gun down and back away.

Silahını yere bırak ve geri çekil.

And put back the money.

Ayrıca parayı da geri bırak.

Click to see more example sentences
put koyma

Just don't forget to put everything back.

Sadece her şeyi geri koymayı unutma sakın.

But you don't put any money inside, right?

Ama içine hiç para koyma, tamam mı?

Before you put your hand somewhere, look twice!

Bir yere elini koymadan önce, iki kez bak!

Click to see more example sentences
put kurmak

Yeah, but they put them up before Tom died and before all those reporters were camped out.

Evet ama onlar Tom ölmeden önce ve tüm o gazeteciler dışarıya yerleşmeden önce kurmuştu.

Go put some dry clothes on.

Git üstüne kuru bir şeyler giy.

Go put some dry clothes on and come.

Üstüne kuru bir şeyler al sen de gel.

Click to see more example sentences
put oturtmak

Put this on and sit down.

Bunu koy ve yerine otur.

Sit down and stay put.

Otur ve bir yere kıpırdama.

Gus, put that thing down and sit up.

Gus, o şeyi yerine koy da otur.

Click to see more example sentences
put kullanmak

Just tell him to put a star filter next time.

Söyle ona bir dahaki sefere yıldız filtresi kullansın.

He put money down, won, and bought a used Delorean.

Parayı koydu ve kazandı. Kullanılmış bir DeLorean aldı.

You put those disgusting used tampons in Professor Konop's purse.

O iğrenç kullanılmış pedleri Profesör Konop'un çantasına atmıştın.

Click to see more example sentences
put dökmek

Miss Clarence put so much mayonnaise on his head, he smelled like a rotten salad.

Bayan Clarence kafasına o kadar çok mayonez döktü ki, çürümüş salata gibi kokuyordu.

Put salt on, it tastes better.

Üzerine tuz dök, tadı daha iyi olur.

Put a few drops here.

Buraya birkaç damla dök.

Click to see more example sentences
put girmek

So, Bob, for why are you in this prison put?

Peki Bob, sen ne için girdin bu hapse?

Camilo arrived a few weeks ago and we put ourselves under his command.

Camilo bir kaç hafta önce geldi. Biz de onun komutasına girdik.

Detective Freamon insisted I put him through.

Dedektif. Freamon girmem için ısrar etti.

Click to see more example sentences
put tıkmak

Then put me in jail.

O zaman beni hapse tık.

Your mouth is a recommended place to put a sock.

Ağzına bir çorap tıkmak için uygun bir yer.

This guy is sort of the Mitch Globmun of getting put in jail for this.

Bu adam bir nevi Mitch Globmun'u bunun için içeri tıkmak gibi bir şey.

Click to see more example sentences
put sormak

Let me put a question to you:

Dur sana bir soru sorayım:

Don't ask me, you put 'em here.

Bana sorma. Onları buraya sen koydun.

But there was one allegation, a most important allegation, that was never put.

Ama bir itham, bu mahkemedeki en önemli itham hiç sorulmadı.

Click to see more example sentences
put saklamak

Or put it someplace safe.

Ya da güvenli bir yere sakladı.

To put it more bluntly, what or who exactly are you hiding, sir?

Daha açık söylemek gerekirse sakladığınız tam olarak ne ya da kim, efendim?

Put away the armlet, Kriemhild, it guards an ugly secret.

O kolluğu ortadan kaldır Kriemhild, o çirkin bir sırrı saklıyor.

put susturmak

Put up or shut up.

Ya çıkar ya da sus.

Put up or shut up, K.

Ya vur, ya sus, K.

Why put an expensive silencer on a cheap gun?

Neden ucuz bir silaha pahalı bir susturucu?

put hareketsiz

Put it down and don't move.

Koy onu yerine ve hareket etme.

Al-Qaeda would never put an operation like this in motion unless they thought there was something there.

El-Kaide hareket böyle bir operasyonu koymak asla Onlar düşünce sürece orada bir şey vardı.

Nothing like putting the brakes on something that's moving.

Şey olduğu hareket frenler koyarak gibi bir şey yok.

put açıklamak

And he put it so nicely.

Ve o çok kibarca açıkladı.

Divya and my brother don't have trouble putting things indelicately.

Divya ve kardeşim bir durumu kabaca açıklamaktan çekinmez.

put bastırmak

Put your hand here. Keep the pressure on, okay?

Elini şuraya koy, basınca devam et, tamam mı?

The next week, the Foresie family put a hit on Baby Face's house.

Bir hafta haftas sonra, Foresie ailesi Bebek yüzlünün evini bastı.

put fırlatmak

He put me through a goddamn window.

Beni lanet olası bir camdan fırlattı.

Pitching washers Give me an idea for a putting technique.

Contaları fırlatmak vuruş tekniği için bana bir fikir verdi.

put reye koymak

Sip eggnog, roast chestnuts, put some carrots out for Santa's reindeer, okay?

Eggnog yudumla, kestane pişir Noel Baba'nın ren geyiği için dışarı havuç koy.

We can help put the "U"back in" Re-you-venate.

Biz "U"koymak yardımcı olabilir geri" re-sen-venate.

put asmak

Well, I put a few easy things on there.

Aslında, birkaç kolay şey de koydum oraya.

Set up roadblocks,put up wanted posters.

Yolları kapatıp, aranıyor posterleri asmak.

put kaydetmek

Marta, put Mr. Osnard down as an old customer.

Marta, Bay Osnard'ı eski müşteri olarak kaydet.

put bindirmek

I'll put him On the snowmobile

Ben onu kar aracına bindireceğim.