puts

When I put the thing on, something happens, something bigger than me, I saved that guy's life!

Bu şeyi giydiğimde bir şey oluyor benden daha büyük bir şey. O adamın hayatını kurtardım!

Why? Mary, please do me a favor and just put the box back for now, okay?

Mary, lütfen bana bir iyilik yap ve o kutuyu şimdilik yerine koy, tamam mı?

You want this, come here Look, put your hand here, okay Put this one here

Bunu istiyorsun, buraya gel Bak, ellerini buraya koy, tamam Bunu şuraya koy

But, hey, look, I know it's a lot to put up with, but it's not forever.

Ama hey bak, biliyorum katlanmak için çok fazla ama bu sonsuza kadar değil.

Yeah, you put up a good fight, but not good enough.

Evet, sen de iyi dövüştün fakat yeterince iyi değil.

I'm sorry, but put yourself in my place.

Özür dilerim. Ama kendini benim yerime koy.

Well, he's not here right now, so, uh, put it down.

İyi ama o şimdi burada değil, onu yerine koy.

Come on, come on, shoot me now, or put down the gun.

Hadi, hadi, ya beni hemen şimdi vur, ya da silahını indir.

And even if it's a lie, make it an interesting lie and I'll put it up, I swear.

Eğer bu bir yalansa bile, ilginç bir yalan olsun Ve ben bunu koyucam yemin ederim.

Just put the gun down and do what he says.

Sadece silahını indir ve o ne diyorsa onu yap.