English-Turkish translations for puzzle:

bulmaca · yapboz · bilmece · şaşırtmak, şaşırmak · kafasını karıştırmak, kafası karışmak · şaşkınlık · muamma · boz · other translations

puzzle bulmaca

She could be anywhere now, in this city or not. She had a piece of the puzzle

O, şimdi her yerde olabilir bu şehirde ya da değil. bir parça vardı bulmaca

It's a puzzle box.

Bu bir bulmaca kutusu.

There's a puzzle here.

Burada bir bulmaca var.

Click to see more example sentences
puzzle yapboz

This is not a fascinating puzzle.

Bu enteresan bir yapboz değil.

Like a puzzle with a missing piece, you know?

Eksik parçası olan bir yapboz gibi, bilir misin?

The puzzle people okay, can I buy something?

Yapboz insanları Tamam, bir şey alabilir miyim?

Click to see more example sentences
puzzle bilmece

It's sort of like a puzzle.

Bir çeşit bilmece gibi bir şey.

What a puzzle then!

Bu bir bilmece o zaman.

Life's a puzzle, don't you think?

Hayat bir bilmece. Öyle değil mi?

Click to see more example sentences
puzzle şaşırtmak, şaşırmak

This is what puzzles me.

Beni şaşırtan da bu.

Yeah, so what's so puzzling, Duck?

Evet, peki şaşırtıcı olan ne, Duck?

Diana was puzzled but asked her home to supper.

Diana şaşırmıştı ama onu eve akşam yemeğine davet etti.

Click to see more example sentences
puzzle kafasını karıştırmak, kafası karışmak

Something else puzzles me it's also the key to solving this murder case

Kafamı karıştıran bir şey var, bu ayrıca cinayeti çözmenin de anahtarı.

A lot of things puzzled Mary, especially her mother, Vera Lorraine Dinkle.

Mary'nin kafasını karıştıran pek çok şey vardı, özellikle de annesi Vera Lorraine Dinkle.

But one thing still puzzles me.

Ama kafamı karıştıran bir şey var.

Click to see more example sentences
puzzle şaşkınlık

Now I'm puzzled, because

Şimdi şaşkına döndüm, çünkü

People are puzzled.

İnsanlar şaşkına döner.

puzzle muamma

Yes, this other thing is a genuine puzzle.

Evet, bu diğer şey gerçek bir muamma.

Negroes and the vote, that's a puzzle.

Zenciler ve oy hakkı, bu bir muamma.

puzzle boz

Let's think of it as a puzzle and there's a missing piece.

Bunu bir yap-boz gibi düşünün ve kayıp bir parça var.

It's a puzzle, isn't it?

Bu bir yap-boz, değil mi?